Aşı Değil, Gen Terapisi!

Aşı Değil, Gen Terapisi!

Avukat Reiner Füllmich: “İnsanlar bu bir “aşı” bile değil, genetik deney diyorlar. Siz ne diyorsunuz?”

Prof. Dolores Cahill: 

“Evet, aşı kriterini karşıladığı söylenemez bunun, fakat aşıya bağlı olumsuz etkiler 3 dalga halinde gelecek bence: Birinci grup, aşılamadan sonraki 1 hafta içinde görülen anafilaksi tarzı olumsuz olayları kapsıyor, böyle bir durumda bu aşının ikinci dozunun verilmemesi gerekir. Birçoğunun 2 doz şeklinde uygulanması planlandı çünkü aşıların. Aşıda her ne mRNA kullanılmış olursa olsun, bu insanlar Şubat veya Mart 2021 veya bir sonraki yıl [ikinci doz aşıyla] bunu vücutlarına yeniden aldıklarında, esas olumsuz etkiler işte o zaman yaşanacak, çünkü hayvan deneylerinde görülen de oydu;

etmenle ikinci karşılaşmada hayvanların %20, %50’si veya tamamının öldüğü görülmüştü.

80 yaş üstündekilerden 1. dozda olumsuz etki yaşayacaklar bazı aşılar için %2.5 olarak belirlenmiş, yani her 40 kişide 1’i aşıdan dolayı çalışamaz veya normal hayatına devam edemez hale gelecek demektir.

2. aşılamada bu oran 10 kişide 1’e yükselebilir, fakat 80 veya 75 yaş üstündekilerin bu mRNA ile yeniden karşılaşmada %80’inin yaşam kısıtlayıcı olumsuz etki yaşayacağını yahut öleceğini düşünüyorum.

Diğer yaş grupları için bir şey öngörmek güç ama belki yarısı ağır yan etki yaşayacak.

Çünkü bu gen terapisi veya tıbbi cihazın yaptığı şey vücudunuzda kronik bir otoimmün hastalık yaratmak;

[fıstık alerjisine atıfla] fıstıkları vücuda enjekte etmek gibi düşünün bunu fakat tabii bilmiyorlar da enjekte edilenin ne olduğunu. Sonra gidip bir şeyle [virüs] karşılaştıklarında elbette olumsuz yanıt verecek vücut buna. Bu olumsuz yanıt da önce anafilaksi (yani alerjik tepki) ile başlayacak, ikinci dalgada da anafilaktik tepkiler görülecek ve fakat vücuda aldığın mRNA her neye karşıysa, bununla üçüncü karşılaşmada vücutta artık hafif şiddette otoimmün hastalık başlatmış olacaksın, bağışıklık kazanmakla filan alakası yok olayın.


Vücuda aldığın mRNA, virüs proteini yapmaya yarıyor ve sen genetiğiyle oynanmış bir organizmasın artık.

İmmün sistemin işi bulduğu virüs veya bakteriyi vücuttan atmak, oysa kendi bedenin, bizzatihi hücrelerin imal ediyor bu virüsleri artık ve yine kendi bedenin bu hücrelere savaş açmak zorunda şimdi ve hafif çaplı bir otoimmün hastalığa sahipsin artık. 

Şubat veya Mart gibi bu virüsle yeniden karşılaşman, immün sisteminin virüsten kurtulmak için uyarılmış olması demek. Oysa bakacak ki aynı virüs proteinleri senin hücrelerinde, organlarında cirit atıyor, immün sistemin eli mahkum, kendi organlarına saldırmaya başlayacak. 1 hafta içinde organ yetmezliğine girmen demek bu, zira kendi immün sistemin kendi organlarını öldürmekle meşgul. Bu durumu yaşayan hastalarda önce sepsis baş gösterecek, bir-iki hafta kadar bu tabloda kaldıktan sonra da organ yetmezliğinden ölecekler.   

Yaşlıların durumundaysa, zaten bir veya iki eşlikçi hastalıkları bulunduğundan bu insanlar immün sistemin randımanlı çalışması için gerekli enerjiye de sahip olmayacaklar ve vücutta süregiden tüm işlemlerden bitap düşüp, fizikman tükenecekler. Bedenlerinin her bir hücresi bu mRNA’yı taşıdığından gidişatı durdurmanın pek bir yolu da yok ve kalp, dalak, ciğerler, karaciğer … birbiri ardına iflas edecek bu mücadelede, çünkü vücudunda bu mRNA’nın protein yapmadığı hücren yok! 

İşte o yüzden acilen, özellikle de bakım evlerindeki yaşlılara vurulan aşı viyallerinden her 100 veya 200’ünden 1’ini alıp muhafaza edeceğimiz bir depo oluşturmamız elzem. Rasgele seçilmiş aşı viyallerini tutacak bir biyolojik depo gibi bir şeyimiz olacak ki, insanlar patır patır ölmeye başladığında açıp bakabilelim bu aşıların içinde tam olarak ne varmış. Hatta bunu şimdi yapıyor olmamız lazım, çünkü verilen aşılarda yalnız korona değil, birden fazla mRNA bulunuyor olabilir. Bilmem anlatabildim mi? Aşıdaki mRNA’nın dizilimini çıkarmamız lazım ki, tutup influenza (grip) veya başka doğal virüslerin genetik materyalini de koymuşlarsa aşıya, insanların immün sistemlerini dolaşımdaki diğer doğal virüslere karşı da uyarmış oluyorlar çünkü, bunu anlayabilelim. Hiç vakit kaybetmeden bir kalite kontrol sistemi oluşturulmalı, doktorların rasgele, uyguladıkları her 100 aşıdan 1’ini depoya teslim etmeleri sağlanmalı ki benim gibi birileri gidip forensik inceleme yapabilsin, bu viyallerde ne var ne yok görülebilsin. Yaşlılar ölmeye başladığında bu aşılarda ne kullanıldığını bilebilmemiz lazım çünkü.

Sonuç olarak, kesinlikle tehlikeli bir gen terapisidir bu ve yaşlı insanlara verilmemelidir.”

İngilizcesi:

Reiner Füllmich: “People say it’s not even a vaccination, it’s a genetic experiment. What do you think?”

Prof. Dolores Cahill:  

“Yeah, so it doesn’t really meet the criteria. But I suppose there are 3 waves of adverse events. Right? There is the adverse events which is more or less like anaphylaxis in the first week. The these vaccines shouldn’t be given in second dose. You know? So I know they’ve planned a lot of them as 2 vaccinations. But the real adverse events will happen, whatever the mRNA is in the vaccine, that when the person comes across that, it could be in February-March, 2021 or a year later, that would be when in the animal studies maybe 20%, 50% or all of the animals died. So I’m also saying that people over 80 who get these between the combination of the first adverse events, which is about 2.5 % in some vaccines, (1 in 40 people) adverse events 

where they’re not able to function or work or live life normally, the second vaccination it could be 1 in 10, but for the over 80 year olds, or 75 year olds, I would think that about 80% of them, 

will have life limiting adverse events or die, when they come across the mRNA again, and for others it’s hard to know, it could be half of the people  will be severely, and what it does is, this gene therapy or medical device is actually setting up, an autoimmune disease, chronically, that’s what it’s setting up, so it’s a bit like injecting peanuts, you know, but they don’t know what it is, and you come across sth and then you go into your adverse events. And the adverse events is you start this anaphylaxis first, the first wave, anaphylaxis, allergic reaction, the second wave, but the third reaction when you come across whatever the mRNA is against, you have stimulated your immune system to a low-grade auto-immune disease, not immunity, to yourself, because the mRNA is expressing a viral protein, you make yourself a genetically modified organism, so the immune system is meant to push the viruses out or the bacteria, but you actually see it in your body, in your cells, the autoimmune disease is attacking yourself low-grade, when you come across the virus, say-February-March, that stimulates the immune system to get rid of the virus, but then it suddenly sees that you have viral proteins in your cells and in your organs, your immune system attacks your own organs, you then after a about a week of that go into organ failure, because your immune system is killing your own organs, and those patients will present as sepsis initially for another week or two, and then will die from organ failure.

And while the elderly die, is that when you have one or more comorbidities, the energy that the immune system requires to boost your immune system will make them very tired, and exhausted, and then they just don’t have the capacity if they have underlying conditions for the immune system–well, you know normally, because this mRNA is in every cell of their body, it’s almost unstoppable because each time they destroy let’s say the heart, or the spleen, you know the lungs or the liver, the mRNA is expressing the protein in every cell, so, just as a solution what we urgently need ia a repository like every 1 in a 100, or 1 in 200 vials that are injected especially into the elderly in the care homes, they need to be stored in a bio-repository of the vaccine vials randomly, so that when the people start to die we can actually see what is in this vaccine, or we should be doing it now, so that– I am concerned that maybe there are multiple mRNAs in this vaccine and not just something for the corona. You know? We should be sequencing the mRNA, because if it was influenza as well or other viruses, we would be priming these people to the natural viruses that are circulating. So there needs to urgently be quality control, random, for doctors to be required to give 1 in a 100 to repository, and someone like me could forensically analyse what’s in these vaccine vials, so that when the elderly start dying, we will know, you know, we should be knowing now what’s in them.

So, it’s absolutely a dangerous gene therapy, should not be given to the elderly.”      

Bill Gates’in Kitap Tavsiyesi: “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir” – Video

Bill Gates’in Kitap Tavsiyesi: “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir” – Video

Önceki videolardan birinde Bill Gates’in yıllar önce herkese “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir” diye bir kitap önerdiğinden bahsetmiştim.
Aradan geçen aylarda şu kitabı bir de ben okuyayım dedim.
Şok olacaksınız!
Hemen arka kapakta diyorki,

“Hilebazı kendi oyununda yenmek istiyorsan numaralarını öğreneceksin”

ve Darrel Huff da bu kitapta size tam olarak bunu öğretiyor.

Çarpılmış grafikler, taraf hatası yüklü örneklemlerden yanıltıcı ortalama değerlere kadar ajandası yahut satacak ürünü olan birinin ardına gizlenebileceği sayısız istatistiksel ayak oyunu var.

Atlantic’in yorumu şöyle:

“Yücelerin yücesi istatistiğe inancını yitirtmesi garanti, hoş bir yoldan çıkarıcı kitap bu.”

Bunu biz söylemiş olsak çoktan “komplo teoricisi” yaftası yemiş, Facebook’tan atılmış, sansüre boğulmuş, Instagram’dan kovulmuş, tıpkı şu an olduğu gibi gibi kariyerimiz yerle bir edilerek, hayatımız karartılmaya çalışılıyor olurdu. Fakat bunu diyen ben değilim, Gates’in herkes okusun dediği kitapta yazıyor bunlar.
Kitap birebir bugün yaşamakta olduklarımızı anlatıyor.
Fakat olay şu, burada anlatılanları bir bir yaparlarken kimse onları sorgulamasın istiyorlar. Bunun için de attıkları her adımın etrafına komünist rejim tarzı sansür ağı örüp olan biteni sorgulayan olursa da anında ortadan kaldırılması gereken kötü adam ilan ediyorlar.

Birkaç yıl önce Bill Gates neleri okumanızı istemiş, gelin kitaptan bir bakalım:

Diyor ki:

“1952’nin polio için tıp tarihindeki en kötü yıl olduğunu duymuşsunuzdur. Bundan iyi kanıt mı olur diye düşünebileceğiniz bir veriye dayanılarak yapılıyor bu çıkarım: Önceki yıllara göre o yıl polio vaka bildirimlerinde muazzam bir artış olduğundan bu sonuca varılıyor. Fakat uzmanlar bu rakamları incelediğinde olumlu sayılabilecek birkaç noktaya rastlıyor. Bunlardan biri, o yıl çocuk popülasyonda süseptibilenin yaş itibariyle zirve yapmış yıl olduğunun anlaşılması, yani hastalık görülme hızı aynı kalsa bile vaka sayısının rekor düzeye ulaşacağı belli. Bir başka faktör de, polio ile ilgili genel farkındalığın artmasıyla teşhis alanların sayısının artması ve hafif vakaların bile kayda geçirilmeye başlaması. Son olarak da, polio için sigorta şirketlerinin ödemeyi artırması ve Milli Yenidoğan Paralizisi Vakfı’nca polio vakalarına maddi yardım miktarının artırılmasıyla finansal teşvik durumunun ortaya çıkması. Tüm bu faktörler biraraya geldiğinde, polioda gerçek manada artış olduğu fikri şüpheli duruma düşmüş, toplamda kaydedilen ölüm oranları da şüpheyi doğrulamıştır.”

Tanıdık geliyor mu bu söylenenler size??
Elbette!
Devam edelim…

“Kesin bir dil kullanılarak bilirkişi edasıyla yapılan açıklamalar her nasılsa sağdunun önüne geçmeyi başarmıştır.”

Peki bu tanıdık geliyor mu?
Elbette! Devam ediyoruz…

“Suç herzaman salt tıp profesyonellerinde de değil aslında. Toplumsal baskı ile savsak ve aceleci gazetecilik, bilhassa talebin çok, istatistiksel arkaplanın da puslarla kaplı olduğu zamanlarda ekseriya ispatsız birtakım tedavilerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Birkaç sene evvelinin akın akın koşulan “grip” aşıları için de durum böyleydi, şimdinin antihistaminleri için de durum aynı. İşe yaramadığı görülmüş bu “çare”lerin bunca tutulmasına sebep ise, bahsi geçen rahatsızlığın güvenilmez doğası ve mantık fukaralığıdır. Bekleseniz, nezle/grip zaten kendiliğinden geçecek bir şeydir. Muğlak çıkarımlarla kandırılmaktan nasıl korursunuz kendinizi peki?”

TANIDIK GELİYOR MU?
Elbette.
Devam ediyoruz…

“Bazen örneklem [kişi] sayısı yansıtıldığı gibi olmayabiliyor. Birkaç yıl önceki bir polio aşı deneyi bu duruma şahane bir örnek. Tıbbi deney hiç fena sayılmayacak bir örneklem sayısına sahipti: bir kentteki 450 çocuk aşılanmıştı, kontrol olarak da 680 aşısız çocuk takibe alınmıştı. Çok geçmeden kentte salgın görüldü. Aşılanmış çocuklardan hiçbirinde bariz polio gelişimi gözlemlenmedi. Kontrol grubunda da polio geçiren olmadı. Bilimcilerin deneyi kurarken atladıkları, yahut anlamadıkları nokta, paralitik polionun [çocuk felcinin] düşük insidansıydı. Bu ölçekteki bir grupta normal koşullarda beklenecek polio sayısı zaten 2 iken, bu deneyden çıkacak sonucun hiçbir manasının olmayacağı daha başından belli.”

İyi de, hani istatistiki verinin doğruluğu tartışılmazdı?!
Bunu da bize alın bu “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir” kitabını okuyun diyenler söylemiyor mu?
Ama kitap kaç onyıl önceden bize, istatistikle nasıl bir güzel yalanlar söylenebileceğini anlatıyor?
Bu yıl yaşanan şey de aynen bu ama siz kalkar bakın böyle böyle istatistiki yalanlar söyleniyor derseniz satılık medya, satılık sağlık endüstrisi bürokratları ve rüşvetçi ilaç tekelleri için 1 no’lu düşman oluveriyorsunuz.

Bu sene sıraladıkları bariz yalanlardan biraz örnek vereyim.
Bunu ta Mart ayınca vermiştim mesela…
WHO başta ne dedi? Virüsten ÖLÜM oranı %3.4 (!) dedi.
%3.4 ne demek?! Korkunç yüksek bir oran! Ancak başkan Trump bile bunun yanlış olduğunu anlayacak aklı selime sahipti.
Ne oldu? Medya saldırıya geçti; “Trump koronavirüsten ölüm oranının %3.4 olduğunu sanmıyormuş” diye dalga geçtiler. Benim gibi insanlarla da dalga geçip sansürlediler…
Fakat oran elbette yanlıştı. Niye?
O zaman daha yaygın şekilde test filan yapılmıyordu. Doğru dürüst kimseyi test etmeden ölen kişi sayısına baktığında rakam çok yüksekmiş gibi görünür. Fakat test edilenlerin sayısı onmilyonları bulduğunda ve bulunan asemptomatik vaka sayısı artmaya çıkmaya başladığında haliyle, [ölüm] oran[ı] da düşer.
Yani ölüm oranı hiçbir zaman “3.4” filan olmadı; bunu ben de biliyordum, Trump da, başka bir çok insan da…

Ve fakat, sosyal medyamızla arasından su sızmayan WHO kalktı İSTATİSTİKLE bize YALAN SÖYLEDİ.

Telaffuz ettikleri ölüm oranı gerçek rakamın çok üstünde; basit matematikle gayet görülüyor bu.
Lakin artık dediklerini sorgulamana dahi izin yok!
Tıbbi sıkıyönetimin hakim olduğu komünist rejimle idare ediliyoruz resmen.
Ülkeyi mahvetmeye çalışıyor adamlar, siz de korku ve stres içinde yaşayın istiyorlar.
Spor salonunuz kapansın, retoranlar kapansın, yüzbinlerce insan işinden olsun ama bu adamlar püripak olsun. Sıkıysa eleştir bakalım.

İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir

Gösterdikleri “modeller”e inanmamız lazım ama, di mi?
‘The Atlantic’ gazetesi diyor ki “Covid-19 modellerine inanmayın, amaçları farklı o modellerin.”
Ne? İnanmayalım mı?!
Elbette inanmıyoruz.
Çünkü istatistikle yalan söylüyor adamlar.
Birileri başkan Trump’a da söylese iyi olacak bunu.
Çünkü bu sene doğru gittiği bir iki enstantane oldu olmasına fakat o da ‘istatistikle yalan söylemekten geri durmuyor’, yahut The Atlantic’in inanmayın dediği yanlış istatistiklere “inanıyor” diyelim.
Halen de övüyor bu yanlışları!

“Kapattık işte ve MİLYONLARCA hayat kurtardık, bunun nesi yanlış ki?!”
“Birçok kişi diyor ki, “SÜRÜ bağışıklığı” modelini denemeliydik, bırakalım o olsun…”
“Sorun bakalım Brezilya ne haldeymiş, ki başkanları yakın arkadaşımdır…”
“İyi değil durumları…”
“İsveç’i duyduk, di mi sürü bağışıklığına gittiler…”
“Sorun bakalım ne haldeler İsveç’te şimdi?”
“MİLYONLARCA hayat kurtardık biz!”


Özgürlük savaşçımız diyor ki kapatmalar iyidir, iyi ki yapmışız, milyonlarca hayat kurtardık bak?!
İsveç ve Brezilya’ya bak…ki bu videonun yapım aşamasında kişi başına ölümde ABD’nin yanına bile yaklaşamıyor bu iki ülke ve İsveç’le ilgili istatistikler de hiçbir zaman ne Bidencı demokrat medya ne de Trump’ın dediği gibiydi zaten, tüm bu süreçte hepsi birden “istatistikle bir güzel yalan söylediler”.
Ya da uydurma birtakım şeyler ortaya atıp millet inanana kadar TEKRARLADILAR.

Model meselesinde ise, bunlardan en bilindik ikisi Imperial Modeli ve IHME Modelidir.
ilginçtir, seneler evvel insanlara gidin “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir”i okuyun diyen Bill Gates Washington Üniversitesi’nin ‘Sağlık, Metrik Ölçüler ve Değerlendirme Enstitüsü’ olan IHME’ye
bundan birkaç sene önce tam 279 MİL – YON dolar vermiş.
Gates “istatistiğin değeri”ni biliyor tabii, toplumda yalan-yanlış rakamlarla nasıl algı oluşturulabileceğini biliyor.

2016’da ayrıca Imperial Model yaratıcılarını da fonlamış Gates;
5 buçuk milyon dolar da buraya akmış.

İlaç sanayii ve medya alanında Bill Gates’in bir şekilde elinin değmediği kurum veya kuruluşu ara da bul?!

Sahip olduğu tüm para ve nüfuza rağmen, röportaj verme konusunda sınıfta kalıyor, beden dili tam manasıyla korkunç!
Şuna bir bakın.

Moderna’nın aşısı hayli endişe verici duruyor.
Araştırdık: 2. dozdan sonra deneklerin en aşağı %80’i SİSTEMİK REAKSİYON geliştirmiş.
Şiddetli üşüme-titremeden ateşe kadar yan etki yaşamışlar.
Şu halde,
bu aşılar güvenli mi gerçekten?

Aaa … ve … valla o… ıııı … yan etkiler öyle süper ağır sayılmaz, kalıcı sağlık problemlerine yol açmamış şeyler için… aa, ıı, Moderna bir defa epey yüksek doz aşı denemek durumunda kaldı.
O yüzden, aaaaaa… hani antikor yanıtı oluşsun diye yüksek doza çıktılar.
Diğer pekçok aşı ..aaa.. J&J ve Pfizer’ınki de mesela ..aa.. yanıt almak için daha düşük dozda kalabildiler.
Birsürü özellikleri var bu aşıların .. aaaa.. iyi ki de fazla fazla seçeneğimiz var elimizde
aaa… piyasaya çıkacak…”

Yani bence… ABD hükümeti…

Verileri siz benden daha iyi biliyortsunuz tabii.
Fakat Bill, veriye göre bu yüksek dozu alan herkes yan etki yaşamış.

Ya evet ama bunun bir kısmı fazla ağır olmayan şeyler,
hani böyle, yani işte, vurduğun yer süper acıyor filan ama,
evet, var … ağır yan etki yaratmayacak şekilde yapmamız lazım bu aşıları,
FDA … ben ben bence… bu işi kotarır.

Bill Gates’in aşı yan etkisini kafaya filan taktığı yok, çünkü bir defa Facebook, Instagram, Google ve anaakım sosyal medyanın geri kalanının söylenen ne kadar doğru olursa olsun yan etkiyle ilgili gıkını çıkaran herkesi sansürleyip engelleyeceğini, para kazanma yollarını da ortadan kaldırıp hesaplarını tarihe gömeceğini biliyor.

Ve bir de ilaç baronlarının başkan Reagan’a baskı yaparak imzalattıkları Çocukluk Çağı Aşılarına Bağlı Sakatlanmalar için Milli Tanminat Programı yasası var ki aşı üreticilerinin cezai herhangi bir yükümlülük altında kalmadan ürünkerini satmasına yarıyor.

Yani rutin takvimlerinde yer alan aşıların birçoğu için, zarar görseniz de ilaç şirketini dava edemiyorsunuz.

Devlet ve İlaç Sanayii arasındaki büyük iş ortaklığının resmidir bu.

CV-19 aşılarına gelince, The Wall Street Journal durumu mükemmelen özetlemiş:

“Koronavirüs aşılarından zarar görenlerin yasal olarak yapabileceği fazla bir şey yok””Yaşanacak tıbbi problemlerde şimdiye kadarki tazminat programınınkinden de düşük oran ve miktarlarda tazminat alınabilecek.”

“ABD devleti 30 yılı aşkın süredir gripten polio’ya kadar çok sayıda aşı için 4.4 milyar dolar tazminat ödemiş bulunuyor, ancak CV-19 aşılarından kaynaklanabilecek sakatlanmalar için bundan çok daha dar bir bütçe öngörülüyor.”

Aman ne güzel… “CV-19 aşılarına bağlı incinmeler, 2010’da grip pandemisi veya şarbon yahut Ebola salgını durumunda verilecek ilaçlara bağlı gelişecek incinmelerin tazmini için oluşturulmuş “pandemi tedbir yaralanmaları” programı kapsamında tutulacak.

Bu yıl, Sağlık Bakanı Alex Azar, CV-19 aşılarını da tedbir fonunun karşılaması gerektiğini söyleyerek
ilaç firmalarına tazminat davası açılabilmesinin yolunu kapamış oldu.

Yasal korumaları var.

TV’deki ilaç reklamlarında tüm yan etkileri sayarlar size, çünkü kanuni zorunluluk vardır, aksi takdirde dava edilebilirler.
Purdue ilaç şirketi hakkında çıkar bir haber mesela yahut J&J veya TV’den reklamı yapılan bir düzine başka ilacı çıkaran şirketle ilgili sonra ne duyarsınız?
Size “güvenli” diye tanıttıkları ilaç nedeniyle mahkemelik olmuşlardır.
Bill Gates’in fonladığı şirketlerin ise dava edilir miyiz kaygısı yok, çünkü yasal korumaları var.
Ne güzel iş ama…

Kalkıp sosyal medyada da söyleyemezsin bunu, o zaman da sana kaçık derler.
Bunu diyenler de ortalıkta şu şekilde gezenler bu arada!
Öyle bir hızla kovalanır atılırsın ki forum alanından, başın döner.
Bu onların haklı olduğu anlamına mı gelir, elbette hayır.
Paylaştıkları bilginin doğru olduğu anlamına mı gelir, elbette hayır.
Söylenenin önünü ardını sorgulamanın kötü bir şey olduğu anlamına mı gelir bu? Hayır.
Rakamlarla yalan atılamayacağı anlamına mı gelir? ELBETTE HAYIR.
Daha demin gösterdim size…beni bırakın, BİLL GATES demin gösterdi size, sizi nasıl kontrol edeceklerini biliyor adamlar.

Büyük bir bölüm buna boyun eğiyor, kendi fikri yok, söyleneni yapıyor ya da sesini çıkarmaya korkuyor.

Birçok insan da firmaların bu yasal korumasını kaldıracağını filan zannettiğinden başkan Trump’ı tutuyordu, hatta hâlâ böyle düşünen de var.

Uydurma teoriler üretip duruyorlar başkan Trump’ın yaptıklarını mazur gösterebilmek için çünkü bunların istediği şeyi yapacağını zannediyor bu insanlar ama tabii onlara öyle geliyor. Fakat tıpkı solcular gibi, bunlar da yaşadıkları zihinsel çelişkiden dolayı gerçeği idrak edemeyecek durumdalar
ve duymak istemedikleri türden bir bilgi olunca direkt bloke ediyor zihinleri.

Örneğin, Robert F. Kenndy, Jr. katıldığı bir programda Trump’ın nasıl kendileriyle bir “aşı güvenliğini temin konseyi” kurma aşamasına geldiğini ancak daha sonra nasıl ilaç kartelleri ile işbirliğini seçtiğini anlatıyor.

Her neyse, bu noktada PHARMA sürece dahil oldu
ve bir baktık Trump tuttu Pfizer lobicisini (!!) FDA’nın başına geçirdi?!
Scott Gottlieb’di bu.
Eli Lilly’nin lobicisi Alex Azar’ı da Sağlık Bakanı yaptı
Ve bunlar gelir gelmez de ipimizi çektiler.

– Fena bozulmuşsunuzdur herhalde?

Bozulduk mu bu işe diye mi soruyorsunuz? E tabii! Hem de nasıl bozulduk!
– Ben olsam ben de bozulurdum.
Yani…
Haliyle…
Düşünün, tam olmak üzereydi bu iş ki…

Yaptığımız her iki toplantıda da bu aşı işinde bir sakatlık yok mu diye sordu
zira aşıların olumsuz etkilerini soruşturmak üzere bir komisyon kurma hazırlığındaydı o sıra
ve danıştıkları Robert F. Kennedy, Jr. diye biri de “aşıların …. KÖTÜ ŞEYLER yaptığına dair” bir şeyler söylüyormuş kendilerine.
Ben de dedim ki, YOK… olmaz o iş, bırakın bu komisyon fikrini…
İyi yapmış olmasınız, yapmayın sakın!

İnsanlar kabul etmek istesin veya istemesin, Trump’ın neden ‘aşı pazarlamacası’na döndüğünü açıklıyor bu.


Ivanka Trump 13 Ocak’ta diyor ki: “Trump, Moderna ve NIH (Milli Sağlık Enstitüleri) ile işortaklığına girdi.”

Bu daha kimse koronavirüsü ciddiye dahi almıyorken gelişen bir olay.
İlginç. Tarih 13 Ocak.

Business Insider’ın 27 Ocak tarihli haberine göre ise Jeff Bezos‘un gizli bir klüp için verdiği ve katılımcıların altın madalya taktıkları şaşaalı partide Ivanka Trump ve Bill Gates de vardı.
Yalnız bir iki hafta sonra oluyor bu.
İlginç.

Bill Gates ki senelerdir Moderna’ya para akıtmakta olan bir isim oysa şirketin bu mRNA aşısına kadar piyasaya çıkardığı ürün bile yok. Ve Gates bunlara 2019’un mart ayında milyon doların üzerinde para veriyor.
İlginç.

Başkan Trump ise Moderna’nın 1 numaralı hayranı, tuttu 100 MİLYONLARCA doz aşı satın aldı bunlardan, üstelik de kimini aşı deneyleri tamamlanmadan aylar öncesinden alırken. bir kısmını da hemen geçtiğimiz haftalarda satın alıyor.

Monderna’nın öyle fanatik destekleyicisi ki, hakkında tweet bile attı:

“Moderna ‘Acil Aşı Onayı’ almak için başvurdu…FDA ELİNİ ÇABUK TUTMALI!!!”
“Başlattığımız ‘Son Sürat Harekatı’ modern zamanların muhteşem bir mucizesi oldu.”

Aşılara ŞÜPHEYLE yaklaşan birinden 1 NUMARALI AŞI PAZARLAMACISINA dönüş, şirketlerin tam yasal koruma altında olduğunu bile bile, halka dayatılmak üzere tüm zamanların EN HIZLI aşılarını piyasaya çıkarmış olmakla övün…

Brezilya cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro da bu noktaya değindi bir konuşmasında ama o klibi vermek istemiyorum şimdi çünkü muhtemelen “Teyitçi”ler derhal yapmadığım bir iddia üzerinden videomu yalanlayıp sansürleyecekler bunu yaparsam ve tıpkı Facebook’ta yaptıkları gibi görüntülenme oranlarımı düşürüp kanalımdan gelir elde etmemi de engelleyecekler.

Nahoş gerçeklerle yüzleştiklerinde zihinleri duydukları içsel rahatsızlıktan devre dışı kalıp kendi kendilerine birtakım teoriler üretmeye başlayan bozuk yalancıların aksine, başkan Trump hakkındaki gerçekleri söyledim diye ben zan altında kaldım ve bu hiç hoş bir şey değil.

Trump’ın bu yıl yaptığı iyi şeyler de oldu fakat kötüler çoğunluktaydı.
Söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmadı ve ilaç kartelinin basbayağı ‘sosyalist-komünist’ satış temsilcisi oldu çıktı.

İnsanlar ülkeyi kilitaltına almamak için çok çalıştı zannediyor, oysa hiç öyle değil; “sosyal mesafe” kurallarının süresini 30 Nisan’a uzatan da o, Paskalya’da ekonomiyi serbest bırakma fikrinden cayan da.
Fauci ve Bill Gates’in istediği hemen her şeyi yapmış oldu.

Seçimlerde ona oy vermiş biri olarak, bu seneki çizgisi tam bir hayal kırıklığıydı benim için.
Cumhuriyetçi Parti tam manasıyla SOSYALİST bir partiye dönüştü; diyorlar ki, restoranınızı açtığınızda kısıtlamaları da kaldırmayacağız ama siz şimdi alın bu parayı, mavi [demokrat] eyaletlerdeki kırmızı şehirler halen tutsak durumda, kırmızı [cumhuriyetçi] eyaletlerde de mavi şehirler gemiyi yütütenler,
federal hükümetin hayatı kilit altında çıkarma emirlerine uymuyorlar!

Başkan Trump da etrafta koşturup Moderna aşısı satmakla meşgul ve minvalde ekonomiyi hayata döndürme gibi bir planının pek bahsi bile geçmiyor.

Ağzına doladığı “ÇİN VİRÜSÜ” lafını höykürüp duruyor diye insanlar da zannediyorlar ki Çin’le filan savaşıyor bizim başkan.
Pek öyleye benzemiyorum durum oysa:
Haberler yapıyor Çin’in ekonomisinin nasıl yıldızının parladığı, nasıl normalin de üzerinde bir hızla bizi geçeceklerinin tahmin edildiğine dair.
Adamlar bize de dünyanın geri kalanına tur üzerine tur bindiriyor şu an.

Onlarda devlet mekanizması tek vücut olarak çalışıyor, katıldığımdan değil yönetim şekillerine ama birlik halindeler adamlar. Devlet tam koruma altında, karşı duranı indiriyorlar aşağı.
Berbat bir yönetim şekli, kesinlikle tasvip etmiyorum ama yükselişteler işte ve Amerika’da durum tam tersi:

Ülkenin iyiliği için kim gerçek gazetecilik yapar gerçek haberler çıkarırsa
hedefe oturuyor, öte yandan ülkeyi KORKU, STRES, İŞYERİ KAPAMAlarla DİBE OTURTMAYA çalışan kim varsa yükseliyor, yüceltiliyor! Hatta bunlardan biri Şubat’ta Beyaz Saray’da oturuyor da olabilir.

Konudan fazla uzaklamamak adına kitabımıza geri dönelim: “İstatistikle Yalan Söyleme Sanatı”.
İnternette “grip”le ilgili arama yaptığınızda şöyle şeyler çıkıyor karşınıza:
Michigan’da grip vakaları olağanın çok altında seyretmeye devam ediyor
Tabii, pompaladıkları “Çifte Salgın” korkusu, vakalar az çıkınca kendiliğinden düşüyor.
Ortada fazla bir grip filan yok ama “Çİfte Salgın” diye diye korku salmak gayeleri.

ABC haberleri ne diyor? Covid pandemisinde aşılanma oranları artınca bu sene grip de az görülmüş.
Sahiden mi?
Soru soramazsınız yoksa kariyerinizi bitirirler ama rakamların düşmesinin BİRSÜRÜ nedeni var aslında
ve neyi söyleyebiliyorum ne yasaklı bilmiyorum bile.

1 örnek vereyim mesela:
[New York City’de,] test dahi edilmeden(!) COVID ölümüdür diye kaydedilen BİNLERCE vaka var.
Birçok eyalette hiç test filan olmadan (!) Covid-pozitif sayılabiliyorsun mesela; öksürmen ve COVID’li birilerinin olduğu ortamda bulundum demen yetiyor, al sana Covid-pozitif teşhisi denebiliyor.

Öksürük, nefes darlığı veya nefes almada güçlük” belirtilerinden 1 veya birkaçına sahip olmak…
Yani ÖKSÜRDÜNÜZ MÜ, klinik kriterleri karşılaşmış oluyorsunuz!

Tek gereken öksürüyor olmanız veyahut da ateşlenip boğazınızın ağrıması ya da ateşlenip başınızın ağrıması veya başınız ağrırken boğazınızın da ağrıyor olması…

Düzenilerce başka hastalık da olabilir bu saydıklarıma yol açan, herkes de bilir bunu.
Fakat sırf öksürüyorsun diyelim veya başınla birlikte boğazının da ağrıyacağı tuttu… Hop, koronavirüs için klinik teşhis kriterlerini karşıladın bile!

Hatırlayın, teşhis için tek gereken ‘klinik kriteler” ile “epidemiyolojik kanıt” idi.
Klinik kriter dediklerinin öksürük, boğaz veya baş ağrısı olduğunu öğrendik, diğer “kanıt” neymiş, bir de ona bakalım.

Epidemiyolojik kanıt yahut bağlantılar CDC’ce şöyle tanımlanmaktadır:
Belirtilerin ortaya çıkmasından önceki 14 gün içinde aşağıdaki amrizyetlerden 1 veya daha fazlasını yaşamış olmak:

Teyitli yahut muhtemel bir COVID-19 vakası ile yakın temas
veya klinik bakımdan benzer bir hastalığı olanlarla yakın temas
ve teyitli bir Covid-19 vakası ile bağlantılı olmak.
Toplum kaynaklı SARS-CoV-2 bulaşının sürdüğü bir yerleşim alanında yaşıyor olmak yahut buraya ziyarette bulunmak.
Salgın durumunda halk sağlığı yetkililerinin tanımladığı risk grubunda yer alıyor olmak.

Buradan anladığımız şu:
Koronavirüslü olabileceğini düşündüğünüz birinin yakınında bulunmanız veya koronavirüslü, öksüren birilerinin yaşladığı bir alanda bulunmuş olmanız size COVID-19 olduğunuzu söylemelerine yetiyor.

Veya baş ve boğaz ağrınız yahut da üşüme-titreme ve baş ağrınız var ve muhtemel bir CV-19 vakası ile de temasta bulundunuz, bu ikisi bir aradaysa, teşhis için klinik kriterleri de epidemiyolojik kanıtı da karşıladınız demektir ve bu durumda da size “muhtemel Kovid-19 vakasısınız” deyip hiçbir şekilde test filan olmamış da olsanız sizi bir güzel COVID-19 vaka toplamına da ilave edebiliyorlar.

Bu kadar yaygın şekilde uygulanan bir test programı hiç yaşanmadı bugüne kadar.
Ne kadar çok test yaparsan o kadar vaka bulursun.
Testsiz ne kadar çok teşhis koyarsan da o kadar çok arttırırsın vakaları.
Testin de vakanın da düşük çıkmasının imkanı yok yani.

Peki bu arada GRİP nereye gitti?

Aaaa.. İstatistikle yalan söylendiğini iddia etmeye filan kalkmayın sakın, Bill Gates var öyle bir şey dediyse de siz yapmayın.

Rakamlarla basbayağı oynayıp yalana alet edebilirsiniz, ki bu yıl onlarca kez göstere göstere bunu yaptılar da zaten. İşinizi, hak ve özgürlüklerinizi, akıl sağlığınızı(!), fiziksel sağlığınızı elinizden almak, spor salonunuzu kapamak için yaptılar bunu!

Ellerinde akla-mantığa uygun tek veri dahi olmadan Kaliforniya ne yaptı? Restoranların dış mekanlarını hizmete kapadı!

Bu insanların KİM olduklarını ve yaptıklarının gerçekte NE olduğunu anladığınızda
tüm bu yaşananlara anlam verebilmeye başlıyorsunuz.

Edindiğim tüm bilgilere dayanarak diyorum ki, bence bu insanlar biz halkın sağlığını filan düşünmüyorlar, bence akıllarındaki tek şey PARA, GÜÇ ve KONTROL.

Tarihteki Pol Pot’ları, Stalin, Hitler ve diğerlerini düşününce hiç de mantıksız değil bu bence.
Bugün de, idaredeki siyasilere ve ilaç şirketlerine bakacak olursanız karnelerinin kırıklarla dolu olduğunu görürsünüz. Hiçbiri %100 başarılı değil ama her kim kalkar yaptıklarını sorgularsa komplo teorisyeninin önde gidenidir!

Asıl komplo teorisi o işte!

Halbuki bu dünyada işler para ve güç ile yürüyor, yalın gerçek bu.
Herkes de temiz süt emmiş değil, para ve güç için YALAN söyleyecek çok adam var.

Tamamen gerçek, hatta anaakım medyada bile haberi yapılmış olmasına rağmen her şeye nasıl KOMPLO TEORİSİ diyorlar, bir örnekle bitireyim yayını.

Burda diyor ki, “Devlet tarafından yürütülen çalışma ‘Havana Sendromu’nun muhtemel kaynağının ATIMLI MİKRODALGA ENERJİ olduğunu gösteriyor”.

Milli Bilimler Akademisi’nin sonuçları merakla beklenen ve çeşitli tıbbi kanıtlar eşliğinde sunulan raporuna göre, Çin ve Küba’daki Amerikan diplomatlarının deneyimlediği kaynağı belirsiz nörolojik semptomların, Amerikalı istihbarat birimlerinin çok eskiye dayanan şüphelerini haklı çıkarır şekilde, ‘YÖNLENDİRİLMİŞ MİKRODALGA ENERJİSİ” etkileri ile örtüşmekte.

Cuma günü NBC habere ulaşan raporda ABD’li kimi yetkililerin inandığı gibi bu ‘yönlendirilmiş enerji’nin bir silahla kasıtlı biçimde verilmiş olduğu çıkarımı bulunmamakta. Ancak rahatsızlık verici bu olasılığı gündeme getirmekte.


Gördüğünüz gibi NBC Haber alıp kurcalayabiliyor bü tür konuları –tabii varsa(!) böyle şeyler ve kullanılıyorlarsa(!)– ama SEN KURCALAYAMAZSIN!

Olay bundan ibaret işte: bunlar bizi ortaçağ köylüsü yerine koyuyor!

Onlar arkadaşlarıyla yemeğe çıkıyor – ama siz çıkamazsınız deniyor.
Onlar ma-aile toplanıp vakit geçiriyor – ama siz geniş ailenizle biraraya gelemezsiniz deniyor.
Onlar dünyada olup biteni sorgulayabilir – ama siz ağzınızı açıp sorgulayamazsınız.
Gidin “İstatistikle Nasıl Yalan Söylenir”i okuyun diyebilir onlar – ama siz kalkar ONLARIN istatistikle yalan söylediğini haklı olarak söylemeye kalkarsanız paranızı da alırlar, sosyal medya hesabınızı da kapatırlar, yıllarca emek verip yarattığınız işi çöpe atıverirler.

Asıl dertleri bu işte…
Onlara göre siz köle köylülersiniz.
Siz köle onlar da efendiniz, silip süpürecekler hepinizi, bütün para da onların, güç de onların, kontrol de birtek onlarda…

10 yıl sonra ortada Amazon’un veya Uber Eats’inkiler dışında gidecek restoran kalmadığında
size dönüp “Valla şimdi fark ettik, kötü sonuçlar doğurabiliyormuş meğer yaptıklarımız” diyecekler.
E haliyle! Berbat etkileri var hem de tüm bu yapılanların: İNTİHAR, DEPRESYON, AKLI SAĞLIĞINDA BOZULMA, fiziksel sağlıkta bozulma, ev içi şiddet ve çocuk istismarı vakalarında artış,
kanser tarama testlerini kaçıranlar, obezitede tırmanış…

Salt obezitedeki olumsuz etkileri insanları korumaya çalıştıkları şeyden çok daha fazla can kaybına yol açabilir, kaldı ki kimseyi tamamen korumak mümkün de olmayabilir böyle bir şeyden!

1942’den beri var grip aşısı, grip ortadan kalkmış değil!
Ha bu sene yok oldu, çünkü şimdi COVID var sahnede!
İlginç.

Sorgulayamazsın ama!
İtaat edeceksin, varını yoğunu kaybedeceksin…
Diyorlar da zaten, bu gidişle onmilyonlarca insan açlıktan ölebilir diye ama NE DÜŞÜNECEKSİN SEN böyle şeyleri, tak sen bir güzel maskeni, itaat et ve bırak biz her şeyi mahvedelim, sen de bunalıma gir…
Hasta ruhlu, cani tipler bunlar!
Güç ve kontrol için HER ŞEYİ yapar bunlar!

2021’de HALK olarak gidişata dur diyecek miyiz yoksa boyun eğip köle köylü statümüzü kabullenecek miyiz, göreceğiz.

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim. Tanrı sizi korusun.

Çalışmalarımı desteklemek isterseniz Patreon sayfamdan bana ulaşabilirsiniz.
Facebook sayfamdan maddi gelir elde etmemi engellediler, o yüzden Patreon’dan yapacağınız bağış makbule geçer.

Bağımsız araştırmalar yapıyorum; bu çalışmayı tek başıma yaptım, düzenledim ve sundum.
Büyük finansörlerim yok, büyük medya kuruluşları da yok arkamda.
Her iki taraftan da mütemadi taciz yiyorum.
Sosyal medyadaki aktivitem mütemadiyen engelleniyor.
O yüzden, Patreon.com/RareTalk kanalımdan beni destekleyen herkese çok teşekkür ederim.

DreamRare.com adresinden hazırladığım T-shirtleri satın alabilirsiniz.
‘God Bless’ yazılı şapkalar bitti, yeni ürün koyacağım yakında siteye,
“Censored” yazılı T-shirtlerimiz var, benim yüzüm olanı da bulunuyor.

DreamRare.com’u desteklemek isterseniz makbule geçer.
Ücretsiz email listeme yazılabilirsiniz: StayInTouchWithMe.com

İyi günler, iyi bir seneler dilerim.

2021’i iyi ve ÖZGÜR bir sene yapmaya çalışalım diyorum.
Teşekkürler.

Bill Gates Çıkacak Korona Aşılarına Neden Hukuken Dokunulmazlık Hakkı İstiyor?

Bill Gates Çıkacak Korona Aşılarına Neden Hukuken Dokunulmazlık Hakkı İstiyor?

Çocukların Sağlığını Müdafaa Birliği Sunar

Dünyanın bir numaralı aşı yanlılarından koronavirüs aşısının benzersiz ve korkutucu tehlikelerini dinlemek de neyin nesi?

Bilimadamlarının koronavirüse aşı geliştirme teşebbüsü ilk 2002 yılında, Çin’de başgösteren SARS-CoV’dan sonraydı. En çok ümit vaadeden 4 aşı hayvanlara vuruldu. Pek güçlü antikor yanıtı oluşunca, deney baştan başarılı gibi gözüktü. Gelgelelim, hayvanlar daha sonra vahşi koronavirüsle karşılaştıklarında sonuç korkunç oldu.

UYARI: SARS-CoV aşısının insanda kullanımına geçişte ihtiyatlı olunması yerinde olur.

Bağışıklık sistemlerinin verdiği aşırı yüksek tepkiyle tüm bedende enflamasyon, akciğer enfeksiyonları ve ölüm yaşadılar.

Çalışmanın sonuç bölümünden alıntı: “SARS-CoV aşısının insanda kullanımına geçişte ihtiyatlı olunması yerinde olur.”

Araştırmacılar aynı “gelişkin bağışıklık yanıtı”nı bundan 50 yıl sonra RSV aşısının saha deneylerinde de gördüler. Araştırma, 1960’ların RSV aşısının çocukları neden hasta ettiğini buldu. İki çocuk ölmüştü.

Dr. Peter Hotez – Baylor Üniversitesi

“Fazla dillendirilmeyen konulardan biri de koronavirüs aşılarının eşine rastlanmamış güvenlik sorunu potansiyelidir. Solunum sistemi virüslerinden bazılarına yönelik aşıları oluyorsunuz, daha sonra gerçek virüsle karşılaştığınızda çelişkili şekilde, bağışıklık sisteminiz fazla güçlü yanıt veriyor. Meslektaşlarımız ve bizler de, koronavirüs aşıları geliştirmeye başladığımızda gördük ki, kobay hayvanlarda bu bahsettiğimiz bağışıklık sistemi patolojisi görülmeye başlıyor.”

“Dedik ki, “Aman tanrım, problemli olacak bu iş.”

Dr. Paul Offit – Philadelphia Çocuk Hastanesi

“İş koronavirüs aşısı geliştirmeye geldiğinde kimsenin ne yaptığını bilmediğinden endişeli. Tek koronoavirüsü aşısı bile yapılmış değil daha, nasıl yapacağız ki bunu?

mRNA aşısı mı olacak bu, yoksa DNA aşısı mı… Saflaştırılmış protein aşısı mı, vektörlü aşı mı?

Bilen yok?!

Ve tabii FDA’nın regüle etmesi de ŞART bu ürünü, çünkü şimdi ABD’de al desen herkes gözünü KIRPMADAN gider olur bu aşıyı, test edilmemiş DAHİ olsa!

Nötralize edici antikorlar = iyi
Bağlayıcı antikorlar = kötü

“Koronavirüs aşıları ‘BAĞLAYICI ANTİKOR’ yapıyor. Bir nötralize edici antikorlar var bir de bağlayıcı antikorlar. Yaptığınız nötralize edici antikorların (ve bunların sistemde kalma sürelerinin), bağlayıcı antikorlardan kat be kat fazla olmasını sağlamamız lazım. Çünkü bağlayıcı antikorlar TEHLİKELİ olabilir ve ‘Antikora Bağımlı Yükseltgenme’ dediğimiz şeye sebep olabilir.”

-Ah.

“Ve olduğunu gördük de. Dang hastalığı aşısında gördük bunu. Dang aşısı, dang humması ile hiç karşılaşmamış çocuklara uygulandı, ve daha sonra doğal virüsle karşılaştıklarında bu çocuklar daha beter hasta oldu.

“ÇOK daha kötü hastalandılar hem de. 9 yaşın altında olup henüz dang hastalığı geçirmemiş çocuklar aşılandıklarında, aşılanmasalar olacağından daha yüksek oranlarda öldü.

Dr. Anthony Fauci – ABD Milli Sağlık Enstitüleri

Koronavirüs aşısına hayvan deneyi faslını atlatmaya karar veriyor; aşının denendiği insanlar daha sonra doğal virüsle enfeksiyon yaşadığı taktirde doğurabileceği ölümcül sonuçları bilmesine rağmen

Şarkı sözü: “Sahibimmiş gibi yapmana izin vereceğim; senin hayvanın olacağım.”

“Aşının emniyetliliği meselesini Amerikan halkı tam olarak anlasın isterim. “Aşı, hastalığın kendisinden daha kötü hale getiriyor mu sizi?”, konu bu.”

Korunsun diye aşı vurduğunuzda, aynı patojenle gidip enfekte olan ve enfeksiyonun [vurduğunuz aşı yüzünden] DAHA da AĞIR seyrettiği hastalıklar var. Hayvan modellerinde bakılıp anlaşılabilecek bir şey bu, o yüzden aşımızın [insanda] testleri devam ederken bir yandan da hayvanlarda bakılacak bu etkiye ki, hastalığı daha da geliştirmiş olmayalım.

“Yapılabilecek en kötü şey bu olur çünkü: Enfekte olmasın diye birini aşılayıp daha da hasta etmek.

Şarkı Sözü: “Kötü karakterim ben.”

BBC Haberi: “Koronavirüs aşısının insan deneyi için 45 sağlıklı gönüllü bulundu”

Bill Gates – Bill ve Melinda Gates Vakfı

Aynı zamanda Fauci’nin prosedürleri hızlandırılmış aşısına finansal kaynak sağlamakta.

“Açıkça görülüyor ki burada, en riskli grup olduklarından ileri yaştakilerde çalışacak bir aşıya ihtiyaç var. Yaşlılarda çalışması için etkiyi güçlendireceksiniz ama yan etki de olmayacak…”

Not: Çocuk aşıları, ileri yaştaki insanlara etki etmiyor ama daha güçlü aşı yaparsanız da çocuklar için tehlikeli hale geliyor.

“Yani, 10 binde 1 filan gibi bir yan etki oranı olsa, 700 bin kişi zarar görecek demektir bu, çok fazla yani…”

Şarkı Sözü: “Kötü karakterim ben.”

Gates’in yeni korona aşısının insan öldüreceği öyle belli ki, cezadan mutlak muafiyet tanınmadan yabancı ülkelere aşıyı vermeyecek dahi.

4 Şubat’ta Anthony Fauci, Gates’in koronavirüs aşılarına sessiz sedasız Amerika’da tam yasal koruma hakkı verdi.

Şarkı sözü: “Kontrolü ele aldığında hoşuma gidiyor.”

-ABD Federal Sağlık Bakanlığı Ofisi-

“…COVID-19’a karşı alınacak tıbbi önlemlerle ilgili etkinlikler için yasal soruşturmadan muafiyet tanınması…”

“BÜTÜN yaş gruplarında [aşının] güvenliğinin sağlanması gibi DEVASA bir işten bahsediyoruz; gebesi, erkeği, kadını, açı-toku, halihazırda hasta olanı, çok çok zor bir şey bu. O yüzden, “Tamamdır, bu aşıyı alıp tüm dünyaya verelim şimdi”, kararı alınacağı aşamada devletlerin konuya dahli gerekmekte, zira belirli bir riski OLACAK bu işin, o yüzden karara bağlanmadan önce dokunulmazlık hakkı verilmesi gündeme gelecektir.”

Bu riski almaya razı mısınız?

Hareketimize katılın.

Covid-19 Aşılarının Tehlike Profili Neye Benziyor?

Covid-19 Aşılarının Tehlike Profili Neye Benziyor?

Askeri terminoloji ile, yani “Son Sürat Harekatı” ile 1 yılın altında bir sürede hazır edilen ve acil durum onayı ile ülkelerin vatandaşlarına dolaylı ve dolaysız yoldan zorunlu tutmaya başladığı Covid-19 aşıları resmi olarak “deneysel ürün” kategorisinde olup, gerçek etkinlik ve tehlike profili ancak genel nüfusa vurulduktan sonra ortaya çıkacaktır.

Deneysel aşılar

Ülkemizde devreye sokulan Pfizer’ın CV-19 aşıları, rakibi Moderna aşıları gibi yepyeni, daha önce hiç denenmemiş bir “gen teknolojisi” olan mRNA tekniği üzerinden işlemekte. Hayvan deneyleri atlanarak insanda kullanımına geçilmiş bu deneysel biyolojik ürünün sağlığımıza getireceği “yenilikler” ne olacak, hep birlikte şahit olacağız. 

Aşağıda Amerikan İlaç ve Gıda İdaresi FDA’nın, CV-19 aşılaması sonrası ortaya çıkması beklenen ve takibe aldıkları sağlık sorunlarını göreceksiniz. Çocuk takvimindeki aşıların yan etki takibinde sınıfta kaldıkları kendilerince de itiraf edildiğine göre, aşı ile bağdaştırılmayacağını şimdiden öngörebileceğimiz ama kağıt üzerinde bakılacak olası CV-19 aşı reaksiyonları şu şekilde öngörülmüş:

KAYNAK

İleride değişebileceği notuyla, CV-19 aşılarının yaratacağı muhtemel sağlık sorunları:

  • Guillain-Barre sendromu
  • Akut disemine ensefalomiyelit
  • Transvers miyelit
  • Enselefalit/miyelit/ensefalomiyelit/menengoensefalit/menenjit/ensefalopati
  • Konvülsiyonlar/havale nöbetleri
  • İnme
  • Narkolepsi ve katapleksi (yığılakalım) 
  • Anafilaksi
  • Akut miyokard enfarktüsü
  • Miyokardit/Perikardit
  • Otoimmün hastalık
  • Ölüm
  • Gebelik ve doğacak bebeğin akıbeti ile ilgili sorunlar (düşük vs)
  • Demiyelinizasyon ile karakterize diğer akut hastalıklar
  • Anafilaksi dışındaki alerjik reaksiyonlar
  • Trombositopeni
  • Dissemine İntravasküler Koagülasyon (Yaygın damar içi pıhtılaşması)
  • Artrit ve artralji/eklem ağrısı 
  • Venöz Tromboembolizm
  • Kawasaki hastalığı
  • Çocuklarda birden fazla sistemde meydana gelen enflamasyon sendromu 
  • Hastalığın aşıya bağlı olarak daha da ilerleyici seyri

Bu sağlık sorunlara biraz daha yakından bakalım:

Akut disemine ensefalomiyelit: Beyin ve omuriliğin birarada iltihabıdır. Akut dissemine ensefalomiyelit (ADEM), santral sinir sisteminin genellikle viral enfeksiyonlar veya aşılamadan sonra gelişen akut enflamatuar demiyelinizan hastalığıdır. Multifazik ADEM’i multipl sklerozdan ay›rt etmek güç olabilir.Akut dissemine ensefalomiyelit (ADEM), klasik olarak aşılama veya sistemik viral enfeksiyonlarla birlikte görülen, monofazik bir sendrom olarak tanımlan›r. Patolojik olarak perivasküler enflamasyon, ödem ve demiyelinizasyonla karakterizedir. Klinik olarak, hastallığa özgül olmayan sistemik belirti ve bulgularla sınırlı kalabilir ya da hızlı gelişen fokal veya multifokal nörolojik işlev bozukluğu ile özellenir. ADEM’in epidemiyolojisi ve patogenezi tam olarak anlaşılmamıştır. Çocukluk çağında daha sık görülen ADEM’in akut ensefalitlerin yaklaşık %10-15’ini oluşturduğu bildirilmiştir. Rutin klinik ve laboratuvar yöntemlerle ADEM’i enfeksiyöz nedenli meningoensefalitlerden ayırdetmek güç olabilir. Tanı diğer olası nedenlerin dışlanması, beyin görüntülemesi ve nadiren de nöropatolojik inceleme ile konur. Bu yazıda status epileptikus klinik tablosu ile hastaneye getirilen ve ADEM tanısı alan bir olgunun seyri sunulmuştur. KAYNAK
Anafilaksi: Önceden vücuda girişiyle duyarlılık oluşmuş bir antijen (ilaç, aşı, belli bir besin maddesi, hayvansal serum, böcek zehiri, kimyasal madde vb.)‘in, vücuda ikinci defa girişiyle gelişen, yaşamı tehdit edici aşırı duyarlılık reaksiyonu; anafilaksi (Anafilaktik reaksiyon, Ig E antikorlarının aracılığıyla mast hücrelerinden histamin vb. kimyasal medyatörler salgılanmasına bağlı olarak gelişir. Söz konusu maddeler arteryol ve venüllerde vazodilatasyona, kapiller permeabilitede artışa sebep olur. Bu vasküler yanıta, bronkospazm, ürtiker ve anjiyoödem de eşlik eder),
*Dissemine İntravasküler Koagülasyon: Septisemi, kan basıncının aşırı düşüşü, zehirli yılan ısırışı, kanser, ağır ameliyat, ağır travma, ağır kan kaybı gibi durumları takiben gelişen, mikrosirkülasyon’da fibrin ve trombosit artımı sonucu küçük trombüsler oluşmasını küçük damarlar, özellikle kılcal damarlarda koagülasyon faktörleri (fıbrinojen, trombosit vb.)’nin azalışına bağlı şiddetli kanamaların izlemesiyle belirgin patolojik durum; yaygın damar içi pıhtılaşması (Dikkat: Bu durum bizzat “yeni” tip “koronavirüs” enfeksiyonu sonucu oluştuğu ileri sürülen tıbbi sorundur.)
Ensefalit: Beyin iltihabı. Ateş, bilinç bulanıklığı, mide bulantısı ve baş ağrısı genel görülen belirtileridir. Ensefalitte nörolojik fonksiyon bozuklukları ile birlikte beyin dokusunun enflamasyonu söz konusudur. Değişik seviyelerde bilinç bozukluğu vardır. Davranış ve kişilik bozuklukları, ışığa karşı hassasiyet, ense sertliği, konuşma bozukluğu, hareket bozukluğu, motor bozukluklar, bazı bölgelerde duyu kaybı, kasılma, kaslarda güçsüzlük, çift görme, döküntü, kranial sinir felçleri, artmış derin tendon refleksleri, patolojik refleksler gibi klinik bulgular görülür.
Ensefalomiyelit: Beyin ve omuriliğin birarada iltihabı.
Ensefalopati: Letarji, demans, nöbetler, titreme, kas seğirmesi ve kas ağrısı, Cheyne-Stokes respirasyonları (beyin hasarı ve koma ile görülen değişik bir solunum şekli) ve koma gibi belirtiler ile karakterize beyin hasarı, beyin hastalığı.
Guillain-Barre sendromu: Ayak ve bacak kaslarından başlayarak kısa sürede karın, göğüs, kol ve yüz kaslarına yayılan, kaslarda -bazen felce uzanabilen- kuvvet azalması ve his kaybı ile belirgin polinevrit; Landry felci; Guillain-Barre sendromu (Sendrom, genellikle bakteriyel veya viral enfeksiyonu ya da aşılanmayı takiben gelişir. Periferik sinirlerde yer yer miyelin kaybı ve iltihaplanma söz konusudur. Bazı hastalar nüks göstermeksizin 20-25 gün içinde iyileşirler; diğer hastalarda ise iyileşme -bir yıl gibi- daha uzun bir süreyi kapsar)
İnme (stroke): Acil bakım gerektiren ciddi bir tıbbi durumdur. Kalıcı beyin hasarı, uzun süreli sakatlık, hatta ölüme neden olabilir. İnme esnasında her dakika çok önemlidir. Gelişmiş toplumlarda üçüncü ölüm nedeni ve birinci sakatlık sebebi olan inme beynin bir kısmına oksijen bakımından zengin kan akışının engellenmesi ile oluşur. Oksijenlenemeyen beyin hücreleri birkaç dakika sonra ölmeye başlar. Beyindeki ani kanamalar da eğer beyin hücrelerine zarar veriyorsa inmeye neden olabilir.
Katapleksi: Vücut kasları tonusunde geçici olarak oluşan ani gevşeme; katapleksi (Ani heyecan, korku veya içten gülüş esnasında oluşur ve hasta bilincini kaybetmeksizin birden yere çöker.
Kawasaki Hastalığı: Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda görülen, yüksek ateş, tek ya da iki taraflı konjunktivit, boyun lenf düğümlerinin şişmesi, farenjit, ağız mukozasının kızarması, dilin çilek görünümü alması, yaygın eritematöz döküntü, el ayaları ve ayak tabanlarında soyulma ve -ritim bozuklukları, perikardit, miyokardit gibi- kalp komplikasyonları ile belirgin, sebebi bilinmeyen akut hastalık.
Menengoensefalit: Beyin ve beyin zarlarının beraber iltihabı.
Menenjit: Beyin veya omurilik zarlarının ya da her ikisinin, bakteri veya virüs nedeniyle iltihaplanması.
Miyelit: Omurilik iltihabı. 
Miyokard enfarktüs: Kalp kasında besleyici damar (koroner arter)’ın trombüs ile tıkanması nedeniyle bölgesel nekroz oluşması; miyokart enfarktüsü (Miyokart enfarktüsü, genellikle 40 yaşın üzerinde ve erkeklerde görülür. Epigastriyum’da oluşan şiddetli ve sürekli göğüs ağrısı, çoğu kez çeneye, boyna, sol kola ve kürek kemikleri arasına yayılır. Bu tipik ağrının yanı sıra terleme, yüz solukluğu, nefes almada güçlük, ölüm hissi, bulantı ve kusma başlıca klinik belirtileri oluşturur)
Miyokardit: Kalbin kas tabakasının iltihabı; miyokard iltihabı
Narkolepsi: Zaman zaman aniden beliren -karşı konulmaz- uyku eğilimi; herhangi bir aktivite esnasında, aniden -15 dakika kadar süren- uyku nöbeti gelmesi, kas tonüsünün gevşemesi ile belirgin patolojik durum.
Perikardit: Kalp zarı iltihaplanması.
Transvers miyelit: TM, hem yetişkin hem de çocukları etkileyen bir felç durumudur. Beyinden vücudun diğer bölgelerine sinirsel verilerin aktarılmasını sağlayan omuriliğin iltihaplanması ile seyreden ender nörolojik hastalıklardan bir tanesidir. Hastalığa yakalanan kişilerde ortaya çıkan belirtiler omuriliğin hangi seviyesinden itibaren etkilendiği ile doğrudan ilişkilidir. Ortaya çıkan semptomların temel belirleyicisi budur. Hasta belirtileri göstermeye başladıktan 24 saat sonra hastalık son safhaya gelecek şekilde hızlı yayılır. İlk belirtisi bacaklarda ve nadiren kollarda uyuşma-karıncalanma şeklindedir. Bu hissizlik zamanla vücuda yayılır. Omurilik etkilendiği için, dokunma gibi duyularda ve bazı kaslarda işlevsizlik gözlenir. Mesane ve bağırsak kontrolü kaybedilir.

TM genellikle viral veya bakteriyel bir hastalığın sonucudur ya da bağışıklık sisteminin omuriliğe saldırması (Otoimmün) sonucu oluşur.

Felç, kas güçsüzlüğü, ağrılar, duyusal sorunlar görülebilir. En sık 10-19  yaşındaki çocuklarda ve 30 ila 39 yalşındaki yetişkinlerde görülür. Nadirende olsa hepatit B, kızamık-kabakulak-kızamıkçık ve difteri ve tetanoz gibi hastalıkların aşı uygulaması yapıldıktan sonra transvers miyelit gelişebilir.  KAYNAK1, KAYNAK2 
Trombositopeni: Kanda trombosit sayısının-kanamaya uzanmak üzere- ileri derecede azalışı
Yaygın damar içi pıhtılaşması
Venöz Tromboembolizm: Toplardamarda pıhtılaşmaya bağlı tıkanıklık

Aşıların Cezai Müeyyideye Bağışıklığı Tam

Hukuken dileyen tıbbi deneye katılıp ilaç veya aşılar için kobaylık yapabilir, ancak burada bile katılımcısı olacağınız deneyin sağlığınız için taşıdığı risk ve faydalar konusunda önceden aydınlatılmanız şartı vardır. Covid-19 aşılarının tamamı için, göreceğiniz her türlü zararda (hastane yatışı, sakatlık ve ölümler) üretici firmaya dava açmanızın yolu hukuken tümüyle kapalıdır. Ülkelerin, vatandaşın vergisiyle ödenek sağladığı pandemi aşılarından oluşacak zararda firmaları bu şekilde koruma altına almış olması hayli düşündürücüdür.

Firmalar aşı deneyi düzeneğini, aşıyı her durumda başarılı gösterecek şekilde kuruyor

Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı ana bilim dalı eski öğretim üyelerinden William Haseltine, Forbes’ta yayımlanan Covid-19 Aşı Protokollerinin Düzeneği Aşıyı Başarılı Gösterecek Şekilde Tasarlanmıştır başlıklı yazısında şunları söylüyor:

“Bu aşılar için gerçekleştirilen klinik deneylerin, Covid-19’un en manalı ve insanlar için en büyük ehemmiyete sahip tıbbi sonuçlarının önlenip önlenmeyeceğini gösterecek biçimde düzenlenmediğini görüyoruz: Genel enfeksiyon riski düşecek mi, hastane yatışı oranları düşürülebilecek ve ölümler engellenebilecek mi, bilinmemektedir. Görünüşe göre bu deneyler, aşının başarılı addedilmesi için gerekli minimal eşik atlatılacak biçimde kurgulanmıştır.”

İngilizlerin saygın tıp dergilerinden British Medical Journal (BMJ)’ın editörlerinden Peter Doshi de benzer yorumda bulunuyor:

“[Covid-19 aşılarının güvenlik ve koruyucu etkinlik profilini değerlendirmek üzere yürütülmekte olan deneylerin hiçbiri hastane yatışı, yoğun bakımda bakım ihtiyacı veya ölüm gibi ciddi sonuçlarda bir azalma sağlanıp sağlanmayacağını görmek üzere tasarlanmamış gözükmektedir. Üzerinde çalışılan aşıların virüs bulaşını engelleyip engellemeyeceğine de bu deneylerde bakılmadığı görülmektedir.”

Peki ama, olunan aşı birtek CV-19 belirtilerini göstermenizi önlüyor, fakat ne enfeksiyon oluşumunu ne de kişiden kişiye virüs bulaşını önlüyorsa, pandemiyi bitirmeye ne gibi bir faydası olabilir ki? Bu halde, bu tıbbi uygulama zorunlu tutulmaya nasıl kalkışılabilir?

Covid-19 aşılarının tehlike profili neye benziyor?

Akademisyen ve hemşire Kristen Choi, Pfizer’ın Covid-19 aşısı ile ilgili deneyimlerini hakemli tıp dergisi JAMA’da şöyle aktarıyor

“[Covid-19 aşısının] ikinci enjeksiyondan sonraki deneyimim ise farklıydı. Kolumda enjeksiyon yeri derhal ağrımaya başladı, ilkinden çok daha kötü bir ağrıydı bu. Günün sonuna doğru baş dönmeleri başladı, titreme ile birlikte mide bulantısı ve çatlıyormuşcasına bir baş ağrısı oluştu. Ogün erkenden yattım, anında da uyuya kalmışım zaten. Geceyarısı gibi epey bir ağırlaşmış uyandım; ateş, titreme, mide bulantısı, baş dönmesi ve sersemlik ile birlikte, ağrıdan iğneyi olduğum kolumu bile kaldıramadığımı fark ettim. Ateşim 37.4 °C’tı. Bütün gece döndüm durdum yatakta, düzgün uyuyamadım. Sabah 5,30’da gözümü açtığımda yanıyordum. Ateşim 40.5 °C’a çıkmıştı. Bu kadar yüksek ateşlendiğim vaki bile değildir, epey korkuttu bu durum beni açıkçası..”

CNBC’deki bir habere göre, Pfizer’ın CV-19 aşı deneyine katılmış bir başka kişi de aşıyı olduğu günün gecesini enjeksiyon ağrısından hiç uyuyamadan geçiyor. Olduğu ek dozla aynı yerdeki ağrıyı daha da şiddetli yaşıyor, arından gece saat 01.00 civarı şiddetli grip benzeri belirtilerle hasta düşüyor. Geceyi elektrikli battaniyeye sarınmış vaziyette geçiriyor ve titremeleri öyle şiddetli seyrediyor ki vücudu adeta kontrolden çıkıyor ve birbirine vuran dişlerinden biri bu üşüme atağında kırılıyor. Yatakta yatmak bile her tarafımı acıtır oldu diyen denek, sonunda soluğu doktorda alıyor.

Tennessee’deki CHI Memorial Hospital acil servis hemşiresi Tiffany Dover da kameralar önünde olduğu Pfizer’a ait CV-19 aşısını olduktan 15 dakika sonra, yine kameralar önünde fenalaşıyor. Kendine geldiğinde yaptığı açıklama, acı/ağrı hissettikten sonra bayılmasına sebep olan tıbbi bir durumunun olduğu yönünde. Ayaktayken fenalaşan hemşireyi son anda tutan biri sayesinde başını yere çarpması önlenmiş oluyor.

Pfizer’ın Covid-19 aşısı için yürütülen klinik deneylerde katılımcılarda görülen yan etkiler şunlar: iğne yerinde ağrı (%84.1; dermansızlık (%62.9); başağrısı (%55.1); kas ağrısı (%38.3); üşüme-titreme (%31.9); eklem ağrısı (%23.6); ateş (%14.2); iğne olunan yerde meydana gelen şişlik (%10.5%).

Moderna’nın Covid-19 aşısının klinik deneylerinde ise yan etki oranları daha da yüksek: iğne yerinde ağrı (%92); dermansızlık (%70); başağrısı (%64.7); kas ağrısı (%61.5); eklem ağrısı (%46.4); üşüme-titreme (%45.4%); mide bulantısı/istifra (%23); ateş (%15.5);  iğne olunan yerde meydana gelen şişlik (%14.7).

Aşıdan dolayı gelişen anafilaktik şok

Yukarıda sözü edilen istenmeyen etkilerin ötesinde, Covid-19 aşılarından sonra gelişen alerjik reaksiyonlar olağanın çok üstünde seyrediyora benziyor. İngilizlerin The Guardian gazetesinden bir habere göre, iki sağlık çalışanının Pfizer’ın Covid-19 aşısını olur olmaz geliştirdikleri ağır alerjik reaksiyon sonrası idari birimlerce şu şekilde bir uyarı yayımlanmak durumunda kalınıyor:  

“Sağlık geçmişinde herhangi bir aşı, ilaç yahut yiyeceğe ciddi alerjik reaksiyon öyküsü bulunanların Pfizer/BioNtech aşısını olmaması gerekmektedir. Yapılan tüm aşılama girişimleri, hasta canlandırma üniteleri yakınında olmalıdır. Aşılama ancak ve ancak canlandırma için ekip ve ekipman bulundurulan sağlık merkezlerinde yapılabilir.”

Ve yine ABD’den bu defa CNN haberi: “Alaska sağlık çalışanları arasında Pfizer’ın Covid-19 aşısı vurulduktan sonra alerjik reaksiyon geliştiren üç günde üçüncü vaka ile karşı karşıyayız.Bu habere konu olan hemşirelerden biri, aşıdan önce herhangi bir alerjisinin olmadığını, ancak bir seferinde arı sokmasından dolayı alerjik reaksiyon yaşamış olduğunu bildiriyor. Bir diğerinin bildirimi de, daha önce herhangi bir aşıdan sonra bu tarz alerjik bir reaksiyon yaşamamış olduğu yönünde. ABD’de bir diğer eyalet, Idaho’dan bir yetkilinin yaptığı açıklamaya göre de yine 2 sağlık personeli, Pfizer’ın Covid-19 aşısını olduktan sonra ağır alerjik reaksiyon yaşıyor. TV kanalı Fox’un haberine göre de, Chicago’daki büyük bir hastanede Pfizer’ın Covid-19 aşısı ile aşılamaya başlandığı gün dört sağlık çalışanında gözlemlenen istenmeyen etkilerden sonra aşılamaya geçici olarak ara veriliyor. 

Aşıdan sonra geçirdiği yüz felcinden sonra video kaydı sosyal medyaya düşen ve herkesi bu aşıdan uzak durmaya çağıran Tennesee’li siyahi hemşireye kulak verelim:

Video Deşifre Metni:

“Aşıyı olduktan sonra iyiydim, pek bir şey hissetmedim. Fakat 3 gün sonra doktora gitmek zorunda kaldım çünkü yüzümde sorunlar oluşmaya başladı. Şu anda yüzüm sol tarafı komple felçli ve Bell’s Palsy’liyim artık.”

“Gördüğünüz gibi gülemiyorum… Gülümsemeye çalışıyorum ama olmuyor…”

“Herkesin şunu bilmesini istiyorum: Bu aşı gelmiş geçmiş en berbat aşı!”
“Kimseye yapmam bu aşıyı, en kötü düşmanıma dahi!”
“Amerikam lütfen duy sesimi, bunların bizi düşündüğü filan yok, UMURLARINDA DAHİ DEĞİLİZ.”

“Kimse bu aşıyı olmasın!”

Koronavirüs hastalığı aşıyla daha da ağırlaşacak mı?

Bilindiği gibi, son yirmi yıldır koronavirüs üzerine yapılan aşı çalışmalarının hayvan demeylerinden öteye geçememesinin nedeni, aşılanan hayvanların daha sonra vahşi virüsle temasta neredeyse kesin ölüme götürecek şekilde hastalığı çok daha şiddetli geçirdiklerinin gözlemlenmiş olması. Yan etkilerine rağmen bu deneysel, gerçek manada etkinlik ve güvenlik çalışması yürütülmemiş Covid aşılarını olan kişiler arasında, en ateşli aşı savunucusu “uzman”ları dahi tir tir titreten fenomen yaşanacak ve dolaşımdaki gerçek virüsle temasta hastalık önlenemez şekilde daha ağır seyredip hayati tehlike yaratacak mı, hep birlikte göreceğiz. Bu fenomene bağlı hayatını yitireceklerin yakınları aşıya vermiş oldukları onam neticesinde bu riski göze aldıklarını beyan etmiş olduklarından, hiçbir şekilde ne aşıyı uygulayanları, ne devleti ne de aşı üreticisi firmayı dava edemeyecek, haklarını arayamacaklar. 

Avukat Robert F. Kennedy’nin Children’s Health Defense Derneği’nden, Bill Gates’in devletlerden geliştirilecek korona aşıları için neden yasal dokunulmazlık hakkı istediğine dair aydınlatıcı video.

Thomas Cowan-Virüsler, bulaşıcılık ve 5g üzerine..

Thomas Cowan-Virüsler, bulaşıcılık ve 5g üzerine..

Ezber bozan bir kitap olan, amazonda satışı yasaklanan Contagion Myth / Bulaş Efsanesi kitabı yazarı Dr.Thomas Cowan’ın aynı kitabının giriş kısmında bahsettiği videosudur. Konuşma 12 Mart 2020’de yapılmıştır.

Harika konuşmasının dökümü şu şekildedir:

En büyük pan.demi olan 1918 İspanyol gr!bi pan.demisinden sonra Steiner’a tüm bunların neyle ilgili olduğu sorulduğunda şöyle cevap verdi;  
V!rüsler, toksik bir hücrenin atıklarıdır sadece. Virüsler, bazı başka proteinlerle birlikte DNA ya da RNA parçalarıdır, hücreden tomurcuklanarak ayrılırlar.. Hücre zehirlendiği zaman oluşurlar. Hiçbir şeyin nedeni değildirler.

Sizi bu konuda düşünmeye teşvik edeceğim ilk yol şöyle olur;

..farz edin ki bir yunus doktorusunuz, kuzey kutup dairesindeki yunuslar üzerinde çok uzun bir süredir çalışıyorsunuz, ve yunuslar da gayet sağlıklılar. Fakat bir gün sizi arayıp   “Fred, kuzey kutup dairesindeki tüm yunuslar ya da yunusların çoğu ölüyor, gelip araştırabilir misin?”   diyorlar. Ve bir soru sorma hakkınız var.   Oylama yapalım. Kaçınız “Genetik yapısını görmek için bir yunus incelemek istiyorum.” derdi? Hiç kimse. Çünkü bu aptalca.   Kaçınız “Şu ve bu yunusda v!rüs var mı diye incelemek istiyorum çünkü tüm yunusların hastalanma nedeni bulaşıcı bir hastalık olabilir.” derdi? Bu arkadaş. Kaçınız -fransızcamı bağışlayın- “Biri bu suya bi halt mı koydu?” derdi Exxon Valdez kazası gibi. Kimse var mı böyle düşünen? Herkes.   Çünkü olan buydu.   Hücreler zehirlendikleri zaman bizim v!rüs olarak adlandırdığımız atıkları/döküntüleri boşaltarak kendilerini temizlemeye çalışırlar. Eğer NHI(Ulusal Sağlık Enstitüleri) başkanının v!rüslerin karmaşıklığı hakkında yaptığı son konuşmalarından birinde geçen, v!rüslerin eksozom olarak adlandırıldığı güncel teoriye bakarsanız, ..bunun v!rüsün ne olduğu ile ilgili mevcut düşünceye kusursuz bir biçimde uyduğunu görürsünüz.   Bununla ilgili dramatik bir örneğim var:   Ben büyürken evimizin hemen dışında sulak bir arazi vardı. Kurbağalarla doluydu ve geceleri beni uyutmazlardı bu yüzden pencereleri bantlardım, ilkbaharda epey şamata yaparlardı. Fakat zamanla kurbağalar tamamen yok oldu. Kaçınız kurbağaların genetik bir hastalığı olduğunu düşünüyor? Kaçınız kurbağaların bir v!rüse yakalandığını düşünüyor? Kaçınız birisinin suya DDT koyduğunu düşünüyor? Olan buydu.   Hastalıklar zehirlenmedir. Bu, a$ıların neden olduğu.. bunu birazdan anlatayım..  

Peki 1918’de ne oldu?

Son 150 yılda, her pan.demide yeryüzünün elektrifikasyonunda önemli bir atılım vardı. 1918’de, 1917’nin sonbaharının sonlarına doğru, dünya genelinde radyo dalgalarının tanıtımı yapıldı.   Ne zaman herhangi bir biyolojik sistemi yeni bir elektromagnetik alana maruz bırakırsanız. ..onu zehirlersiniz, bazılarını öldürürsünüz ve geri kalanı bir nevi (suspended animation) komaya/kriyojenik uykuya geçer. İlginç bir şekilde biraz daha uzun ama daha hasta olarak yaşarlar.   Sonrasında 2. Dünya Savaşı’nda radar ekipmanlarının tüm dünyaya tanıtımıyla yeni pan.demi başlar. İnsanlık, tüm yeryüzünün radar alanlarıyla örtülmesine ilk defa maruz kaldı. 1968’de Hong Kong gr!bi vardı, bu aynı zamanda Van Allen Kuşağı içerisinde ilk defa dünyanın koruyucu bir tabakasının oluşturulduğu vakitti. Van Allen Kuşağı, esasen güneşten, aydan, jüpiterden vb gelen kozmik alanları bütünleştirerek yeryüzündeki canlılara dağıtır. Ve biz Van Allen Kuşağına radyoaktif frekanslar yayan uydular yerleştirdiğimizde, 6 ay içinde yeni bir v!ral pan.demimiz oluyor. Neden v!ral? Çünkü bireyler zehirlenmiş durumdalar, toksin atıyorlar, bunlar v!rüs gibi görünüyor, insanlar bunun bir gr!p salgını olduğunu düşünüyor.   1918’de Bostan Sağlık Departmanı bunun bulaşıcılığını test etmeye karar verdi. Sonrasında ister inanın ister inanmayın, gr!pli yüzlerce hastanın burnundan sümük çekip gr!p olmayan sağlıklı insanlara enjekte ettiler. Ve bir kere bile karşı taraftaki bireyi hasta edemediler. Bunu tekrar tekrar yapmalarına rağmen bulaşmayı gösteremediler. Görünüşe göre İspanyol gr!bi olan atlarla bile yaptılar bunu. Kafalarına torba geçirip at torbaya hapşırdığı zaman torbayı öteki atın kafasına geçirdiler. Ve tek bir at bile hastalanmadı.   Bunu Art.hur First.enberg’in !nvisible Rainbow/Görünmez Gökkuşağı kitabında okuyabilirsiniz. Kendisi yeryüzünün elektrifikasyonundaki tüm aşamaların ve 6 ay içinde dünya genelinde nasıl yeni bir gr!p pan.demisi oluştuğunun kroniğini çıkarmıştır. Normal açıklamaları duyduğunuzda.. Kansas’tan(ABD) Güney Afrikaya 2 haftada nasıl gitti.. ..yani ulaşım at sırtında ve botlarla sağlanmasına rağmen nasıl oldu da tüm dünya semptomları aynı anda gösterdi.. Bunun hiçbir açıklaması yok, sadece “nasıl olduğunu bilmiyoruz” diyorlar. Fakat bazılarınızın cebinde ve bileğinde olan radyo dalgalarını ve diğer frekansları işin içine katarak düşündüğünüzde, Japonya’ya bir sinyal yollayabilirsiniz ve anında varır. Yani aranızda, dünya çapında saniyeler içinde iletişimi sağlayan bir elektromanyetik alan olduğuna inanmayan varsa sadece olaya dikkatini vermiyor demektir. Yeryüzünün elektrifikasyonunda son 6 ayda dramatik ve önemli bir atılım olduğunu belirteyim.   Ve eminim ki çoğunuz bunun ne olduğunu biliyor; be.şG. Şu anda 20bin radyasyon yayan uydu mevcut, tıpkı cebinizdeki ve bileğinizdeki radyasyon yayan ve sürekli kullandığınız cihaz gibi, ki bu sağlığımız için uygun değil.   Bunu söylediğim için üzgünüm fakat, bu sağlığımız için uygun değil.

Okumaya Devam Et

Somatoscope

  (Bu videolar bakteri oluşum görüntülerinin tüm aşamalarını değil sadece 13 aşamasını göstermiştir.) Sormamız gereken önemli bir soru var:Modern...

Pamira Bezmen ile Röportaj

Pamira Bezmen ile Röportaj

KORONAVİRÜSÜN SEYİR DEFTERİ RÖPORTAJ DİZİSİ

İlaç ve kimya firmalarında üst düzey görevlerde çalıştıktan sonra, kurumsal hayatı tamamen bırakan ve doğal yaşamı seçen Pamira Bezmen‘i şimdilerde bir aktivist olarak tanımlamak mümkün.

Gelin bu sürece bir de,hem ilaç şirketlerinde yılları geçmiş bir bilirkişi, hem bir sanatçı, hem de aktif olarak bu süreçte direnmeyi seçmiş bir aktivist gözüyle bakın.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Son haberler

(ZS)orunlu PCR Testi Uygulaması

Kaynak: http://yesilderman.com.tr/2021/08/21/pcr-testi-uygulamasi/ Covid19 Aşılarını dolaylı yoldan zorunlu kılan PCR Testi uygulamasının Hukuki yönünü irdeledik. 20.08.2021 Tarihli ve “Bazı Faaliyetler İçin PCR Zorunluluğu” başlıklı İçişleri Bakanlığı...

Üniversitelerdeki Aşı Zorlamasına Karşı Dilekçe

………………………….………………………….. ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ’ne Üniversitenizin ……………………………….……..…… bölümünde okumaktayım.…………….…. tarihinde tarafıma ve okul arkadaşlarıma tarafınızca aşı olmam yönünde ……………………. yoluyla bildirim aldım. Bildirimin içeriğinde aşı olmamam durumunda...

İş Yerlerinde Zorlamalar İçin Aşı Red Dilekçe Örnekleri

Aşağıdaki örnekleri yanlarındaki bağlantıdan kaydedip inceleyerek durumunuza göre uygun olanı kullanabilirsiniz. Pdf formatındadırlar. aşi-dilekçeİndir 04fa8d26-f486-4407-bf75-52e1c2a01e41İndir a0e19186-0315-4967-8d02-be51046d200fİndir

Corona Sürecindeki Hikayelerine Talibiz

Bizimle konu hakkındaki her türlü duygu, düşünce ve yorumunu paylaşarak bu platforma sen de katkı sağlayabilirsin.

Bize Katıl

Yabancı dilden Türkçe’ye çeviri konusunda destek olmak ya da kendi alanın çerçevesinde paylaşımlarımıza katkı sağlamak istersen, bize yazabilirsin.

Bizi takip et

Güncel paylaşımlardan haberdar olmak ister misin?