Korona’nın dayandığı temel çökebilir! PCR Testi, Kıbrıs’ta Dava edildi!

Korona’nın dayandığı temel çökebilir! PCR Testi, Kıbrıs’ta Dava edildi!

 

 

Önümüzdeki günlerde dünyanın bir numaralı dava konusu olacak olan PCR’a ilk dava KKTC’de açıldı. Kızı, ailesi, vatanı ve insanlık için dava açtığını söyleyen Seda OKGÜL’ün iddialarını 28 yıldır KKTC’de avukatlık yapan ve sosyal faaliyetleri ile tanınan Boysan BOYRA savunacak, konuyla ilgili duyarlılığı ve araştırmaları ile tanınan Dr. Nurçin İNCİRLİ’de tanık olarak yer alıyor.

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

Daha önce Portekiz de 11 Kasım 2020 tarihinde açılan bir davada mahkeme, PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin karar verdi. 23 Kasım 2020 tarihinde ise Berlin’de PCR tanı kitini DSÖ’ye kabul ettiren Christian Drosten’in sahte salgına neden olduğu için hakkında dava açıldı. Bunun üzerien DSÖ, 14 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihinde PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin açıklama yaptı.

Dünya’da Seda OKGÜL’ün KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığı davada PCR tanı kiti ilk kez yargılanıyor..

 

 

DAVA METNİ

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.

                                                                                                                      YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

 

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

   Başsavcılığı, Lefkoşa.

                                                                                                           Arasında

Yukarıdaki Davacı Tarafından

TALEP TAKRİRİ

Malumunuz olsun ki, yukarıda adı yazılı davacı aşağıdaki çareler için Mahkemeye başvurur;

Şöyle ki;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının  hükümsüz ve/veya etkisiz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacağına dair karar verilmesini;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup , açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının bir ihmal olduğuna ve/veya böyle bir ihmalin yapılmaması gereken bir ihmal olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar yoklukla  maluldur  ve/veya mutlak butlanla sakattır  dolayısı ile mezkur karar etkisiz,  hükümsüz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacak bir karardır ve dolayısı ile iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

İşbu dava masraflarıdır.

İşbu dava KKTC Anayasasının 152. Maddesine, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere istinad eder.

Bu Dava Aşağıdaki Hukuki Esaslara Dayanır:

  1. Davalı dava konusu kararı değerlendirirken ve/veya dava konusu kararı alırken  ihmalde bulundu. Keza davacının haklarını ihlal etmekte ve/veya davacıyı mağdur etmektedir.
  1. Davalının, Dava konusu karar ve/veya işlemleri ve/veya eylemleri Anayasaya ilgili mevzuata ve/veya Doğal Aalet ilkelerine ve/veya Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine aykırı ve/veya gayrı yasaldır ve/veya hükümsüzür.
  1. Davalı 27/02/2021 tarihli kararı istihsal ederken ve/veya ve/veya değerlendirme yaparken ilgili mevzuatı yanlış anlamış ve/veya hatalı uygulamış ve/veya eksik uygulamışdır.
  1. Dava konusu karar ve/veya işlem ve/veya işlemler gerekçeden yoksundur ve/veya keyfidir ve/veya hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır ve/veya yasal dayanağı yoktur ve/veya kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde karar alınmıştır.  
  1. Davalı, Dava konusu kararı alıırken ve/veya işlemleri yaparken  yeterli inceleme ve/veya araştırma yapmadı  ve/veya eksik ve/veya  hatalı inceleme yaptı . Ayni nedenle bunlar neticesinde  hatalı kararlar istihsal etti ve/veya  işlemler yaptı .
  1. Dava konusu karar alınırken ve/veya işlemler yapılırken davalı yetkilerini aştı  ve/veya yetkisiz olarak karar aldı  ve/veya yetki aşımı ile kararlar aldı ve/veya bu kararlar doğrultusunda işlemler yaptı  ve/veya yetkilerini kötüye kullandı  ve  dava konusu kararları bu suretle istihsal etti.

Bu Davayı Desteklemek İçin Aşağıdaki Olgulara Dayanılır:

  1. Davacı Lefkoşa’da ikamet etmekte olup, takriben ve/veya 19 yıldır Avukatlık mesleği ile iştigal etmektedir.
  1. Davalı No.1, KKTC Bakanlar Kurulu olup, yönetsel faaliyetlerde bulunan ve/veya genel siyaseti belirlemekte ve/veya yasa gücünde kararname çıkarmakta ve/veya Anayasa’da belirtilmiş ve/veya sayılmış görevleri yerine getirmektedir. Davalı No.2 KKTC Sağlık Bakanlığı Anayasanın 45. Maddesi gereğince “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama ödevi olan yürütsel ve yönetsel yetki kullanan bir organ ve/veya  makam ve/veya Bakanlıktır ve/veya kamu tüzel kişiliğine haizdir. Davalı No.3 Davalı No.2’ye bağlı olarak faaliyet göstermekte ve/veya 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında kurulan bir kurul ve/veya komitedir.
  1. Takriben ve/veya 2019 yılı sonlarında Çin’de başladığı iddia olunan ve daha sonra dünya genelinde 17 Ocak 2020 tarihinde DSÖ tararından kabul edilen PCR tanı kiti ile  Şubat 2020 yılı itibarı ile dünya genelinde görülmeye başlamış ve Covid-19 olarak isimlendirilmiş ve/veya 12/03/2020  tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Bunun üzerine tüm devletler toplum sağlığı iddiası ile önlem almışlar ve/veya zaman zaman da bu önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmek ve/veya sürece uydurmak adına da farklı önlemler almışlar ve/veya Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamak sureti ile de önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmişlerdir.  
  1. Bu süre içerisinde ve/veya dünya genelinde Covid-19 olarak isimlendirilen virüs sonucu DSÖ tarafından ilan edilen pandemi, PCR testi için boğaz ve burundan sürüntü örneği alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
  1. Davacı iddia ve beyan eder ki; süreç içerisinde yapılan çalışmalar ve/veya tıbbi çalışmalar ve/veya gözlemler neticesinde PCR olarak adlandırılan test kitlerinin kullanılması doğru değildir ve/veya hatalıdır. Davalıların bu konudaki kararlarının ayrıca yasal hiçbir zemini de yoktur. Şöyle ki;
  1. YASAL OLARAK:
  1. a) Davacı iddia ve beyan eder ki, PCR test kitleri ile Covid-19 virüsünün tespit edileceğine ve/veya edilmesi gerektiğine dair yasal herhangi bir zorunluluk yoktur ve/veya PCR testinin uygulanacağına ve/veya uygulanmasının zorunlu olacağına dair icbar mümkün değildir ve yasada da düzenlenmiş değildir. Her halukarda 45/2018 sayılı yasaya göre bir kimsenin muayene edilebilmesi için Mahkeme emri dahi aranmaktadır.

Her halukarda Virüsler kan testleri ve sair testlerle ve/veya antijen testleri ile de tespit edilebilecekleri gibi PCR, sürüntü testlerinin yasal olarak yer almaması nedeni ile kullanılmaya mecbur bırakılmasına dair alınmış karar ve/veya kararlar ve bu kararlar nedeni ile yapılan işlemler hatalıdırlar.

b)Davacı iddia ve beyan eder ki, 45/2018 sayılı yasa muayene edilmek hususunda zorunluluk getirmemektedir. Dolayısı ile PCR testleri ile sağlıklı olup olunmadığına dair muayene işlemi zorlanamaz ve/veya zorunlu olarak PCR testleri yapmak hususunda icbar edinilemez. Dolayısı ile Davalıların müştereken ve/veya münferiden PCR testleri ile hastalığın ve/veya Covid-19 virüsünün tespit edilmesi için muayene maksatlı PCR testi yapılmasına dair almış oldukları kararlar hatalıdır.

  1. BİLİMSEL VE/VEYA TIBBİ OLARAK:

a)PCR Testlerinin amacı Virüs Tespit etmek değilidir.

Davacı iddia eder ki, PCR sürüntü testleri genetik hastalıklar ve/veya prenetal tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri, DNA analizi gibi analizlerin yapılması için yapılmıştır.

b)Yanlış pozitif çıkarabilir.

PCR Testleri spesifik ve güvenli testler değidir. PCR Testlerinin döngü sayısı DSÖ tarafından 14 Aralık 2020 ve  20 Ocak 2021 tarihinde de Başkan Tedors Adhanom Ghebreyesus’un daha önce kabul edilen  45 döngünün fazla pozitif  bulduğundan aşağı çekilmesi istenmiştir.

Yine alınan numunede başka virüs RNA/DNA’sının olması halinde (Influenza virüsü gibi), bunların döngüye girip kopyalanma ihtimali ve boyamada yanlış pozitif çıkma ihtimali vardır.

c)Davacı iddia eder ki, SARS-CoV2 virüsü izole edilmemiş olduğundan ve DSÖ’nün kabul ettiği (17 Ocak 2020) protokolde bu durum açıkça yazılmış olmasına rağmen test sonuçlarının doğruluk oranını saptamak için kullanılabilecek bir altın standart yoktur, olamazda. O nedenle bu testlerde elde edilecek sonuçlar tümüyle geçersizdir.

Ahar surette;

d)Virüs izolasyonu olduğu kabul edilse bile kullanımda mevcut sürüntü testlerinin hiçbirinin resmi verifikasyon ve validasyonu yoktur ve/veya ruhsatsızdır.

e)Cihazların %99’unda hangi gen diziliminin olduğu bilinmemektedir ve/veya sürüntü testlerinin birçoğunda, taşıdıkları gen dizilimleri (sekansları) deklare edilmiş ve/veya açıklanmış değil.

f)PCR testinin tekrar sayısına göre ölü virüsün geninin de çoğaltılarak, virüs aktifmiş gibi PCR pozitif sonucunu verebilir ancak bu aktif bir enfeksiyonun kanıtı değildir.

g)PCR testleri döngü sayısı göre %63-65 arası pozitif  yakalamaktadır. Sırf bu nedenle dahi güvenilir değildir.

h)PCR testleri sonuçlarını bilimsel olarak zayıf pozitif şeklinde vermez. Oysa bu mümkündür ancak PCR testi buna fırsat tanımaz ve PCR pozitif gösterir.

ı)E, N ve RdRp2 geninin herhangi birinin varlığı halinde yeterli pozitiflik kabul edildiğinden pozitif sayısı fazla görünmektedir. Oysa bu Nisan 2020 tarihine kadar her üç genin de aranması yönünde idi.

i)Virüsün mutasyona uğruyorsa, önceden hazırlanan test kitleri ile bugün mevcut virüsü aramak mantık dışıdır. Yine virüs her ülke ve coğrafyaya göre değişiklik gösterdiği iddia edildiğinden bu test kitleri geçersiz sayılmalıdır.

j)Gen dizilimi için model olarak kullanılan patojenik sıvılarda ne bir virüs titrasyonu ne de kuantifikasyonu yapılmış olduğundan, buradan, o sıvılar dahilinde milyarlarca virüs benzeri partikülün (insan organizmasında doğal olarak bulunan ve patojenik özellik taşımayan ekstraselüler veziküller dahil) bulunduğu anlaşılabilir.

k)Esas itibariyle, farinjiyal veya nazal COVID-19 sürüntü testlerinin hiçbir diyagnostik   değeri bulunmamaktadır.

l)PCR testleri burun içerisine nazofarenks denilen bölgeye kadar inmekte ve sürüntü bu bölgeden alınmaktadır. PCR testleri üzerinde mevcut herhangi bir bakteri bu bölgeye sürüntü testi ile aktarıldığı taktirde kişinin hastalanmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile işlemin yapılışı açısından da hatalı ve/veya risklidir.

            C)BİREYSEL OLARAK:

Davacı iddia eder ki, PCR testlerinin üretilmesinin temel amacı virüs tespiti değil, DNA analizidir. Her halukarda PCR testlerinin nasıl imha edildiği belli olmamakla birlikte bir toplumun da DNA örnekleri alınmaktadır. Dolayısı ile aynı zamanda etik de değildir ve/veya kimsenin DNA’sı zorlanmak sureti ile ve/veya alınacak kararlarla ve/veya rızası dışında da temin edilmemelidir. Nitekim Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış olduğu kararlar Davacının DNA’sının da alınması neticesini doğuracaktır ki, Davacının buna rızası yoktur.

  1. Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış oldukları kararlar nedeni ile ve/veya 15 günde bir yenilenmek kaydı ile PCR testi yaptırtmak ile ilgili kararları neticesinde Davacının çalışma hakkı da etkilenmektedir. Davacı PCR testi olmaksızın çalışamama ihtimali ve dolayısı ile kendisini ekonomik olarak geliştirememe ihtimali taşımaktadır ki yasal dayanağı olmayan bir test ile Davacının Anayasal hakları etkilenecektir. Yine bu test ile hatalı pozitif olma ihtimali söz konusu olabilir. Bir kimsenin pozitif çıkması ile kişi Anayasaya aykırı bir şekilde kişi özgürlüğünden yoksun bırakılarak Karantina otellerine yerleştirilmekte ve kendisine derhal tıbbi tedavi uygulanmaya başlanmaktadır. Her halukarda uygulanan tedavinin tedavi protokolü dahi bulunmamaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün uyguladığı tedavi PCR pozitif olup, gerek hatalı, gerekse gerçek pozitif olan kimselerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 ve/veya Davalılar müştereken ve/veya münferdien PCR pozitif kimselere hatalı ve/veya yanlış ve/veya gereksiz tedavi de uygulayabilmektedirler. Dolayısı ile muhtemel bir hatalı pozitif, yukarıdaki iddialara halel gelmeksizin bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacağı gibi ve/veya kişi özgürlüğünü sınırlayacağı gibi, ülke içerisinde gereksiz önlemlerin alınmasına sebebiyet vermek sureti ile Anayasa’da yer alan birçok kişi hak ve özgürlüklerinden men edilmesini sağlayacak tedbirler alınması sağlanacak ve/veya kişilerin ve/veya spesifik olarak Davacının Çalışma Hakkı, Hayat ve vücut bütünlüğü hakkı, sağlıklı yaşama hakkı ve/veya sağlık hakkı gibi hakları da etkilenecektir.

7.Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalının yapmış olduğu işlemlerin ve/veya almış oldukları kararlarda ve bu konuda verilmiş olan karar ve/veya yapılmış olan işlem ve/veya eylem ve/veya ihmal tamamen hatalıdır ve/veya yanlıştır. Bu karar ve/veya kararlar Davacıyı zarar ve ziyanlara düçar bırakmakta ve mağdur etmektedir ve dolayısı ile işbu kararın iptal edilmesi gerekmektedir.

8.İşbu YİM konusu karar ve/veya işlemler nedeni ile Davacının işbu YİM davasını dosyalama mecburiyeti hasıl olmuştur ve/veya işbu kararların alınması ve/veya bu hususta yapılan işlemlerin ve/veya 27/02/2019 tarihli karar nedeni ile Davacının münferiden meşru menfaatleri etkilenmektedir ve işbu davayı dosyalamakta da meşru menfaati bulunmaktadır.

İşbu dava Davacı Avukatı Boysan Boyra tarafından tanzim edilmiştir.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa’dır.

                                                              Boysan Boyra

                                                      Davacı Tarafından Avukat

………/….03…../2021 tarihinde

kaydolunup mühürlenmiştir.

                                      Mukayyit.

Not: Bu davaya verilecek bir müdafaanın davanın tebliğ tarihinden itibaren yirmi bir (21) gün zarfında kayıt kalemine bizzat veya Avukat vasıtasıyle verilir ve bir sureti davacıların tebliğ adresine bırakılır.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

                Başsavcılığı  Lefkoşa, KKTC.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                                  

Yukarıdaki Müstedi tarafından yapılmış tek taraflı istida:

Yukarıdaki Müstedi işbu istidası ile;

  1. Esas başvurunun nihai bir karara bağlanmasına ve/veya Muhterem Mahkeme’ce takdir ve tayin edilecek bir tarihe kadar; Davalılar tarafından müştereken ve/veya münferiden takriben ve/veya 27/02/2021 tarihinde alınan ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararın icraasını men edici bir emir ve/veya geçici bir ara emri verilmesi ve/veya yürütmenin durdurulmasına dair bir emir verilmesi zımnında bir Mahkeme emri itası;
  1. Muhterem mahkemece uygun görülecek başka bir emir ve/veya çare.
  1. Bu istida masraflarının M/aleyhlere tahmili.

 için gerekli emrin isdarını talep eder.

İşbu başvuru KKTC. Anayasa’sının 152, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere ve Yüksek Mahkeme Tüzüğüne istinad eder.

Bu istidada istinad edilen gerçekler Lefkoşa   sakinlerinden Seda Okgül’ün  ilişikte sunulan  yemin varakasında gösterilmektedir.

 

Bu istida Müstedinin Avukatı Boysan Boyra tarafından yapılmıştır.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı altı, Lefkoşa’dır.

                                                                                                          Boysan Boyra

                                                                                              Müstedi Tarafından Avukat.

2021  senesinin Mart  ayının   2. günü

dosyalanmıştır. Dinlenmesi için  2021 senesi

Mart ayının …………..gününe tayin edilmiştir.                 

                                                                                                                                                                    Mukayyit.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

3.Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle                   Başsavcılık  Lefkoşa.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                           

 

                                                        YEMİN BELGESİ

Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa  sakinlerinden Seda Okgül , yemin eder ve bu yeminimle aşağıda gösterilen hususları beyan ederim.

  1. Yukarıda unvan ve sayısı gösterilen başvuruda davacı ve işbu istidada ise  Müstediyim.
  1. Bu istida maksatları bakımından esas başvurumdaki tüm iddiaları burada aynen tekrarlar ve benimserim.
  1. DSÖ tarafından ilan edilen pandemi nedeni ile Covid-19 virüsünün tespiti bir nevi PCR testlerine bağlanmıştır. Oysa ki PCR testleri dışında başka alternatif testler vardır. Mesela kan testleri ve sair testler uygulanarak virüsler tespit edilebilir. Davamda da açık olarak belirtmiş olduğum gibi, PCR testleri ciddi hatalar vermektedir. Her halukarda özetle;

Bu testlerin yasal dayanağı yoktur. Herhangi bir kimsenin bir başka kimseyi Bulaşıcı Hastalıklar yasası Tahtında muayene edebilmesi için Mahkeme emrine ihtiyaç duyması gerekmekte iken, Davalı/M/aleyhler yasa dışı bir şekilde ve/veya Almış oldukları ve yayınladıkları kararlar ile zorunlu olarak PCR testi yaptırtmak surety ile muayeneye tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak az önce bahsettiğim üzere bunu yapabilmek ilgili yasada Mahkeme ermine bağlanmışken, Davalılar yetki aşımı yapmak suretiyle ve icbar ederek, PCR testi vasıtası ile Covid-19 virüsünü tespit etmeye çalışmaktadırlar. Her halukarda mezkur muayeneyi hasta oluğundan şüphelenilen kişiler yerine sağlıklı kişiler üzerinde yapmaktadırlar ki, bu test ve alınan kararlar amacı aşmaktadır.

Yine mezkur testler birçok sebeple hatalı sonuç vermektedirler. Herhangi bir virüsün varlığı ve/veya ölü bir virus varlığı dahi, PCR testlerinin döngüsünde çoğaltılmakta ve aşırı çoğaltmada (-ki döngü sayısı değiştirilmiş olmasına rağmen) Davalılar PCR testlerinin ve/veya ilk nazarda DSÖ nün Kabul edip daha sonra değiştirdiği döngü sayısını uygulamakta ısrar etmekte ve hatalı pozitifler yaratmaktadırlar.

Bir diğer önemli husus ise mezkur testler sürüntü testleri olup, bu testler burun ve akabinde boğaza sürüntü yapılarak yani, tükürük de alınarak yapılmaktadır. İddia ederim ki, PCR testleri DNA analizleri yapmak için kullanılan test türleridir. Davalılar müştereken ve/veya münferiden kararlar almak suretiyle şahsıma ait DNA analizlerini çıkarabileceklerdir. Ancak böyle bir hususa rızam yoktur. Böyle birşey bedenime ait olan anahtarın tümü ile Davalıların eline geçmesine neden olacağından, bedenimin tüm zayıflıklarını tespit edebilme ihtimaline de yol açacaktır. Kaldı ki, mezkur testlerin imha edilip edilmediği, ve/veya nasıl ve ne şekilde imha edildiği belli değildir, hiç açıklanmamıştır. Şahsen bu husus beni ayrıca rahatsız etmektedir.  Kendi bedenim ve sağlığım üzerinde söz hakkım bulunmakta olduğuna inanmaktayım.

  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların bu kararı aynı zamanda Anayasa ile korunma altına alınan kişi hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaktadır.
  1. Her halukarda Davalıların baz aldığı bu PCR testleri ifade etmiş olduğum gibi hatalı pozitif vermekte ve/veya bir kimse önce pozitif, sonra negatif veya döngüye göre pozitif vermektedir. Herhangi bir şekilde hatalı pozitif temin edilmesi halinde,  Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğüm karantina otellerine kapatılarak tedavi edilmem sonucunu dahi doğurabilecektir ki, Davalı No.2’nin uyguladığı sağlık protokolleri belirsizdir ve/veya yanlış uygulamalar olduğu duyumlarını almaktayım .
  1. Yukarda yer alan tüm nedenlerle  ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar inancım odur ki, yoklukla malul bir karardır ve/veya hatalıdır ve bu nedenle de hükümsüz ve/veya etki doğurmaması gereken bir karardır ve işbu nedenle de iptal edilmesi gerekmektedir.
  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların almış olduğu karar ve/veya işbu karar doğrultusunda yapılan işlemler, açıkça kanuna aykırıdır. Hatta kanuni değildir ve yasal dayanağı yoktur.
  1. Yine,  iddia ve beyan ederim ki, karara bağlanması gereken kony ciddidir ve iddialarımda haklı olduğuma dair belirtiler mevcuttur, keza ara emri verilmez ise ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğması mümkündür. Mesela mezkur karar çalışma hakkımı engellemekte, hatalı bir netice de ortaya koyabileceği ve tedavi görmeme neden olabileceği gibi, DNA mın temin edilmesine de neden olacaktır. Kaldı ki, alınan kararlar gereği PCR testi yaptırmış değilim ve yaptırmak konusunda da rızam yoktur ve/veya yaptırmak zorunda olmadığıma da inanmaktayım. 
  1. Yukarıdakiler gereğince karara bağlanması gereken konunun çok ciddi ve acil olduğu inancındayım ve davanın adilane bir şekilde kararlaştırılabilmesi için böyle bir emrin verilmesine ihtiyaç olduğuna inanmaktayım.
  1. Tüm yukarıda iddia etmiş olduğum sebeplerle bu  istida ile talep edilen emrin verilmemesi halinde ileride telafisi imkansız zarar ziyana uğramam söz konusu olacak, geriye dönüş imkansızlaşacaktır ve/veya çok zorlaşacağına inanmaktayım.
  2. Yukarıda gerçekler ışığında istida da olduğu gibi emir verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu inancı ile bu doğrultuda talepte bulunurum.

                                                                      Yemin eden

                                                           ……………………………………

Seda Okgül  

2021Yılı Mart ayının 2..günü

yemin ve imza edilmiştir.                   Mukayyit.         

 

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]Dava metninde dünyanın her yerinde olduğu gibi KKTC’de ne işe yaradığı belli olmayan PCR test kiti ile insanların bedenine müdahale edildiği ve bunun da yasalarda yer olmadığı yer aldı.

Daha önce Portekiz de 11 Kasım 2020 tarihinde açılan bir davada mahkeme, PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin karar verdi. 23 Kasım 2020 tarihinde ise Berlin’de PCR tanı kitini DSÖ’ye kabul ettiren Christian Drosten’in sahte salgına neden olduğu için hakkında dava açıldı. Bunun üzerien DSÖ, 14 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihinde PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin açıklama yaptı.

Dünya’da Seda OKGÜL’ün KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığı davada PCR tanı kiti ilk kez yargılanıyor..

 

 

DAVA METNİ

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.

                                                                                                                      YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

 

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

   Başsavcılığı, Lefkoşa.

                                                                                                           Arasında

Yukarıdaki Davacı Tarafından

TALEP TAKRİRİ

Malumunuz olsun ki, yukarıda adı yazılı davacı aşağıdaki çareler için Mahkemeye başvurur;

Şöyle ki;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının  hükümsüz ve/veya etkisiz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacağına dair karar verilmesini;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup , açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının bir ihmal olduğuna ve/veya böyle bir ihmalin yapılmaması gereken bir ihmal olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar yoklukla  maluldur  ve/veya mutlak butlanla sakattır  dolayısı ile mezkur karar etkisiz,  hükümsüz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacak bir karardır ve dolayısı ile iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

İşbu dava masraflarıdır.

İşbu dava KKTC Anayasasının 152. Maddesine, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere istinad eder.

Bu Dava Aşağıdaki Hukuki Esaslara Dayanır:

  1. Davalı dava konusu kararı değerlendirirken ve/veya dava konusu kararı alırken  ihmalde bulundu. Keza davacının haklarını ihlal etmekte ve/veya davacıyı mağdur etmektedir.
  1. Davalının, Dava konusu karar ve/veya işlemleri ve/veya eylemleri Anayasaya ilgili mevzuata ve/veya Doğal Aalet ilkelerine ve/veya Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine aykırı ve/veya gayrı yasaldır ve/veya hükümsüzür.
  1. Davalı 27/02/2021 tarihli kararı istihsal ederken ve/veya ve/veya değerlendirme yaparken ilgili mevzuatı yanlış anlamış ve/veya hatalı uygulamış ve/veya eksik uygulamışdır.
  1. Dava konusu karar ve/veya işlem ve/veya işlemler gerekçeden yoksundur ve/veya keyfidir ve/veya hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır ve/veya yasal dayanağı yoktur ve/veya kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde karar alınmıştır.  
  1. Davalı, Dava konusu kararı alıırken ve/veya işlemleri yaparken  yeterli inceleme ve/veya araştırma yapmadı  ve/veya eksik ve/veya  hatalı inceleme yaptı . Ayni nedenle bunlar neticesinde  hatalı kararlar istihsal etti ve/veya  işlemler yaptı .
  1. Dava konusu karar alınırken ve/veya işlemler yapılırken davalı yetkilerini aştı  ve/veya yetkisiz olarak karar aldı  ve/veya yetki aşımı ile kararlar aldı ve/veya bu kararlar doğrultusunda işlemler yaptı  ve/veya yetkilerini kötüye kullandı  ve  dava konusu kararları bu suretle istihsal etti.

Bu Davayı Desteklemek İçin Aşağıdaki Olgulara Dayanılır:

  1. Davacı Lefkoşa’da ikamet etmekte olup, takriben ve/veya 19 yıldır Avukatlık mesleği ile iştigal etmektedir.
  1. Davalı No.1, KKTC Bakanlar Kurulu olup, yönetsel faaliyetlerde bulunan ve/veya genel siyaseti belirlemekte ve/veya yasa gücünde kararname çıkarmakta ve/veya Anayasa’da belirtilmiş ve/veya sayılmış görevleri yerine getirmektedir. Davalı No.2 KKTC Sağlık Bakanlığı Anayasanın 45. Maddesi gereğince “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama ödevi olan yürütsel ve yönetsel yetki kullanan bir organ ve/veya  makam ve/veya Bakanlıktır ve/veya kamu tüzel kişiliğine haizdir. Davalı No.3 Davalı No.2’ye bağlı olarak faaliyet göstermekte ve/veya 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında kurulan bir kurul ve/veya komitedir.
  1. Takriben ve/veya 2019 yılı sonlarında Çin’de başladığı iddia olunan ve daha sonra dünya genelinde 17 Ocak 2020 tarihinde DSÖ tararından kabul edilen PCR tanı kiti ile  Şubat 2020 yılı itibarı ile dünya genelinde görülmeye başlamış ve Covid-19 olarak isimlendirilmiş ve/veya 12/03/2020  tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Bunun üzerine tüm devletler toplum sağlığı iddiası ile önlem almışlar ve/veya zaman zaman da bu önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmek ve/veya sürece uydurmak adına da farklı önlemler almışlar ve/veya Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamak sureti ile de önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmişlerdir.  
  1. Bu süre içerisinde ve/veya dünya genelinde Covid-19 olarak isimlendirilen virüs sonucu DSÖ tarafından ilan edilen pandemi, PCR testi için boğaz ve burundan sürüntü örneği alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
  1. Davacı iddia ve beyan eder ki; süreç içerisinde yapılan çalışmalar ve/veya tıbbi çalışmalar ve/veya gözlemler neticesinde PCR olarak adlandırılan test kitlerinin kullanılması doğru değildir ve/veya hatalıdır. Davalıların bu konudaki kararlarının ayrıca yasal hiçbir zemini de yoktur. Şöyle ki;
  1. YASAL OLARAK:
  1. a) Davacı iddia ve beyan eder ki, PCR test kitleri ile Covid-19 virüsünün tespit edileceğine ve/veya edilmesi gerektiğine dair yasal herhangi bir zorunluluk yoktur ve/veya PCR testinin uygulanacağına ve/veya uygulanmasının zorunlu olacağına dair icbar mümkün değildir ve yasada da düzenlenmiş değildir. Her halukarda 45/2018 sayılı yasaya göre bir kimsenin muayene edilebilmesi için Mahkeme emri dahi aranmaktadır.

Her halukarda Virüsler kan testleri ve sair testlerle ve/veya antijen testleri ile de tespit edilebilecekleri gibi PCR, sürüntü testlerinin yasal olarak yer almaması nedeni ile kullanılmaya mecbur bırakılmasına dair alınmış karar ve/veya kararlar ve bu kararlar nedeni ile yapılan işlemler hatalıdırlar.

b)Davacı iddia ve beyan eder ki, 45/2018 sayılı yasa muayene edilmek hususunda zorunluluk getirmemektedir. Dolayısı ile PCR testleri ile sağlıklı olup olunmadığına dair muayene işlemi zorlanamaz ve/veya zorunlu olarak PCR testleri yapmak hususunda icbar edinilemez. Dolayısı ile Davalıların müştereken ve/veya münferiden PCR testleri ile hastalığın ve/veya Covid-19 virüsünün tespit edilmesi için muayene maksatlı PCR testi yapılmasına dair almış oldukları kararlar hatalıdır.

  1. BİLİMSEL VE/VEYA TIBBİ OLARAK:

a)PCR Testlerinin amacı Virüs Tespit etmek değilidir.

Davacı iddia eder ki, PCR sürüntü testleri genetik hastalıklar ve/veya prenetal tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri, DNA analizi gibi analizlerin yapılması için yapılmıştır.

b)Yanlış pozitif çıkarabilir.

PCR Testleri spesifik ve güvenli testler değidir. PCR Testlerinin döngü sayısı DSÖ tarafından 14 Aralık 2020 ve  20 Ocak 2021 tarihinde de Başkan Tedors Adhanom Ghebreyesus’un daha önce kabul edilen  45 döngünün fazla pozitif  bulduğundan aşağı çekilmesi istenmiştir.

Yine alınan numunede başka virüs RNA/DNA’sının olması halinde (Influenza virüsü gibi), bunların döngüye girip kopyalanma ihtimali ve boyamada yanlış pozitif çıkma ihtimali vardır.

c)Davacı iddia eder ki, SARS-CoV2 virüsü izole edilmemiş olduğundan ve DSÖ’nün kabul ettiği (17 Ocak 2020) protokolde bu durum açıkça yazılmış olmasına rağmen test sonuçlarının doğruluk oranını saptamak için kullanılabilecek bir altın standart yoktur, olamazda. O nedenle bu testlerde elde edilecek sonuçlar tümüyle geçersizdir.

Ahar surette;

d)Virüs izolasyonu olduğu kabul edilse bile kullanımda mevcut sürüntü testlerinin hiçbirinin resmi verifikasyon ve validasyonu yoktur ve/veya ruhsatsızdır.

e)Cihazların %99’unda hangi gen diziliminin olduğu bilinmemektedir ve/veya sürüntü testlerinin birçoğunda, taşıdıkları gen dizilimleri (sekansları) deklare edilmiş ve/veya açıklanmış değil.

f)PCR testinin tekrar sayısına göre ölü virüsün geninin de çoğaltılarak, virüs aktifmiş gibi PCR pozitif sonucunu verebilir ancak bu aktif bir enfeksiyonun kanıtı değildir.

g)PCR testleri döngü sayısı göre %63-65 arası pozitif  yakalamaktadır. Sırf bu nedenle dahi güvenilir değildir.

h)PCR testleri sonuçlarını bilimsel olarak zayıf pozitif şeklinde vermez. Oysa bu mümkündür ancak PCR testi buna fırsat tanımaz ve PCR pozitif gösterir.

ı)E, N ve RdRp2 geninin herhangi birinin varlığı halinde yeterli pozitiflik kabul edildiğinden pozitif sayısı fazla görünmektedir. Oysa bu Nisan 2020 tarihine kadar her üç genin de aranması yönünde idi.

i)Virüsün mutasyona uğruyorsa, önceden hazırlanan test kitleri ile bugün mevcut virüsü aramak mantık dışıdır. Yine virüs her ülke ve coğrafyaya göre değişiklik gösterdiği iddia edildiğinden bu test kitleri geçersiz sayılmalıdır.

j)Gen dizilimi için model olarak kullanılan patojenik sıvılarda ne bir virüs titrasyonu ne de kuantifikasyonu yapılmış olduğundan, buradan, o sıvılar dahilinde milyarlarca virüs benzeri partikülün (insan organizmasında doğal olarak bulunan ve patojenik özellik taşımayan ekstraselüler veziküller dahil) bulunduğu anlaşılabilir.

k)Esas itibariyle, farinjiyal veya nazal COVID-19 sürüntü testlerinin hiçbir diyagnostik   değeri bulunmamaktadır.

l)PCR testleri burun içerisine nazofarenks denilen bölgeye kadar inmekte ve sürüntü bu bölgeden alınmaktadır. PCR testleri üzerinde mevcut herhangi bir bakteri bu bölgeye sürüntü testi ile aktarıldığı taktirde kişinin hastalanmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile işlemin yapılışı açısından da hatalı ve/veya risklidir.

            C)BİREYSEL OLARAK:

Davacı iddia eder ki, PCR testlerinin üretilmesinin temel amacı virüs tespiti değil, DNA analizidir. Her halukarda PCR testlerinin nasıl imha edildiği belli olmamakla birlikte bir toplumun da DNA örnekleri alınmaktadır. Dolayısı ile aynı zamanda etik de değildir ve/veya kimsenin DNA’sı zorlanmak sureti ile ve/veya alınacak kararlarla ve/veya rızası dışında da temin edilmemelidir. Nitekim Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış olduğu kararlar Davacının DNA’sının da alınması neticesini doğuracaktır ki, Davacının buna rızası yoktur.

  1. Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış oldukları kararlar nedeni ile ve/veya 15 günde bir yenilenmek kaydı ile PCR testi yaptırtmak ile ilgili kararları neticesinde Davacının çalışma hakkı da etkilenmektedir. Davacı PCR testi olmaksızın çalışamama ihtimali ve dolayısı ile kendisini ekonomik olarak geliştirememe ihtimali taşımaktadır ki yasal dayanağı olmayan bir test ile Davacının Anayasal hakları etkilenecektir. Yine bu test ile hatalı pozitif olma ihtimali söz konusu olabilir. Bir kimsenin pozitif çıkması ile kişi Anayasaya aykırı bir şekilde kişi özgürlüğünden yoksun bırakılarak Karantina otellerine yerleştirilmekte ve kendisine derhal tıbbi tedavi uygulanmaya başlanmaktadır. Her halukarda uygulanan tedavinin tedavi protokolü dahi bulunmamaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün uyguladığı tedavi PCR pozitif olup, gerek hatalı, gerekse gerçek pozitif olan kimselerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 ve/veya Davalılar müştereken ve/veya münferdien PCR pozitif kimselere hatalı ve/veya yanlış ve/veya gereksiz tedavi de uygulayabilmektedirler. Dolayısı ile muhtemel bir hatalı pozitif, yukarıdaki iddialara halel gelmeksizin bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacağı gibi ve/veya kişi özgürlüğünü sınırlayacağı gibi, ülke içerisinde gereksiz önlemlerin alınmasına sebebiyet vermek sureti ile Anayasa’da yer alan birçok kişi hak ve özgürlüklerinden men edilmesini sağlayacak tedbirler alınması sağlanacak ve/veya kişilerin ve/veya spesifik olarak Davacının Çalışma Hakkı, Hayat ve vücut bütünlüğü hakkı, sağlıklı yaşama hakkı ve/veya sağlık hakkı gibi hakları da etkilenecektir.

7.Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalının yapmış olduğu işlemlerin ve/veya almış oldukları kararlarda ve bu konuda verilmiş olan karar ve/veya yapılmış olan işlem ve/veya eylem ve/veya ihmal tamamen hatalıdır ve/veya yanlıştır. Bu karar ve/veya kararlar Davacıyı zarar ve ziyanlara düçar bırakmakta ve mağdur etmektedir ve dolayısı ile işbu kararın iptal edilmesi gerekmektedir.

8.İşbu YİM konusu karar ve/veya işlemler nedeni ile Davacının işbu YİM davasını dosyalama mecburiyeti hasıl olmuştur ve/veya işbu kararların alınması ve/veya bu hususta yapılan işlemlerin ve/veya 27/02/2019 tarihli karar nedeni ile Davacının münferiden meşru menfaatleri etkilenmektedir ve işbu davayı dosyalamakta da meşru menfaati bulunmaktadır.

İşbu dava Davacı Avukatı Boysan Boyra tarafından tanzim edilmiştir.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa’dır.

                                                              Boysan Boyra

                                                      Davacı Tarafından Avukat

………/….03…../2021 tarihinde

kaydolunup mühürlenmiştir.

                                      Mukayyit.

Not: Bu davaya verilecek bir müdafaanın davanın tebliğ tarihinden itibaren yirmi bir (21) gün zarfında kayıt kalemine bizzat veya Avukat vasıtasıyle verilir ve bir sureti davacıların tebliğ adresine bırakılır.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

                Başsavcılığı  Lefkoşa, KKTC.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                                  

Yukarıdaki Müstedi tarafından yapılmış tek taraflı istida:

Yukarıdaki Müstedi işbu istidası ile;

  1. Esas başvurunun nihai bir karara bağlanmasına ve/veya Muhterem Mahkeme’ce takdir ve tayin edilecek bir tarihe kadar; Davalılar tarafından müştereken ve/veya münferiden takriben ve/veya 27/02/2021 tarihinde alınan ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararın icraasını men edici bir emir ve/veya geçici bir ara emri verilmesi ve/veya yürütmenin durdurulmasına dair bir emir verilmesi zımnında bir Mahkeme emri itası;
  1. Muhterem mahkemece uygun görülecek başka bir emir ve/veya çare.
  1. Bu istida masraflarının M/aleyhlere tahmili.

 için gerekli emrin isdarını talep eder.

İşbu başvuru KKTC. Anayasa’sının 152, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere ve Yüksek Mahkeme Tüzüğüne istinad eder.

Bu istidada istinad edilen gerçekler Lefkoşa   sakinlerinden Seda Okgül’ün  ilişikte sunulan  yemin varakasında gösterilmektedir.

 

Bu istida Müstedinin Avukatı Boysan Boyra tarafından yapılmıştır.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı altı, Lefkoşa’dır.

                                                                                                          Boysan Boyra

                                                                                              Müstedi Tarafından Avukat.

2021  senesinin Mart  ayının   2. günü

dosyalanmıştır. Dinlenmesi için  2021 senesi

Mart ayının …………..gününe tayin edilmiştir.                 

                                                                                                                                                                    Mukayyit.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

3.Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle                   Başsavcılık  Lefkoşa.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                           

 

                                                        YEMİN BELGESİ

Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa  sakinlerinden Seda Okgül , yemin eder ve bu yeminimle aşağıda gösterilen hususları beyan ederim.

  1. Yukarıda unvan ve sayısı gösterilen başvuruda davacı ve işbu istidada ise  Müstediyim.
  1. Bu istida maksatları bakımından esas başvurumdaki tüm iddiaları burada aynen tekrarlar ve benimserim.
  1. DSÖ tarafından ilan edilen pandemi nedeni ile Covid-19 virüsünün tespiti bir nevi PCR testlerine bağlanmıştır. Oysa ki PCR testleri dışında başka alternatif testler vardır. Mesela kan testleri ve sair testler uygulanarak virüsler tespit edilebilir. Davamda da açık olarak belirtmiş olduğum gibi, PCR testleri ciddi hatalar vermektedir. Her halukarda özetle;

Bu testlerin yasal dayanağı yoktur. Herhangi bir kimsenin bir başka kimseyi Bulaşıcı Hastalıklar yasası Tahtında muayene edebilmesi için Mahkeme emrine ihtiyaç duyması gerekmekte iken, Davalı/M/aleyhler yasa dışı bir şekilde ve/veya Almış oldukları ve yayınladıkları kararlar ile zorunlu olarak PCR testi yaptırtmak surety ile muayeneye tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak az önce bahsettiğim üzere bunu yapabilmek ilgili yasada Mahkeme ermine bağlanmışken, Davalılar yetki aşımı yapmak suretiyle ve icbar ederek, PCR testi vasıtası ile Covid-19 virüsünü tespit etmeye çalışmaktadırlar. Her halukarda mezkur muayeneyi hasta oluğundan şüphelenilen kişiler yerine sağlıklı kişiler üzerinde yapmaktadırlar ki, bu test ve alınan kararlar amacı aşmaktadır.

Yine mezkur testler birçok sebeple hatalı sonuç vermektedirler. Herhangi bir virüsün varlığı ve/veya ölü bir virus varlığı dahi, PCR testlerinin döngüsünde çoğaltılmakta ve aşırı çoğaltmada (-ki döngü sayısı değiştirilmiş olmasına rağmen) Davalılar PCR testlerinin ve/veya ilk nazarda DSÖ nün Kabul edip daha sonra değiştirdiği döngü sayısını uygulamakta ısrar etmekte ve hatalı pozitifler yaratmaktadırlar.

Bir diğer önemli husus ise mezkur testler sürüntü testleri olup, bu testler burun ve akabinde boğaza sürüntü yapılarak yani, tükürük de alınarak yapılmaktadır. İddia ederim ki, PCR testleri DNA analizleri yapmak için kullanılan test türleridir. Davalılar müştereken ve/veya münferiden kararlar almak suretiyle şahsıma ait DNA analizlerini çıkarabileceklerdir. Ancak böyle bir hususa rızam yoktur. Böyle birşey bedenime ait olan anahtarın tümü ile Davalıların eline geçmesine neden olacağından, bedenimin tüm zayıflıklarını tespit edebilme ihtimaline de yol açacaktır. Kaldı ki, mezkur testlerin imha edilip edilmediği, ve/veya nasıl ve ne şekilde imha edildiği belli değildir, hiç açıklanmamıştır. Şahsen bu husus beni ayrıca rahatsız etmektedir.  Kendi bedenim ve sağlığım üzerinde söz hakkım bulunmakta olduğuna inanmaktayım.

  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların bu kararı aynı zamanda Anayasa ile korunma altına alınan kişi hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaktadır.
  1. Her halukarda Davalıların baz aldığı bu PCR testleri ifade etmiş olduğum gibi hatalı pozitif vermekte ve/veya bir kimse önce pozitif, sonra negatif veya döngüye göre pozitif vermektedir. Herhangi bir şekilde hatalı pozitif temin edilmesi halinde,  Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğüm karantina otellerine kapatılarak tedavi edilmem sonucunu dahi doğurabilecektir ki, Davalı No.2’nin uyguladığı sağlık protokolleri belirsizdir ve/veya yanlış uygulamalar olduğu duyumlarını almaktayım .
  1. Yukarda yer alan tüm nedenlerle  ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar inancım odur ki, yoklukla malul bir karardır ve/veya hatalıdır ve bu nedenle de hükümsüz ve/veya etki doğurmaması gereken bir karardır ve işbu nedenle de iptal edilmesi gerekmektedir.
  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların almış olduğu karar ve/veya işbu karar doğrultusunda yapılan işlemler, açıkça kanuna aykırıdır. Hatta kanuni değildir ve yasal dayanağı yoktur.
  1. Yine,  iddia ve beyan ederim ki, karara bağlanması gereken kony ciddidir ve iddialarımda haklı olduğuma dair belirtiler mevcuttur, keza ara emri verilmez ise ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğması mümkündür. Mesela mezkur karar çalışma hakkımı engellemekte, hatalı bir netice de ortaya koyabileceği ve tedavi görmeme neden olabileceği gibi, DNA mın temin edilmesine de neden olacaktır. Kaldı ki, alınan kararlar gereği PCR testi yaptırmış değilim ve yaptırmak konusunda da rızam yoktur ve/veya yaptırmak zorunda olmadığıma da inanmaktayım. 
  1. Yukarıdakiler gereğince karara bağlanması gereken konunun çok ciddi ve acil olduğu inancındayım ve davanın adilane bir şekilde kararlaştırılabilmesi için böyle bir emrin verilmesine ihtiyaç olduğuna inanmaktayım.
  1. Tüm yukarıda iddia etmiş olduğum sebeplerle bu  istida ile talep edilen emrin verilmemesi halinde ileride telafisi imkansız zarar ziyana uğramam söz konusu olacak, geriye dönüş imkansızlaşacaktır ve/veya çok zorlaşacağına inanmaktayım.
  2. Yukarıda gerçekler ışığında istida da olduğu gibi emir verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu inancı ile bu doğrultuda talepte bulunurum.

                                                                      Yemin eden

                                                           ……………………………………

Seda Okgül  

2021Yılı Mart ayının 2..günü

yemin ve imza edilmiştir.                   Mukayyit.         

 

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]Açılan davada COVİD-19 virüsünün İZOLATLARI, yani enfekte olmuş bir kişiden veya doğal ortamdan elde edilmiş, laboratuvar kökenli olmayan, mikrobiyal veya viral anlamda saf bir numune olmadığı halde, PCR tanı kiti ile pozitif sonuç tespit edilerek vaka sayısı oluşturulduğu belgelendi.

Dava metninde dünyanın her yerinde olduğu gibi KKTC’de ne işe yaradığı belli olmayan PCR test kiti ile insanların bedenine müdahale edildiği ve bunun da yasalarda yer olmadığı yer aldı.

Daha önce Portekiz de 11 Kasım 2020 tarihinde açılan bir davada mahkeme, PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin karar verdi. 23 Kasım 2020 tarihinde ise Berlin’de PCR tanı kitini DSÖ’ye kabul ettiren Christian Drosten’in sahte salgına neden olduğu için hakkında dava açıldı. Bunun üzerien DSÖ, 14 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihinde PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin açıklama yaptı.

Dünya’da Seda OKGÜL’ün KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığı davada PCR tanı kiti ilk kez yargılanıyor..

 

 

DAVA METNİ

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.

                                                                                                                      YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

 

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

   Başsavcılığı, Lefkoşa.

                                                                                                           Arasında

Yukarıdaki Davacı Tarafından

TALEP TAKRİRİ

Malumunuz olsun ki, yukarıda adı yazılı davacı aşağıdaki çareler için Mahkemeye başvurur;

Şöyle ki;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının  hükümsüz ve/veya etkisiz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacağına dair karar verilmesini;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup , açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının bir ihmal olduğuna ve/veya böyle bir ihmalin yapılmaması gereken bir ihmal olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar yoklukla  maluldur  ve/veya mutlak butlanla sakattır  dolayısı ile mezkur karar etkisiz,  hükümsüz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacak bir karardır ve dolayısı ile iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

İşbu dava masraflarıdır.

İşbu dava KKTC Anayasasının 152. Maddesine, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere istinad eder.

Bu Dava Aşağıdaki Hukuki Esaslara Dayanır:

  1. Davalı dava konusu kararı değerlendirirken ve/veya dava konusu kararı alırken  ihmalde bulundu. Keza davacının haklarını ihlal etmekte ve/veya davacıyı mağdur etmektedir.
  1. Davalının, Dava konusu karar ve/veya işlemleri ve/veya eylemleri Anayasaya ilgili mevzuata ve/veya Doğal Aalet ilkelerine ve/veya Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine aykırı ve/veya gayrı yasaldır ve/veya hükümsüzür.
  1. Davalı 27/02/2021 tarihli kararı istihsal ederken ve/veya ve/veya değerlendirme yaparken ilgili mevzuatı yanlış anlamış ve/veya hatalı uygulamış ve/veya eksik uygulamışdır.
  1. Dava konusu karar ve/veya işlem ve/veya işlemler gerekçeden yoksundur ve/veya keyfidir ve/veya hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır ve/veya yasal dayanağı yoktur ve/veya kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde karar alınmıştır.  
  1. Davalı, Dava konusu kararı alıırken ve/veya işlemleri yaparken  yeterli inceleme ve/veya araştırma yapmadı  ve/veya eksik ve/veya  hatalı inceleme yaptı . Ayni nedenle bunlar neticesinde  hatalı kararlar istihsal etti ve/veya  işlemler yaptı .
  1. Dava konusu karar alınırken ve/veya işlemler yapılırken davalı yetkilerini aştı  ve/veya yetkisiz olarak karar aldı  ve/veya yetki aşımı ile kararlar aldı ve/veya bu kararlar doğrultusunda işlemler yaptı  ve/veya yetkilerini kötüye kullandı  ve  dava konusu kararları bu suretle istihsal etti.

Bu Davayı Desteklemek İçin Aşağıdaki Olgulara Dayanılır:

  1. Davacı Lefkoşa’da ikamet etmekte olup, takriben ve/veya 19 yıldır Avukatlık mesleği ile iştigal etmektedir.
  1. Davalı No.1, KKTC Bakanlar Kurulu olup, yönetsel faaliyetlerde bulunan ve/veya genel siyaseti belirlemekte ve/veya yasa gücünde kararname çıkarmakta ve/veya Anayasa’da belirtilmiş ve/veya sayılmış görevleri yerine getirmektedir. Davalı No.2 KKTC Sağlık Bakanlığı Anayasanın 45. Maddesi gereğince “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama ödevi olan yürütsel ve yönetsel yetki kullanan bir organ ve/veya  makam ve/veya Bakanlıktır ve/veya kamu tüzel kişiliğine haizdir. Davalı No.3 Davalı No.2’ye bağlı olarak faaliyet göstermekte ve/veya 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında kurulan bir kurul ve/veya komitedir.
  1. Takriben ve/veya 2019 yılı sonlarında Çin’de başladığı iddia olunan ve daha sonra dünya genelinde 17 Ocak 2020 tarihinde DSÖ tararından kabul edilen PCR tanı kiti ile  Şubat 2020 yılı itibarı ile dünya genelinde görülmeye başlamış ve Covid-19 olarak isimlendirilmiş ve/veya 12/03/2020  tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Bunun üzerine tüm devletler toplum sağlığı iddiası ile önlem almışlar ve/veya zaman zaman da bu önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmek ve/veya sürece uydurmak adına da farklı önlemler almışlar ve/veya Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamak sureti ile de önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmişlerdir.  
  1. Bu süre içerisinde ve/veya dünya genelinde Covid-19 olarak isimlendirilen virüs sonucu DSÖ tarafından ilan edilen pandemi, PCR testi için boğaz ve burundan sürüntü örneği alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
  1. Davacı iddia ve beyan eder ki; süreç içerisinde yapılan çalışmalar ve/veya tıbbi çalışmalar ve/veya gözlemler neticesinde PCR olarak adlandırılan test kitlerinin kullanılması doğru değildir ve/veya hatalıdır. Davalıların bu konudaki kararlarının ayrıca yasal hiçbir zemini de yoktur. Şöyle ki;
  1. YASAL OLARAK:
  1. a) Davacı iddia ve beyan eder ki, PCR test kitleri ile Covid-19 virüsünün tespit edileceğine ve/veya edilmesi gerektiğine dair yasal herhangi bir zorunluluk yoktur ve/veya PCR testinin uygulanacağına ve/veya uygulanmasının zorunlu olacağına dair icbar mümkün değildir ve yasada da düzenlenmiş değildir. Her halukarda 45/2018 sayılı yasaya göre bir kimsenin muayene edilebilmesi için Mahkeme emri dahi aranmaktadır.

Her halukarda Virüsler kan testleri ve sair testlerle ve/veya antijen testleri ile de tespit edilebilecekleri gibi PCR, sürüntü testlerinin yasal olarak yer almaması nedeni ile kullanılmaya mecbur bırakılmasına dair alınmış karar ve/veya kararlar ve bu kararlar nedeni ile yapılan işlemler hatalıdırlar.

b)Davacı iddia ve beyan eder ki, 45/2018 sayılı yasa muayene edilmek hususunda zorunluluk getirmemektedir. Dolayısı ile PCR testleri ile sağlıklı olup olunmadığına dair muayene işlemi zorlanamaz ve/veya zorunlu olarak PCR testleri yapmak hususunda icbar edinilemez. Dolayısı ile Davalıların müştereken ve/veya münferiden PCR testleri ile hastalığın ve/veya Covid-19 virüsünün tespit edilmesi için muayene maksatlı PCR testi yapılmasına dair almış oldukları kararlar hatalıdır.

  1. BİLİMSEL VE/VEYA TIBBİ OLARAK:

a)PCR Testlerinin amacı Virüs Tespit etmek değilidir.

Davacı iddia eder ki, PCR sürüntü testleri genetik hastalıklar ve/veya prenetal tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri, DNA analizi gibi analizlerin yapılması için yapılmıştır.

b)Yanlış pozitif çıkarabilir.

PCR Testleri spesifik ve güvenli testler değidir. PCR Testlerinin döngü sayısı DSÖ tarafından 14 Aralık 2020 ve  20 Ocak 2021 tarihinde de Başkan Tedors Adhanom Ghebreyesus’un daha önce kabul edilen  45 döngünün fazla pozitif  bulduğundan aşağı çekilmesi istenmiştir.

Yine alınan numunede başka virüs RNA/DNA’sının olması halinde (Influenza virüsü gibi), bunların döngüye girip kopyalanma ihtimali ve boyamada yanlış pozitif çıkma ihtimali vardır.

c)Davacı iddia eder ki, SARS-CoV2 virüsü izole edilmemiş olduğundan ve DSÖ’nün kabul ettiği (17 Ocak 2020) protokolde bu durum açıkça yazılmış olmasına rağmen test sonuçlarının doğruluk oranını saptamak için kullanılabilecek bir altın standart yoktur, olamazda. O nedenle bu testlerde elde edilecek sonuçlar tümüyle geçersizdir.

Ahar surette;

d)Virüs izolasyonu olduğu kabul edilse bile kullanımda mevcut sürüntü testlerinin hiçbirinin resmi verifikasyon ve validasyonu yoktur ve/veya ruhsatsızdır.

e)Cihazların %99’unda hangi gen diziliminin olduğu bilinmemektedir ve/veya sürüntü testlerinin birçoğunda, taşıdıkları gen dizilimleri (sekansları) deklare edilmiş ve/veya açıklanmış değil.

f)PCR testinin tekrar sayısına göre ölü virüsün geninin de çoğaltılarak, virüs aktifmiş gibi PCR pozitif sonucunu verebilir ancak bu aktif bir enfeksiyonun kanıtı değildir.

g)PCR testleri döngü sayısı göre %63-65 arası pozitif  yakalamaktadır. Sırf bu nedenle dahi güvenilir değildir.

h)PCR testleri sonuçlarını bilimsel olarak zayıf pozitif şeklinde vermez. Oysa bu mümkündür ancak PCR testi buna fırsat tanımaz ve PCR pozitif gösterir.

ı)E, N ve RdRp2 geninin herhangi birinin varlığı halinde yeterli pozitiflik kabul edildiğinden pozitif sayısı fazla görünmektedir. Oysa bu Nisan 2020 tarihine kadar her üç genin de aranması yönünde idi.

i)Virüsün mutasyona uğruyorsa, önceden hazırlanan test kitleri ile bugün mevcut virüsü aramak mantık dışıdır. Yine virüs her ülke ve coğrafyaya göre değişiklik gösterdiği iddia edildiğinden bu test kitleri geçersiz sayılmalıdır.

j)Gen dizilimi için model olarak kullanılan patojenik sıvılarda ne bir virüs titrasyonu ne de kuantifikasyonu yapılmış olduğundan, buradan, o sıvılar dahilinde milyarlarca virüs benzeri partikülün (insan organizmasında doğal olarak bulunan ve patojenik özellik taşımayan ekstraselüler veziküller dahil) bulunduğu anlaşılabilir.

k)Esas itibariyle, farinjiyal veya nazal COVID-19 sürüntü testlerinin hiçbir diyagnostik   değeri bulunmamaktadır.

l)PCR testleri burun içerisine nazofarenks denilen bölgeye kadar inmekte ve sürüntü bu bölgeden alınmaktadır. PCR testleri üzerinde mevcut herhangi bir bakteri bu bölgeye sürüntü testi ile aktarıldığı taktirde kişinin hastalanmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile işlemin yapılışı açısından da hatalı ve/veya risklidir.

            C)BİREYSEL OLARAK:

Davacı iddia eder ki, PCR testlerinin üretilmesinin temel amacı virüs tespiti değil, DNA analizidir. Her halukarda PCR testlerinin nasıl imha edildiği belli olmamakla birlikte bir toplumun da DNA örnekleri alınmaktadır. Dolayısı ile aynı zamanda etik de değildir ve/veya kimsenin DNA’sı zorlanmak sureti ile ve/veya alınacak kararlarla ve/veya rızası dışında da temin edilmemelidir. Nitekim Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış olduğu kararlar Davacının DNA’sının da alınması neticesini doğuracaktır ki, Davacının buna rızası yoktur.

  1. Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış oldukları kararlar nedeni ile ve/veya 15 günde bir yenilenmek kaydı ile PCR testi yaptırtmak ile ilgili kararları neticesinde Davacının çalışma hakkı da etkilenmektedir. Davacı PCR testi olmaksızın çalışamama ihtimali ve dolayısı ile kendisini ekonomik olarak geliştirememe ihtimali taşımaktadır ki yasal dayanağı olmayan bir test ile Davacının Anayasal hakları etkilenecektir. Yine bu test ile hatalı pozitif olma ihtimali söz konusu olabilir. Bir kimsenin pozitif çıkması ile kişi Anayasaya aykırı bir şekilde kişi özgürlüğünden yoksun bırakılarak Karantina otellerine yerleştirilmekte ve kendisine derhal tıbbi tedavi uygulanmaya başlanmaktadır. Her halukarda uygulanan tedavinin tedavi protokolü dahi bulunmamaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün uyguladığı tedavi PCR pozitif olup, gerek hatalı, gerekse gerçek pozitif olan kimselerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 ve/veya Davalılar müştereken ve/veya münferdien PCR pozitif kimselere hatalı ve/veya yanlış ve/veya gereksiz tedavi de uygulayabilmektedirler. Dolayısı ile muhtemel bir hatalı pozitif, yukarıdaki iddialara halel gelmeksizin bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacağı gibi ve/veya kişi özgürlüğünü sınırlayacağı gibi, ülke içerisinde gereksiz önlemlerin alınmasına sebebiyet vermek sureti ile Anayasa’da yer alan birçok kişi hak ve özgürlüklerinden men edilmesini sağlayacak tedbirler alınması sağlanacak ve/veya kişilerin ve/veya spesifik olarak Davacının Çalışma Hakkı, Hayat ve vücut bütünlüğü hakkı, sağlıklı yaşama hakkı ve/veya sağlık hakkı gibi hakları da etkilenecektir.

7.Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalının yapmış olduğu işlemlerin ve/veya almış oldukları kararlarda ve bu konuda verilmiş olan karar ve/veya yapılmış olan işlem ve/veya eylem ve/veya ihmal tamamen hatalıdır ve/veya yanlıştır. Bu karar ve/veya kararlar Davacıyı zarar ve ziyanlara düçar bırakmakta ve mağdur etmektedir ve dolayısı ile işbu kararın iptal edilmesi gerekmektedir.

8.İşbu YİM konusu karar ve/veya işlemler nedeni ile Davacının işbu YİM davasını dosyalama mecburiyeti hasıl olmuştur ve/veya işbu kararların alınması ve/veya bu hususta yapılan işlemlerin ve/veya 27/02/2019 tarihli karar nedeni ile Davacının münferiden meşru menfaatleri etkilenmektedir ve işbu davayı dosyalamakta da meşru menfaati bulunmaktadır.

İşbu dava Davacı Avukatı Boysan Boyra tarafından tanzim edilmiştir.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa’dır.

                                                              Boysan Boyra

                                                      Davacı Tarafından Avukat

………/….03…../2021 tarihinde

kaydolunup mühürlenmiştir.

                                      Mukayyit.

Not: Bu davaya verilecek bir müdafaanın davanın tebliğ tarihinden itibaren yirmi bir (21) gün zarfında kayıt kalemine bizzat veya Avukat vasıtasıyle verilir ve bir sureti davacıların tebliğ adresine bırakılır.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

                Başsavcılığı  Lefkoşa, KKTC.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                                  

Yukarıdaki Müstedi tarafından yapılmış tek taraflı istida:

Yukarıdaki Müstedi işbu istidası ile;

  1. Esas başvurunun nihai bir karara bağlanmasına ve/veya Muhterem Mahkeme’ce takdir ve tayin edilecek bir tarihe kadar; Davalılar tarafından müştereken ve/veya münferiden takriben ve/veya 27/02/2021 tarihinde alınan ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararın icraasını men edici bir emir ve/veya geçici bir ara emri verilmesi ve/veya yürütmenin durdurulmasına dair bir emir verilmesi zımnında bir Mahkeme emri itası;
  1. Muhterem mahkemece uygun görülecek başka bir emir ve/veya çare.
  1. Bu istida masraflarının M/aleyhlere tahmili.

 için gerekli emrin isdarını talep eder.

İşbu başvuru KKTC. Anayasa’sının 152, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere ve Yüksek Mahkeme Tüzüğüne istinad eder.

Bu istidada istinad edilen gerçekler Lefkoşa   sakinlerinden Seda Okgül’ün  ilişikte sunulan  yemin varakasında gösterilmektedir.

 

Bu istida Müstedinin Avukatı Boysan Boyra tarafından yapılmıştır.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı altı, Lefkoşa’dır.

                                                                                                          Boysan Boyra

                                                                                              Müstedi Tarafından Avukat.

2021  senesinin Mart  ayının   2. günü

dosyalanmıştır. Dinlenmesi için  2021 senesi

Mart ayının …………..gününe tayin edilmiştir.                 

                                                                                                                                                                    Mukayyit.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

3.Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle                   Başsavcılık  Lefkoşa.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                           

 

                                                        YEMİN BELGESİ

Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa  sakinlerinden Seda Okgül , yemin eder ve bu yeminimle aşağıda gösterilen hususları beyan ederim.

  1. Yukarıda unvan ve sayısı gösterilen başvuruda davacı ve işbu istidada ise  Müstediyim.
  1. Bu istida maksatları bakımından esas başvurumdaki tüm iddiaları burada aynen tekrarlar ve benimserim.
  1. DSÖ tarafından ilan edilen pandemi nedeni ile Covid-19 virüsünün tespiti bir nevi PCR testlerine bağlanmıştır. Oysa ki PCR testleri dışında başka alternatif testler vardır. Mesela kan testleri ve sair testler uygulanarak virüsler tespit edilebilir. Davamda da açık olarak belirtmiş olduğum gibi, PCR testleri ciddi hatalar vermektedir. Her halukarda özetle;

Bu testlerin yasal dayanağı yoktur. Herhangi bir kimsenin bir başka kimseyi Bulaşıcı Hastalıklar yasası Tahtında muayene edebilmesi için Mahkeme emrine ihtiyaç duyması gerekmekte iken, Davalı/M/aleyhler yasa dışı bir şekilde ve/veya Almış oldukları ve yayınladıkları kararlar ile zorunlu olarak PCR testi yaptırtmak surety ile muayeneye tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak az önce bahsettiğim üzere bunu yapabilmek ilgili yasada Mahkeme ermine bağlanmışken, Davalılar yetki aşımı yapmak suretiyle ve icbar ederek, PCR testi vasıtası ile Covid-19 virüsünü tespit etmeye çalışmaktadırlar. Her halukarda mezkur muayeneyi hasta oluğundan şüphelenilen kişiler yerine sağlıklı kişiler üzerinde yapmaktadırlar ki, bu test ve alınan kararlar amacı aşmaktadır.

Yine mezkur testler birçok sebeple hatalı sonuç vermektedirler. Herhangi bir virüsün varlığı ve/veya ölü bir virus varlığı dahi, PCR testlerinin döngüsünde çoğaltılmakta ve aşırı çoğaltmada (-ki döngü sayısı değiştirilmiş olmasına rağmen) Davalılar PCR testlerinin ve/veya ilk nazarda DSÖ nün Kabul edip daha sonra değiştirdiği döngü sayısını uygulamakta ısrar etmekte ve hatalı pozitifler yaratmaktadırlar.

Bir diğer önemli husus ise mezkur testler sürüntü testleri olup, bu testler burun ve akabinde boğaza sürüntü yapılarak yani, tükürük de alınarak yapılmaktadır. İddia ederim ki, PCR testleri DNA analizleri yapmak için kullanılan test türleridir. Davalılar müştereken ve/veya münferiden kararlar almak suretiyle şahsıma ait DNA analizlerini çıkarabileceklerdir. Ancak böyle bir hususa rızam yoktur. Böyle birşey bedenime ait olan anahtarın tümü ile Davalıların eline geçmesine neden olacağından, bedenimin tüm zayıflıklarını tespit edebilme ihtimaline de yol açacaktır. Kaldı ki, mezkur testlerin imha edilip edilmediği, ve/veya nasıl ve ne şekilde imha edildiği belli değildir, hiç açıklanmamıştır. Şahsen bu husus beni ayrıca rahatsız etmektedir.  Kendi bedenim ve sağlığım üzerinde söz hakkım bulunmakta olduğuna inanmaktayım.

  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların bu kararı aynı zamanda Anayasa ile korunma altına alınan kişi hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaktadır.
  1. Her halukarda Davalıların baz aldığı bu PCR testleri ifade etmiş olduğum gibi hatalı pozitif vermekte ve/veya bir kimse önce pozitif, sonra negatif veya döngüye göre pozitif vermektedir. Herhangi bir şekilde hatalı pozitif temin edilmesi halinde,  Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğüm karantina otellerine kapatılarak tedavi edilmem sonucunu dahi doğurabilecektir ki, Davalı No.2’nin uyguladığı sağlık protokolleri belirsizdir ve/veya yanlış uygulamalar olduğu duyumlarını almaktayım .
  1. Yukarda yer alan tüm nedenlerle  ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar inancım odur ki, yoklukla malul bir karardır ve/veya hatalıdır ve bu nedenle de hükümsüz ve/veya etki doğurmaması gereken bir karardır ve işbu nedenle de iptal edilmesi gerekmektedir.
  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların almış olduğu karar ve/veya işbu karar doğrultusunda yapılan işlemler, açıkça kanuna aykırıdır. Hatta kanuni değildir ve yasal dayanağı yoktur.
  1. Yine,  iddia ve beyan ederim ki, karara bağlanması gereken kony ciddidir ve iddialarımda haklı olduğuma dair belirtiler mevcuttur, keza ara emri verilmez ise ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğması mümkündür. Mesela mezkur karar çalışma hakkımı engellemekte, hatalı bir netice de ortaya koyabileceği ve tedavi görmeme neden olabileceği gibi, DNA mın temin edilmesine de neden olacaktır. Kaldı ki, alınan kararlar gereği PCR testi yaptırmış değilim ve yaptırmak konusunda da rızam yoktur ve/veya yaptırmak zorunda olmadığıma da inanmaktayım. 
  1. Yukarıdakiler gereğince karara bağlanması gereken konunun çok ciddi ve acil olduğu inancındayım ve davanın adilane bir şekilde kararlaştırılabilmesi için böyle bir emrin verilmesine ihtiyaç olduğuna inanmaktayım.
  1. Tüm yukarıda iddia etmiş olduğum sebeplerle bu  istida ile talep edilen emrin verilmemesi halinde ileride telafisi imkansız zarar ziyana uğramam söz konusu olacak, geriye dönüş imkansızlaşacaktır ve/veya çok zorlaşacağına inanmaktayım.
  2. Yukarıda gerçekler ışığında istida da olduğu gibi emir verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu inancı ile bu doğrultuda talepte bulunurum.

                                                                      Yemin eden

                                                           ……………………………………

Seda Okgül  

2021Yılı Mart ayının 2..günü

yemin ve imza edilmiştir.                   Mukayyit.         

 

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]DSÖ’nün 17 Ocak 2020 tarihinde kabul ettiği PCR tanı kiti ile COVİD-19’u dünyaya yaydıktan sonra, 12 Mart 2020 tarihinde ilan ettiği pandeminin bütün şifreleri çözüldü. İşte çözülen bu şifrelerin başında, DSÖ’nün PCR test kiti protoklünü kabul ettiği Berlin Charite Viroloji Enstitüsü Prof. Direktörü Christian Drosten’in yazdığı makalede, Virüs İZOLATLARI ile ilgili elinde materyal olmadığını itiraf etmesi vardı. Dava da izole edilmemiş virus ile var edilen PCR tanı kitiyle test yapılmasına karşı açıldı.

Açılan davada COVİD-19 virüsünün İZOLATLARI, yani enfekte olmuş bir kişiden veya doğal ortamdan elde edilmiş, laboratuvar kökenli olmayan, mikrobiyal veya viral anlamda saf bir numune olmadığı halde, PCR tanı kiti ile pozitif sonuç tespit edilerek vaka sayısı oluşturulduğu belgelendi.

Dava metninde dünyanın her yerinde olduğu gibi KKTC’de ne işe yaradığı belli olmayan PCR test kiti ile insanların bedenine müdahale edildiği ve bunun da yasalarda yer olmadığı yer aldı.

Daha önce Portekiz de 11 Kasım 2020 tarihinde açılan bir davada mahkeme, PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin karar verdi. 23 Kasım 2020 tarihinde ise Berlin’de PCR tanı kitini DSÖ’ye kabul ettiren Christian Drosten’in sahte salgına neden olduğu için hakkında dava açıldı. Bunun üzerien DSÖ, 14 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihinde PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin açıklama yaptı.

Dünya’da Seda OKGÜL’ün KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığı davada PCR tanı kiti ilk kez yargılanıyor..

 

 

DAVA METNİ

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.

                                                                                                                      YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

 

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

   Başsavcılığı, Lefkoşa.

                                                                                                           Arasında

Yukarıdaki Davacı Tarafından

TALEP TAKRİRİ

Malumunuz olsun ki, yukarıda adı yazılı davacı aşağıdaki çareler için Mahkemeye başvurur;

Şöyle ki;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının  hükümsüz ve/veya etkisiz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacağına dair karar verilmesini;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup , açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının bir ihmal olduğuna ve/veya böyle bir ihmalin yapılmaması gereken bir ihmal olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar yoklukla  maluldur  ve/veya mutlak butlanla sakattır  dolayısı ile mezkur karar etkisiz,  hükümsüz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacak bir karardır ve dolayısı ile iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

İşbu dava masraflarıdır.

İşbu dava KKTC Anayasasının 152. Maddesine, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere istinad eder.

Bu Dava Aşağıdaki Hukuki Esaslara Dayanır:

  1. Davalı dava konusu kararı değerlendirirken ve/veya dava konusu kararı alırken  ihmalde bulundu. Keza davacının haklarını ihlal etmekte ve/veya davacıyı mağdur etmektedir.
  1. Davalının, Dava konusu karar ve/veya işlemleri ve/veya eylemleri Anayasaya ilgili mevzuata ve/veya Doğal Aalet ilkelerine ve/veya Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine aykırı ve/veya gayrı yasaldır ve/veya hükümsüzür.
  1. Davalı 27/02/2021 tarihli kararı istihsal ederken ve/veya ve/veya değerlendirme yaparken ilgili mevzuatı yanlış anlamış ve/veya hatalı uygulamış ve/veya eksik uygulamışdır.
  1. Dava konusu karar ve/veya işlem ve/veya işlemler gerekçeden yoksundur ve/veya keyfidir ve/veya hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır ve/veya yasal dayanağı yoktur ve/veya kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde karar alınmıştır.  
  1. Davalı, Dava konusu kararı alıırken ve/veya işlemleri yaparken  yeterli inceleme ve/veya araştırma yapmadı  ve/veya eksik ve/veya  hatalı inceleme yaptı . Ayni nedenle bunlar neticesinde  hatalı kararlar istihsal etti ve/veya  işlemler yaptı .
  1. Dava konusu karar alınırken ve/veya işlemler yapılırken davalı yetkilerini aştı  ve/veya yetkisiz olarak karar aldı  ve/veya yetki aşımı ile kararlar aldı ve/veya bu kararlar doğrultusunda işlemler yaptı  ve/veya yetkilerini kötüye kullandı  ve  dava konusu kararları bu suretle istihsal etti.

Bu Davayı Desteklemek İçin Aşağıdaki Olgulara Dayanılır:

  1. Davacı Lefkoşa’da ikamet etmekte olup, takriben ve/veya 19 yıldır Avukatlık mesleği ile iştigal etmektedir.
  1. Davalı No.1, KKTC Bakanlar Kurulu olup, yönetsel faaliyetlerde bulunan ve/veya genel siyaseti belirlemekte ve/veya yasa gücünde kararname çıkarmakta ve/veya Anayasa’da belirtilmiş ve/veya sayılmış görevleri yerine getirmektedir. Davalı No.2 KKTC Sağlık Bakanlığı Anayasanın 45. Maddesi gereğince “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama ödevi olan yürütsel ve yönetsel yetki kullanan bir organ ve/veya  makam ve/veya Bakanlıktır ve/veya kamu tüzel kişiliğine haizdir. Davalı No.3 Davalı No.2’ye bağlı olarak faaliyet göstermekte ve/veya 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında kurulan bir kurul ve/veya komitedir.
  1. Takriben ve/veya 2019 yılı sonlarında Çin’de başladığı iddia olunan ve daha sonra dünya genelinde 17 Ocak 2020 tarihinde DSÖ tararından kabul edilen PCR tanı kiti ile  Şubat 2020 yılı itibarı ile dünya genelinde görülmeye başlamış ve Covid-19 olarak isimlendirilmiş ve/veya 12/03/2020  tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Bunun üzerine tüm devletler toplum sağlığı iddiası ile önlem almışlar ve/veya zaman zaman da bu önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmek ve/veya sürece uydurmak adına da farklı önlemler almışlar ve/veya Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamak sureti ile de önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmişlerdir.  
  1. Bu süre içerisinde ve/veya dünya genelinde Covid-19 olarak isimlendirilen virüs sonucu DSÖ tarafından ilan edilen pandemi, PCR testi için boğaz ve burundan sürüntü örneği alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
  1. Davacı iddia ve beyan eder ki; süreç içerisinde yapılan çalışmalar ve/veya tıbbi çalışmalar ve/veya gözlemler neticesinde PCR olarak adlandırılan test kitlerinin kullanılması doğru değildir ve/veya hatalıdır. Davalıların bu konudaki kararlarının ayrıca yasal hiçbir zemini de yoktur. Şöyle ki;
  1. YASAL OLARAK:
  1. a) Davacı iddia ve beyan eder ki, PCR test kitleri ile Covid-19 virüsünün tespit edileceğine ve/veya edilmesi gerektiğine dair yasal herhangi bir zorunluluk yoktur ve/veya PCR testinin uygulanacağına ve/veya uygulanmasının zorunlu olacağına dair icbar mümkün değildir ve yasada da düzenlenmiş değildir. Her halukarda 45/2018 sayılı yasaya göre bir kimsenin muayene edilebilmesi için Mahkeme emri dahi aranmaktadır.

Her halukarda Virüsler kan testleri ve sair testlerle ve/veya antijen testleri ile de tespit edilebilecekleri gibi PCR, sürüntü testlerinin yasal olarak yer almaması nedeni ile kullanılmaya mecbur bırakılmasına dair alınmış karar ve/veya kararlar ve bu kararlar nedeni ile yapılan işlemler hatalıdırlar.

b)Davacı iddia ve beyan eder ki, 45/2018 sayılı yasa muayene edilmek hususunda zorunluluk getirmemektedir. Dolayısı ile PCR testleri ile sağlıklı olup olunmadığına dair muayene işlemi zorlanamaz ve/veya zorunlu olarak PCR testleri yapmak hususunda icbar edinilemez. Dolayısı ile Davalıların müştereken ve/veya münferiden PCR testleri ile hastalığın ve/veya Covid-19 virüsünün tespit edilmesi için muayene maksatlı PCR testi yapılmasına dair almış oldukları kararlar hatalıdır.

  1. BİLİMSEL VE/VEYA TIBBİ OLARAK:

a)PCR Testlerinin amacı Virüs Tespit etmek değilidir.

Davacı iddia eder ki, PCR sürüntü testleri genetik hastalıklar ve/veya prenetal tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri, DNA analizi gibi analizlerin yapılması için yapılmıştır.

b)Yanlış pozitif çıkarabilir.

PCR Testleri spesifik ve güvenli testler değidir. PCR Testlerinin döngü sayısı DSÖ tarafından 14 Aralık 2020 ve  20 Ocak 2021 tarihinde de Başkan Tedors Adhanom Ghebreyesus’un daha önce kabul edilen  45 döngünün fazla pozitif  bulduğundan aşağı çekilmesi istenmiştir.

Yine alınan numunede başka virüs RNA/DNA’sının olması halinde (Influenza virüsü gibi), bunların döngüye girip kopyalanma ihtimali ve boyamada yanlış pozitif çıkma ihtimali vardır.

c)Davacı iddia eder ki, SARS-CoV2 virüsü izole edilmemiş olduğundan ve DSÖ’nün kabul ettiği (17 Ocak 2020) protokolde bu durum açıkça yazılmış olmasına rağmen test sonuçlarının doğruluk oranını saptamak için kullanılabilecek bir altın standart yoktur, olamazda. O nedenle bu testlerde elde edilecek sonuçlar tümüyle geçersizdir.

Ahar surette;

d)Virüs izolasyonu olduğu kabul edilse bile kullanımda mevcut sürüntü testlerinin hiçbirinin resmi verifikasyon ve validasyonu yoktur ve/veya ruhsatsızdır.

e)Cihazların %99’unda hangi gen diziliminin olduğu bilinmemektedir ve/veya sürüntü testlerinin birçoğunda, taşıdıkları gen dizilimleri (sekansları) deklare edilmiş ve/veya açıklanmış değil.

f)PCR testinin tekrar sayısına göre ölü virüsün geninin de çoğaltılarak, virüs aktifmiş gibi PCR pozitif sonucunu verebilir ancak bu aktif bir enfeksiyonun kanıtı değildir.

g)PCR testleri döngü sayısı göre %63-65 arası pozitif  yakalamaktadır. Sırf bu nedenle dahi güvenilir değildir.

h)PCR testleri sonuçlarını bilimsel olarak zayıf pozitif şeklinde vermez. Oysa bu mümkündür ancak PCR testi buna fırsat tanımaz ve PCR pozitif gösterir.

ı)E, N ve RdRp2 geninin herhangi birinin varlığı halinde yeterli pozitiflik kabul edildiğinden pozitif sayısı fazla görünmektedir. Oysa bu Nisan 2020 tarihine kadar her üç genin de aranması yönünde idi.

i)Virüsün mutasyona uğruyorsa, önceden hazırlanan test kitleri ile bugün mevcut virüsü aramak mantık dışıdır. Yine virüs her ülke ve coğrafyaya göre değişiklik gösterdiği iddia edildiğinden bu test kitleri geçersiz sayılmalıdır.

j)Gen dizilimi için model olarak kullanılan patojenik sıvılarda ne bir virüs titrasyonu ne de kuantifikasyonu yapılmış olduğundan, buradan, o sıvılar dahilinde milyarlarca virüs benzeri partikülün (insan organizmasında doğal olarak bulunan ve patojenik özellik taşımayan ekstraselüler veziküller dahil) bulunduğu anlaşılabilir.

k)Esas itibariyle, farinjiyal veya nazal COVID-19 sürüntü testlerinin hiçbir diyagnostik   değeri bulunmamaktadır.

l)PCR testleri burun içerisine nazofarenks denilen bölgeye kadar inmekte ve sürüntü bu bölgeden alınmaktadır. PCR testleri üzerinde mevcut herhangi bir bakteri bu bölgeye sürüntü testi ile aktarıldığı taktirde kişinin hastalanmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile işlemin yapılışı açısından da hatalı ve/veya risklidir.

            C)BİREYSEL OLARAK:

Davacı iddia eder ki, PCR testlerinin üretilmesinin temel amacı virüs tespiti değil, DNA analizidir. Her halukarda PCR testlerinin nasıl imha edildiği belli olmamakla birlikte bir toplumun da DNA örnekleri alınmaktadır. Dolayısı ile aynı zamanda etik de değildir ve/veya kimsenin DNA’sı zorlanmak sureti ile ve/veya alınacak kararlarla ve/veya rızası dışında da temin edilmemelidir. Nitekim Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış olduğu kararlar Davacının DNA’sının da alınması neticesini doğuracaktır ki, Davacının buna rızası yoktur.

  1. Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış oldukları kararlar nedeni ile ve/veya 15 günde bir yenilenmek kaydı ile PCR testi yaptırtmak ile ilgili kararları neticesinde Davacının çalışma hakkı da etkilenmektedir. Davacı PCR testi olmaksızın çalışamama ihtimali ve dolayısı ile kendisini ekonomik olarak geliştirememe ihtimali taşımaktadır ki yasal dayanağı olmayan bir test ile Davacının Anayasal hakları etkilenecektir. Yine bu test ile hatalı pozitif olma ihtimali söz konusu olabilir. Bir kimsenin pozitif çıkması ile kişi Anayasaya aykırı bir şekilde kişi özgürlüğünden yoksun bırakılarak Karantina otellerine yerleştirilmekte ve kendisine derhal tıbbi tedavi uygulanmaya başlanmaktadır. Her halukarda uygulanan tedavinin tedavi protokolü dahi bulunmamaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün uyguladığı tedavi PCR pozitif olup, gerek hatalı, gerekse gerçek pozitif olan kimselerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 ve/veya Davalılar müştereken ve/veya münferdien PCR pozitif kimselere hatalı ve/veya yanlış ve/veya gereksiz tedavi de uygulayabilmektedirler. Dolayısı ile muhtemel bir hatalı pozitif, yukarıdaki iddialara halel gelmeksizin bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacağı gibi ve/veya kişi özgürlüğünü sınırlayacağı gibi, ülke içerisinde gereksiz önlemlerin alınmasına sebebiyet vermek sureti ile Anayasa’da yer alan birçok kişi hak ve özgürlüklerinden men edilmesini sağlayacak tedbirler alınması sağlanacak ve/veya kişilerin ve/veya spesifik olarak Davacının Çalışma Hakkı, Hayat ve vücut bütünlüğü hakkı, sağlıklı yaşama hakkı ve/veya sağlık hakkı gibi hakları da etkilenecektir.

7.Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalının yapmış olduğu işlemlerin ve/veya almış oldukları kararlarda ve bu konuda verilmiş olan karar ve/veya yapılmış olan işlem ve/veya eylem ve/veya ihmal tamamen hatalıdır ve/veya yanlıştır. Bu karar ve/veya kararlar Davacıyı zarar ve ziyanlara düçar bırakmakta ve mağdur etmektedir ve dolayısı ile işbu kararın iptal edilmesi gerekmektedir.

8.İşbu YİM konusu karar ve/veya işlemler nedeni ile Davacının işbu YİM davasını dosyalama mecburiyeti hasıl olmuştur ve/veya işbu kararların alınması ve/veya bu hususta yapılan işlemlerin ve/veya 27/02/2019 tarihli karar nedeni ile Davacının münferiden meşru menfaatleri etkilenmektedir ve işbu davayı dosyalamakta da meşru menfaati bulunmaktadır.

İşbu dava Davacı Avukatı Boysan Boyra tarafından tanzim edilmiştir.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa’dır.

                                                              Boysan Boyra

                                                      Davacı Tarafından Avukat

………/….03…../2021 tarihinde

kaydolunup mühürlenmiştir.

                                      Mukayyit.

Not: Bu davaya verilecek bir müdafaanın davanın tebliğ tarihinden itibaren yirmi bir (21) gün zarfında kayıt kalemine bizzat veya Avukat vasıtasıyle verilir ve bir sureti davacıların tebliğ adresine bırakılır.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

                Başsavcılığı  Lefkoşa, KKTC.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                                  

Yukarıdaki Müstedi tarafından yapılmış tek taraflı istida:

Yukarıdaki Müstedi işbu istidası ile;

  1. Esas başvurunun nihai bir karara bağlanmasına ve/veya Muhterem Mahkeme’ce takdir ve tayin edilecek bir tarihe kadar; Davalılar tarafından müştereken ve/veya münferiden takriben ve/veya 27/02/2021 tarihinde alınan ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararın icraasını men edici bir emir ve/veya geçici bir ara emri verilmesi ve/veya yürütmenin durdurulmasına dair bir emir verilmesi zımnında bir Mahkeme emri itası;
  1. Muhterem mahkemece uygun görülecek başka bir emir ve/veya çare.
  1. Bu istida masraflarının M/aleyhlere tahmili.

 için gerekli emrin isdarını talep eder.

İşbu başvuru KKTC. Anayasa’sının 152, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere ve Yüksek Mahkeme Tüzüğüne istinad eder.

Bu istidada istinad edilen gerçekler Lefkoşa   sakinlerinden Seda Okgül’ün  ilişikte sunulan  yemin varakasında gösterilmektedir.

 

Bu istida Müstedinin Avukatı Boysan Boyra tarafından yapılmıştır.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı altı, Lefkoşa’dır.

                                                                                                          Boysan Boyra

                                                                                              Müstedi Tarafından Avukat.

2021  senesinin Mart  ayının   2. günü

dosyalanmıştır. Dinlenmesi için  2021 senesi

Mart ayının …………..gününe tayin edilmiştir.                 

                                                                                                                                                                    Mukayyit.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

3.Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle                   Başsavcılık  Lefkoşa.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                           

 

                                                        YEMİN BELGESİ

Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa  sakinlerinden Seda Okgül , yemin eder ve bu yeminimle aşağıda gösterilen hususları beyan ederim.

  1. Yukarıda unvan ve sayısı gösterilen başvuruda davacı ve işbu istidada ise  Müstediyim.
  1. Bu istida maksatları bakımından esas başvurumdaki tüm iddiaları burada aynen tekrarlar ve benimserim.
  1. DSÖ tarafından ilan edilen pandemi nedeni ile Covid-19 virüsünün tespiti bir nevi PCR testlerine bağlanmıştır. Oysa ki PCR testleri dışında başka alternatif testler vardır. Mesela kan testleri ve sair testler uygulanarak virüsler tespit edilebilir. Davamda da açık olarak belirtmiş olduğum gibi, PCR testleri ciddi hatalar vermektedir. Her halukarda özetle;

Bu testlerin yasal dayanağı yoktur. Herhangi bir kimsenin bir başka kimseyi Bulaşıcı Hastalıklar yasası Tahtında muayene edebilmesi için Mahkeme emrine ihtiyaç duyması gerekmekte iken, Davalı/M/aleyhler yasa dışı bir şekilde ve/veya Almış oldukları ve yayınladıkları kararlar ile zorunlu olarak PCR testi yaptırtmak surety ile muayeneye tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak az önce bahsettiğim üzere bunu yapabilmek ilgili yasada Mahkeme ermine bağlanmışken, Davalılar yetki aşımı yapmak suretiyle ve icbar ederek, PCR testi vasıtası ile Covid-19 virüsünü tespit etmeye çalışmaktadırlar. Her halukarda mezkur muayeneyi hasta oluğundan şüphelenilen kişiler yerine sağlıklı kişiler üzerinde yapmaktadırlar ki, bu test ve alınan kararlar amacı aşmaktadır.

Yine mezkur testler birçok sebeple hatalı sonuç vermektedirler. Herhangi bir virüsün varlığı ve/veya ölü bir virus varlığı dahi, PCR testlerinin döngüsünde çoğaltılmakta ve aşırı çoğaltmada (-ki döngü sayısı değiştirilmiş olmasına rağmen) Davalılar PCR testlerinin ve/veya ilk nazarda DSÖ nün Kabul edip daha sonra değiştirdiği döngü sayısını uygulamakta ısrar etmekte ve hatalı pozitifler yaratmaktadırlar.

Bir diğer önemli husus ise mezkur testler sürüntü testleri olup, bu testler burun ve akabinde boğaza sürüntü yapılarak yani, tükürük de alınarak yapılmaktadır. İddia ederim ki, PCR testleri DNA analizleri yapmak için kullanılan test türleridir. Davalılar müştereken ve/veya münferiden kararlar almak suretiyle şahsıma ait DNA analizlerini çıkarabileceklerdir. Ancak böyle bir hususa rızam yoktur. Böyle birşey bedenime ait olan anahtarın tümü ile Davalıların eline geçmesine neden olacağından, bedenimin tüm zayıflıklarını tespit edebilme ihtimaline de yol açacaktır. Kaldı ki, mezkur testlerin imha edilip edilmediği, ve/veya nasıl ve ne şekilde imha edildiği belli değildir, hiç açıklanmamıştır. Şahsen bu husus beni ayrıca rahatsız etmektedir.  Kendi bedenim ve sağlığım üzerinde söz hakkım bulunmakta olduğuna inanmaktayım.

  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların bu kararı aynı zamanda Anayasa ile korunma altına alınan kişi hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaktadır.
  1. Her halukarda Davalıların baz aldığı bu PCR testleri ifade etmiş olduğum gibi hatalı pozitif vermekte ve/veya bir kimse önce pozitif, sonra negatif veya döngüye göre pozitif vermektedir. Herhangi bir şekilde hatalı pozitif temin edilmesi halinde,  Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğüm karantina otellerine kapatılarak tedavi edilmem sonucunu dahi doğurabilecektir ki, Davalı No.2’nin uyguladığı sağlık protokolleri belirsizdir ve/veya yanlış uygulamalar olduğu duyumlarını almaktayım .
  1. Yukarda yer alan tüm nedenlerle  ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar inancım odur ki, yoklukla malul bir karardır ve/veya hatalıdır ve bu nedenle de hükümsüz ve/veya etki doğurmaması gereken bir karardır ve işbu nedenle de iptal edilmesi gerekmektedir.
  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların almış olduğu karar ve/veya işbu karar doğrultusunda yapılan işlemler, açıkça kanuna aykırıdır. Hatta kanuni değildir ve yasal dayanağı yoktur.
  1. Yine,  iddia ve beyan ederim ki, karara bağlanması gereken kony ciddidir ve iddialarımda haklı olduğuma dair belirtiler mevcuttur, keza ara emri verilmez ise ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğması mümkündür. Mesela mezkur karar çalışma hakkımı engellemekte, hatalı bir netice de ortaya koyabileceği ve tedavi görmeme neden olabileceği gibi, DNA mın temin edilmesine de neden olacaktır. Kaldı ki, alınan kararlar gereği PCR testi yaptırmış değilim ve yaptırmak konusunda da rızam yoktur ve/veya yaptırmak zorunda olmadığıma da inanmaktayım. 
  1. Yukarıdakiler gereğince karara bağlanması gereken konunun çok ciddi ve acil olduğu inancındayım ve davanın adilane bir şekilde kararlaştırılabilmesi için böyle bir emrin verilmesine ihtiyaç olduğuna inanmaktayım.
  1. Tüm yukarıda iddia etmiş olduğum sebeplerle bu  istida ile talep edilen emrin verilmemesi halinde ileride telafisi imkansız zarar ziyana uğramam söz konusu olacak, geriye dönüş imkansızlaşacaktır ve/veya çok zorlaşacağına inanmaktayım.
  2. Yukarıda gerçekler ışığında istida da olduğu gibi emir verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu inancı ile bu doğrultuda talepte bulunurum.

                                                                      Yemin eden

                                                           ……………………………………

Seda Okgül  

2021Yılı Mart ayının 2..günü

yemin ve imza edilmiştir.                   Mukayyit.         

 

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

 

DSÖ’nün 17 Ocak 2020 tarihinde kabul ettiği PCR tanı kiti ile COVİD-19’u dünyaya yaydıktan sonra, 12 Mart 2020 tarihinde ilan ettiği pandeminin bütün şifreleri çözüldü. İşte çözülen bu şifrelerin başında, DSÖ’nün PCR test kiti protoklünü kabul ettiği Berlin Charite Viroloji Enstitüsü Prof. Direktörü Christian Drosten’in yazdığı makalede, Virüs İZOLATLARI ile ilgili elinde materyal olmadığını itiraf etmesi vardı. Dava da izole edilmemiş virus ile var edilen PCR tanı kitiyle test yapılmasına karşı açıldı.

Açılan davada COVİD-19 virüsünün İZOLATLARI, yani enfekte olmuş bir kişiden veya doğal ortamdan elde edilmiş, laboratuvar kökenli olmayan, mikrobiyal veya viral anlamda saf bir numune olmadığı halde, PCR tanı kiti ile pozitif sonuç tespit edilerek vaka sayısı oluşturulduğu belgelendi.

Dava metninde dünyanın her yerinde olduğu gibi KKTC’de ne işe yaradığı belli olmayan PCR test kiti ile insanların bedenine müdahale edildiği ve bunun da yasalarda yer olmadığı yer aldı.

Daha önce Portekiz de 11 Kasım 2020 tarihinde açılan bir davada mahkeme, PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin karar verdi. 23 Kasım 2020 tarihinde ise Berlin’de PCR tanı kitini DSÖ’ye kabul ettiren Christian Drosten’in sahte salgına neden olduğu için hakkında dava açıldı. Bunun üzerien DSÖ, 14 Aralık 2020 ve 20 Ocak 2021 tarihinde PCR testlerinin döngü sayısının fazla oluşu nedeni ile yanlış pozitif verdiğine ilişkin açıklama yaptı.

Dünya’da Seda OKGÜL’ün KKTC Yüksek İdare Mahkemesi’nde açtığı davada PCR tanı kiti ilk kez yargılanıyor..

 

 

DAVA METNİ

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.

                                                                                                                      YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

 

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

   Başsavcılığı, Lefkoşa.

                                                                                                           Arasında

Yukarıdaki Davacı Tarafından

TALEP TAKRİRİ

Malumunuz olsun ki, yukarıda adı yazılı davacı aşağıdaki çareler için Mahkemeye başvurur;

Şöyle ki;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının  hükümsüz ve/veya etkisiz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacağına dair karar verilmesini;

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup , açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının bir ihmal olduğuna ve/veya böyle bir ihmalin yapılmaması gereken bir ihmal olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararının iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

Davalıların müştereken ve/veya münferiden ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün görüş ve önerisi ile alınmış ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 tarafından alınmış olan 27/02/2021 tarihli olup, açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar yoklukla  maluldur  ve/veya mutlak butlanla sakattır  dolayısı ile mezkur karar etkisiz,  hükümsüz ve/veya herhangi bir sonuç doğurmayacak bir karardır ve dolayısı ile iptal edilmesi gereken bir karar olduğu hususunda bir emir.

İşbu dava masraflarıdır.

İşbu dava KKTC Anayasasının 152. Maddesine, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere istinad eder.

Bu Dava Aşağıdaki Hukuki Esaslara Dayanır:

  1. Davalı dava konusu kararı değerlendirirken ve/veya dava konusu kararı alırken  ihmalde bulundu. Keza davacının haklarını ihlal etmekte ve/veya davacıyı mağdur etmektedir.
  1. Davalının, Dava konusu karar ve/veya işlemleri ve/veya eylemleri Anayasaya ilgili mevzuata ve/veya Doğal Aalet ilkelerine ve/veya Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine aykırı ve/veya gayrı yasaldır ve/veya hükümsüzür.
  1. Davalı 27/02/2021 tarihli kararı istihsal ederken ve/veya ve/veya değerlendirme yaparken ilgili mevzuatı yanlış anlamış ve/veya hatalı uygulamış ve/veya eksik uygulamışdır.
  1. Dava konusu karar ve/veya işlem ve/veya işlemler gerekçeden yoksundur ve/veya keyfidir ve/veya hatalı değerlendirmelere dayanmaktadır ve/veya yasal dayanağı yoktur ve/veya kanunilik ilkesine aykırı bir şekilde karar alınmıştır.  
  1. Davalı, Dava konusu kararı alıırken ve/veya işlemleri yaparken  yeterli inceleme ve/veya araştırma yapmadı  ve/veya eksik ve/veya  hatalı inceleme yaptı . Ayni nedenle bunlar neticesinde  hatalı kararlar istihsal etti ve/veya  işlemler yaptı .
  1. Dava konusu karar alınırken ve/veya işlemler yapılırken davalı yetkilerini aştı  ve/veya yetkisiz olarak karar aldı  ve/veya yetki aşımı ile kararlar aldı ve/veya bu kararlar doğrultusunda işlemler yaptı  ve/veya yetkilerini kötüye kullandı  ve  dava konusu kararları bu suretle istihsal etti.

Bu Davayı Desteklemek İçin Aşağıdaki Olgulara Dayanılır:

  1. Davacı Lefkoşa’da ikamet etmekte olup, takriben ve/veya 19 yıldır Avukatlık mesleği ile iştigal etmektedir.
  1. Davalı No.1, KKTC Bakanlar Kurulu olup, yönetsel faaliyetlerde bulunan ve/veya genel siyaseti belirlemekte ve/veya yasa gücünde kararname çıkarmakta ve/veya Anayasa’da belirtilmiş ve/veya sayılmış görevleri yerine getirmektedir. Davalı No.2 KKTC Sağlık Bakanlığı Anayasanın 45. Maddesi gereğince “herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlama ödevi olan yürütsel ve yönetsel yetki kullanan bir organ ve/veya  makam ve/veya Bakanlıktır ve/veya kamu tüzel kişiliğine haizdir. Davalı No.3 Davalı No.2’ye bağlı olarak faaliyet göstermekte ve/veya 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası kapsamında kurulan bir kurul ve/veya komitedir.
  1. Takriben ve/veya 2019 yılı sonlarında Çin’de başladığı iddia olunan ve daha sonra dünya genelinde 17 Ocak 2020 tarihinde DSÖ tararından kabul edilen PCR tanı kiti ile  Şubat 2020 yılı itibarı ile dünya genelinde görülmeye başlamış ve Covid-19 olarak isimlendirilmiş ve/veya 12/03/2020  tarihinde de Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilmiştir. Bunun üzerine tüm devletler toplum sağlığı iddiası ile önlem almışlar ve/veya zaman zaman da bu önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmek ve/veya sürece uydurmak adına da farklı önlemler almışlar ve/veya Anayasa’da yer alan kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamak sureti ile de önlem ve/veya tedbirlerini değiştirmişlerdir.  
  1. Bu süre içerisinde ve/veya dünya genelinde Covid-19 olarak isimlendirilen virüs sonucu DSÖ tarafından ilan edilen pandemi, PCR testi için boğaz ve burundan sürüntü örneği alınarak tespit edilmeye çalışılmıştır.
  1. Davacı iddia ve beyan eder ki; süreç içerisinde yapılan çalışmalar ve/veya tıbbi çalışmalar ve/veya gözlemler neticesinde PCR olarak adlandırılan test kitlerinin kullanılması doğru değildir ve/veya hatalıdır. Davalıların bu konudaki kararlarının ayrıca yasal hiçbir zemini de yoktur. Şöyle ki;
  1. YASAL OLARAK:
  1. a) Davacı iddia ve beyan eder ki, PCR test kitleri ile Covid-19 virüsünün tespit edileceğine ve/veya edilmesi gerektiğine dair yasal herhangi bir zorunluluk yoktur ve/veya PCR testinin uygulanacağına ve/veya uygulanmasının zorunlu olacağına dair icbar mümkün değildir ve yasada da düzenlenmiş değildir. Her halukarda 45/2018 sayılı yasaya göre bir kimsenin muayene edilebilmesi için Mahkeme emri dahi aranmaktadır.

Her halukarda Virüsler kan testleri ve sair testlerle ve/veya antijen testleri ile de tespit edilebilecekleri gibi PCR, sürüntü testlerinin yasal olarak yer almaması nedeni ile kullanılmaya mecbur bırakılmasına dair alınmış karar ve/veya kararlar ve bu kararlar nedeni ile yapılan işlemler hatalıdırlar.

b)Davacı iddia ve beyan eder ki, 45/2018 sayılı yasa muayene edilmek hususunda zorunluluk getirmemektedir. Dolayısı ile PCR testleri ile sağlıklı olup olunmadığına dair muayene işlemi zorlanamaz ve/veya zorunlu olarak PCR testleri yapmak hususunda icbar edinilemez. Dolayısı ile Davalıların müştereken ve/veya münferiden PCR testleri ile hastalığın ve/veya Covid-19 virüsünün tespit edilmesi için muayene maksatlı PCR testi yapılmasına dair almış oldukları kararlar hatalıdır.

  1. BİLİMSEL VE/VEYA TIBBİ OLARAK:

a)PCR Testlerinin amacı Virüs Tespit etmek değilidir.

Davacı iddia eder ki, PCR sürüntü testleri genetik hastalıklar ve/veya prenetal tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri, DNA analizi gibi analizlerin yapılması için yapılmıştır.

b)Yanlış pozitif çıkarabilir.

PCR Testleri spesifik ve güvenli testler değidir. PCR Testlerinin döngü sayısı DSÖ tarafından 14 Aralık 2020 ve  20 Ocak 2021 tarihinde de Başkan Tedors Adhanom Ghebreyesus’un daha önce kabul edilen  45 döngünün fazla pozitif  bulduğundan aşağı çekilmesi istenmiştir.

Yine alınan numunede başka virüs RNA/DNA’sının olması halinde (Influenza virüsü gibi), bunların döngüye girip kopyalanma ihtimali ve boyamada yanlış pozitif çıkma ihtimali vardır.

c)Davacı iddia eder ki, SARS-CoV2 virüsü izole edilmemiş olduğundan ve DSÖ’nün kabul ettiği (17 Ocak 2020) protokolde bu durum açıkça yazılmış olmasına rağmen test sonuçlarının doğruluk oranını saptamak için kullanılabilecek bir altın standart yoktur, olamazda. O nedenle bu testlerde elde edilecek sonuçlar tümüyle geçersizdir.

Ahar surette;

d)Virüs izolasyonu olduğu kabul edilse bile kullanımda mevcut sürüntü testlerinin hiçbirinin resmi verifikasyon ve validasyonu yoktur ve/veya ruhsatsızdır.

e)Cihazların %99’unda hangi gen diziliminin olduğu bilinmemektedir ve/veya sürüntü testlerinin birçoğunda, taşıdıkları gen dizilimleri (sekansları) deklare edilmiş ve/veya açıklanmış değil.

f)PCR testinin tekrar sayısına göre ölü virüsün geninin de çoğaltılarak, virüs aktifmiş gibi PCR pozitif sonucunu verebilir ancak bu aktif bir enfeksiyonun kanıtı değildir.

g)PCR testleri döngü sayısı göre %63-65 arası pozitif  yakalamaktadır. Sırf bu nedenle dahi güvenilir değildir.

h)PCR testleri sonuçlarını bilimsel olarak zayıf pozitif şeklinde vermez. Oysa bu mümkündür ancak PCR testi buna fırsat tanımaz ve PCR pozitif gösterir.

ı)E, N ve RdRp2 geninin herhangi birinin varlığı halinde yeterli pozitiflik kabul edildiğinden pozitif sayısı fazla görünmektedir. Oysa bu Nisan 2020 tarihine kadar her üç genin de aranması yönünde idi.

i)Virüsün mutasyona uğruyorsa, önceden hazırlanan test kitleri ile bugün mevcut virüsü aramak mantık dışıdır. Yine virüs her ülke ve coğrafyaya göre değişiklik gösterdiği iddia edildiğinden bu test kitleri geçersiz sayılmalıdır.

j)Gen dizilimi için model olarak kullanılan patojenik sıvılarda ne bir virüs titrasyonu ne de kuantifikasyonu yapılmış olduğundan, buradan, o sıvılar dahilinde milyarlarca virüs benzeri partikülün (insan organizmasında doğal olarak bulunan ve patojenik özellik taşımayan ekstraselüler veziküller dahil) bulunduğu anlaşılabilir.

k)Esas itibariyle, farinjiyal veya nazal COVID-19 sürüntü testlerinin hiçbir diyagnostik   değeri bulunmamaktadır.

l)PCR testleri burun içerisine nazofarenks denilen bölgeye kadar inmekte ve sürüntü bu bölgeden alınmaktadır. PCR testleri üzerinde mevcut herhangi bir bakteri bu bölgeye sürüntü testi ile aktarıldığı taktirde kişinin hastalanmasına yol açmaktadır. Dolayısı ile işlemin yapılışı açısından da hatalı ve/veya risklidir.

            C)BİREYSEL OLARAK:

Davacı iddia eder ki, PCR testlerinin üretilmesinin temel amacı virüs tespiti değil, DNA analizidir. Her halukarda PCR testlerinin nasıl imha edildiği belli olmamakla birlikte bir toplumun da DNA örnekleri alınmaktadır. Dolayısı ile aynı zamanda etik de değildir ve/veya kimsenin DNA’sı zorlanmak sureti ile ve/veya alınacak kararlarla ve/veya rızası dışında da temin edilmemelidir. Nitekim Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış olduğu kararlar Davacının DNA’sının da alınması neticesini doğuracaktır ki, Davacının buna rızası yoktur.

  1. Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalıların müştereken ve/veya münferiden almış oldukları kararlar nedeni ile ve/veya 15 günde bir yenilenmek kaydı ile PCR testi yaptırtmak ile ilgili kararları neticesinde Davacının çalışma hakkı da etkilenmektedir. Davacı PCR testi olmaksızın çalışamama ihtimali ve dolayısı ile kendisini ekonomik olarak geliştirememe ihtimali taşımaktadır ki yasal dayanağı olmayan bir test ile Davacının Anayasal hakları etkilenecektir. Yine bu test ile hatalı pozitif olma ihtimali söz konusu olabilir. Bir kimsenin pozitif çıkması ile kişi Anayasaya aykırı bir şekilde kişi özgürlüğünden yoksun bırakılarak Karantina otellerine yerleştirilmekte ve kendisine derhal tıbbi tedavi uygulanmaya başlanmaktadır. Her halukarda uygulanan tedavinin tedavi protokolü dahi bulunmamaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3’ün uyguladığı tedavi PCR pozitif olup, gerek hatalı, gerekse gerçek pozitif olan kimselerde ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır ve/veya Davalı No.2 ve/veya No.3 ve/veya Davalılar müştereken ve/veya münferdien PCR pozitif kimselere hatalı ve/veya yanlış ve/veya gereksiz tedavi de uygulayabilmektedirler. Dolayısı ile muhtemel bir hatalı pozitif, yukarıdaki iddialara halel gelmeksizin bir kişinin temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacağı gibi ve/veya kişi özgürlüğünü sınırlayacağı gibi, ülke içerisinde gereksiz önlemlerin alınmasına sebebiyet vermek sureti ile Anayasa’da yer alan birçok kişi hak ve özgürlüklerinden men edilmesini sağlayacak tedbirler alınması sağlanacak ve/veya kişilerin ve/veya spesifik olarak Davacının Çalışma Hakkı, Hayat ve vücut bütünlüğü hakkı, sağlıklı yaşama hakkı ve/veya sağlık hakkı gibi hakları da etkilenecektir.

7.Davacı iddia ve beyan eder ki, Davalının yapmış olduğu işlemlerin ve/veya almış oldukları kararlarda ve bu konuda verilmiş olan karar ve/veya yapılmış olan işlem ve/veya eylem ve/veya ihmal tamamen hatalıdır ve/veya yanlıştır. Bu karar ve/veya kararlar Davacıyı zarar ve ziyanlara düçar bırakmakta ve mağdur etmektedir ve dolayısı ile işbu kararın iptal edilmesi gerekmektedir.

8.İşbu YİM konusu karar ve/veya işlemler nedeni ile Davacının işbu YİM davasını dosyalama mecburiyeti hasıl olmuştur ve/veya işbu kararların alınması ve/veya bu hususta yapılan işlemlerin ve/veya 27/02/2019 tarihli karar nedeni ile Davacının münferiden meşru menfaatleri etkilenmektedir ve işbu davayı dosyalamakta da meşru menfaati bulunmaktadır.

İşbu dava Davacı Avukatı Boysan Boyra tarafından tanzim edilmiştir.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa’dır.

                                                              Boysan Boyra

                                                      Davacı Tarafından Avukat

………/….03…../2021 tarihinde

kaydolunup mühürlenmiştir.

                                      Mukayyit.

Not: Bu davaya verilecek bir müdafaanın davanın tebliğ tarihinden itibaren yirmi bir (21) gün zarfında kayıt kalemine bizzat veya Avukat vasıtasıyle verilir ve bir sureti davacıların tebliğ adresine bırakılır.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

  1. Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle, KKTC

                Başsavcılığı  Lefkoşa, KKTC.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                                  

Yukarıdaki Müstedi tarafından yapılmış tek taraflı istida:

Yukarıdaki Müstedi işbu istidası ile;

  1. Esas başvurunun nihai bir karara bağlanmasına ve/veya Muhterem Mahkeme’ce takdir ve tayin edilecek bir tarihe kadar; Davalılar tarafından müştereken ve/veya münferiden takriben ve/veya 27/02/2021 tarihinde alınan ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair kararın icraasını men edici bir emir ve/veya geçici bir ara emri verilmesi ve/veya yürütmenin durdurulmasına dair bir emir verilmesi zımnında bir Mahkeme emri itası;
  1. Muhterem mahkemece uygun görülecek başka bir emir ve/veya çare.
  1. Bu istida masraflarının M/aleyhlere tahmili.

 için gerekli emrin isdarını talep eder.

İşbu başvuru KKTC. Anayasa’sının 152, Anayasa’nın 10. Temel Hakların Niteliği ve Korunmasına Dair maddesine, 14. Kişi Dokunulmazlığı ile ilgili maddesine, 15. Hayat ve Vücut Bütünlüğü Hakkı ile ilgili maddesine, 16. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği ile ilgili maddesine, 45. Sağlık Hakkı ile ilgili maddesi ile sair ilgili maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin İnsan Haklarına Saygı yükümlülüğü ile ilgili 1. Maddesine, Yaşam Hakkı ile ilgili 2. Maddesine ve sair ilgili maddelerine, diğer ilgili mevzuat ile Doğal Adalet, Hak ve Nisfet Hukuku kaidelerine ve konu ile alakalı içtihadi prensiplere ve Yüksek Mahkeme Tüzüğüne istinad eder.

Bu istidada istinad edilen gerçekler Lefkoşa   sakinlerinden Seda Okgül’ün  ilişikte sunulan  yemin varakasında gösterilmektedir.

 

Bu istida Müstedinin Avukatı Boysan Boyra tarafından yapılmıştır.

Tebliğ Adresi: Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı altı, Lefkoşa’dır.

                                                                                                          Boysan Boyra

                                                                                              Müstedi Tarafından Avukat.

2021  senesinin Mart  ayının   2. günü

dosyalanmıştır. Dinlenmesi için  2021 senesi

Mart ayının …………..gününe tayin edilmiştir.                 

                                                                                                                                                                    Mukayyit.

YÜKSEK İDARE MAHKEMESİNDE

ANAYASANIN 152. MADDESİ HAKKINDA.                          YİM:………../2021

Davacı:Seda Okgül, Mahmut Paşa Kapalı Otoparkı Altı, Lefkoşa.

                                               -ile-

Davalı:1.KKTC Bakanlar Kurulu, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa.

2.KKTC Sağlık Bakanlığı, KKTC Başsavcılığı vasıtasıyle, Lefkoşa. KKTC.

3.Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, KKTC Sağlık Bakanlığı vasıtasıyle                   Başsavcılık  Lefkoşa.

                                                                                                          ARASINDA.

                                                                           

 

                                                        YEMİN BELGESİ

Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa  sakinlerinden Seda Okgül , yemin eder ve bu yeminimle aşağıda gösterilen hususları beyan ederim.

  1. Yukarıda unvan ve sayısı gösterilen başvuruda davacı ve işbu istidada ise  Müstediyim.
  1. Bu istida maksatları bakımından esas başvurumdaki tüm iddiaları burada aynen tekrarlar ve benimserim.
  1. DSÖ tarafından ilan edilen pandemi nedeni ile Covid-19 virüsünün tespiti bir nevi PCR testlerine bağlanmıştır. Oysa ki PCR testleri dışında başka alternatif testler vardır. Mesela kan testleri ve sair testler uygulanarak virüsler tespit edilebilir. Davamda da açık olarak belirtmiş olduğum gibi, PCR testleri ciddi hatalar vermektedir. Her halukarda özetle;

Bu testlerin yasal dayanağı yoktur. Herhangi bir kimsenin bir başka kimseyi Bulaşıcı Hastalıklar yasası Tahtında muayene edebilmesi için Mahkeme emrine ihtiyaç duyması gerekmekte iken, Davalı/M/aleyhler yasa dışı bir şekilde ve/veya Almış oldukları ve yayınladıkları kararlar ile zorunlu olarak PCR testi yaptırtmak surety ile muayeneye tabi tutmaya çalışmaktadırlar. Ancak az önce bahsettiğim üzere bunu yapabilmek ilgili yasada Mahkeme ermine bağlanmışken, Davalılar yetki aşımı yapmak suretiyle ve icbar ederek, PCR testi vasıtası ile Covid-19 virüsünü tespit etmeye çalışmaktadırlar. Her halukarda mezkur muayeneyi hasta oluğundan şüphelenilen kişiler yerine sağlıklı kişiler üzerinde yapmaktadırlar ki, bu test ve alınan kararlar amacı aşmaktadır.

Yine mezkur testler birçok sebeple hatalı sonuç vermektedirler. Herhangi bir virüsün varlığı ve/veya ölü bir virus varlığı dahi, PCR testlerinin döngüsünde çoğaltılmakta ve aşırı çoğaltmada (-ki döngü sayısı değiştirilmiş olmasına rağmen) Davalılar PCR testlerinin ve/veya ilk nazarda DSÖ nün Kabul edip daha sonra değiştirdiği döngü sayısını uygulamakta ısrar etmekte ve hatalı pozitifler yaratmaktadırlar.

Bir diğer önemli husus ise mezkur testler sürüntü testleri olup, bu testler burun ve akabinde boğaza sürüntü yapılarak yani, tükürük de alınarak yapılmaktadır. İddia ederim ki, PCR testleri DNA analizleri yapmak için kullanılan test türleridir. Davalılar müştereken ve/veya münferiden kararlar almak suretiyle şahsıma ait DNA analizlerini çıkarabileceklerdir. Ancak böyle bir hususa rızam yoktur. Böyle birşey bedenime ait olan anahtarın tümü ile Davalıların eline geçmesine neden olacağından, bedenimin tüm zayıflıklarını tespit edebilme ihtimaline de yol açacaktır. Kaldı ki, mezkur testlerin imha edilip edilmediği, ve/veya nasıl ve ne şekilde imha edildiği belli değildir, hiç açıklanmamıştır. Şahsen bu husus beni ayrıca rahatsız etmektedir.  Kendi bedenim ve sağlığım üzerinde söz hakkım bulunmakta olduğuna inanmaktayım.

  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların bu kararı aynı zamanda Anayasa ile korunma altına alınan kişi hak ve özgürlüklerin özüne dokunmaktadır.
  1. Her halukarda Davalıların baz aldığı bu PCR testleri ifade etmiş olduğum gibi hatalı pozitif vermekte ve/veya bir kimse önce pozitif, sonra negatif veya döngüye göre pozitif vermektedir. Herhangi bir şekilde hatalı pozitif temin edilmesi halinde,  Anayasaya aykırı olduğunu düşündüğüm karantina otellerine kapatılarak tedavi edilmem sonucunu dahi doğurabilecektir ki, Davalı No.2’nin uyguladığı sağlık protokolleri belirsizdir ve/veya yanlış uygulamalar olduğu duyumlarını almaktayım .
  1. Yukarda yer alan tüm nedenlerle  ve açık olan sektörlerde çalışan kişilerin her on beş günde bir PCR testlerini yineleyeceklerine dair karar inancım odur ki, yoklukla malul bir karardır ve/veya hatalıdır ve bu nedenle de hükümsüz ve/veya etki doğurmaması gereken bir karardır ve işbu nedenle de iptal edilmesi gerekmektedir.
  1. İddia ve beyan ederim ki, Davalıların almış olduğu karar ve/veya işbu karar doğrultusunda yapılan işlemler, açıkça kanuna aykırıdır. Hatta kanuni değildir ve yasal dayanağı yoktur.
  1. Yine,  iddia ve beyan ederim ki, karara bağlanması gereken kony ciddidir ve iddialarımda haklı olduğuma dair belirtiler mevcuttur, keza ara emri verilmez ise ileride telafisi mümkün olmayacak bir zararın doğması mümkündür. Mesela mezkur karar çalışma hakkımı engellemekte, hatalı bir netice de ortaya koyabileceği ve tedavi görmeme neden olabileceği gibi, DNA mın temin edilmesine de neden olacaktır. Kaldı ki, alınan kararlar gereği PCR testi yaptırmış değilim ve yaptırmak konusunda da rızam yoktur ve/veya yaptırmak zorunda olmadığıma da inanmaktayım. 
  1. Yukarıdakiler gereğince karara bağlanması gereken konunun çok ciddi ve acil olduğu inancındayım ve davanın adilane bir şekilde kararlaştırılabilmesi için böyle bir emrin verilmesine ihtiyaç olduğuna inanmaktayım.
  1. Tüm yukarıda iddia etmiş olduğum sebeplerle bu  istida ile talep edilen emrin verilmemesi halinde ileride telafisi imkansız zarar ziyana uğramam söz konusu olacak, geriye dönüş imkansızlaşacaktır ve/veya çok zorlaşacağına inanmaktayım.
  2. Yukarıda gerçekler ışığında istida da olduğu gibi emir verilmesinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu inancı ile bu doğrultuda talepte bulunurum.

                                                                      Yemin eden

                                                           ……………………………………

Seda Okgül  

2021Yılı Mart ayının 2..günü

yemin ve imza edilmiştir.                   Mukayyit.         

 

 

https://www.habervakti.com/gundem/korona-nin-dayandigi-temel-cokebilir-pcr-testi-kibris-ta-h137719.html

https://www.5gvirusnews.com/hukuk/pcr-dunyada-ilk-kez-kktcde-yargilanacak-h484.html

 

 

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]
Kaynaklarla Corona- “Arkası yarın” yazı dizisi-2

Kaynaklarla Corona- “Arkası yarın” yazı dizisi-2

Bir önceki yazımda size araştırdığım, etkilendiğim, bilgilendiğim kaynakları paylaşacağımdan bahsetmiştim.

Sözlerine, araştırmalarına, çalışmalarına itibar ettiğim, mart ayından beri dünyada ana akım medyada yer bulamayan, ama çok izlenen, takip edilen kişileri kısaca sıralayacağım. Amacım verdiğim linklerle de, onlar ne söyleşmişler, ne gibi çalışmalar yapmışlar, nasıl biraraya gelip ortak ses olmaya çalışmışlar; işte bunları ortaya koymak.

Bu kişilerin fotoğraflarının da bu blogda yer almasına önem veriyorum. Çünkü fotoğraflar, görseller çok daha kolay hafızaya kazınıyor, hele hele tabii tekrarlanınca.

.

Önce şunu söyleyeyim, Almanca diline iyi hakim olduğumdan, uzun yıllar Avusturya ve Almanya’da yaşadığımdan, ve oralardaki gelişmeleri sürekli takip ettiğimden, biri 21, diğeri 31 yaşında olan kızlarım Alman eğitim sisteminin içinde yetiştiklerinden şimdiye kadar araştırmalarımı hep Almanca yaptım. Kısa bir süre öncesine kadar Avusturya vatandaşıydım ayrıca.

14 yıl Viyana’da yaşadım. Büyük kızım orada doğdu. 2005in aralık ayında kanserden ölen eşim Süha Şenol ile orada evlendik. Daha sonra Halle/Almanya’da yaşadık bir süre. 1998 den beri tekrar İstanbul’dayım. Farklı kültürleri,yapıları, politikaları tanıdım süreç içinde.

“Die Würde des Menschen ist unanstastbar= insanın onuru zedelenemez” Alman Anayasasının birinci maddesi, ve ben bunu hep çok önemsedim, ve konuyu hukuki, psikolojik ve sosyal boyutuyla ele almaya, irdelemeye, deşmeye çalışıyorum. Deşdikçe de, bundan bir- iki yıl önceye kadar edinmiş olduğum bilgilerde ne gibi eksikler olduğunu görüyorum.

31 ocak 2021, yani dün, Viyana’da Corona tedbirlerine karşı bir protesto vardı. İzin verilmedi protestoya. Ama yine de çok sayıda katılımcı ile protesto gerçekleşti. Polis toplananları dağıtmak istedi, fakat daha sonra bir ara polisin kasklarını indirip onlarla beraber yürüdüğünü gördük. Canlı yayından artık bunları görmek mümkün. Ana akım medyada ise Avrupa’da mayıs ayından beri süren protestolar yer bulmuyor, “protestocular için aşırı sağcılar, Naziler, komplo teorisyenleri, Covidiotlar, aşırı solcular, Reichsbürger, Aluhuttraeger, aşı karşıtları”gibi etiketlemelerle insanların Anayasal hak ve özgürlüklerine sahip çıkmaları hafife alınıyor baştan beri. (Araya karışan radikal gruplar olabilir tabii, ama bu her zaman olabilecek bir durumdur)

Viyana’da dün konuşma yapacağının duyurusu yapılmıştı çok önemsediğim Prof. Dr.Sucharit Bhakdi’nin (protesto yürüyüşüne birgün önce yasak getirilmiş, o yüzden Bhakdi de konuşma yapamamış olabilir, henüz bakamadım)

Benim bir dönem Avusturya vatandaşı olduğumdan dolayı pek de mutlu olduğum gibi, Tayland kökenli, 56 yıldır Almanya’da yaşamasına rağmen 3 sene önce Alman vatandaşı olan çok önemli bir bilim insanı Prof. Bhakdi. Mart 2020 den beri takip ettiğim, internette onlarca konuşmasını dinlediğim ,Mainz üniversitesinde çoğu virolog olan binlerce tıp öğrencisine eğitim vermiş mikrobiyolog, enfeksiyon epidemiyoloğu Prof. Dr. Sucharit Bhadi Almanya’dan ayrılmaya karar vermiş. Almanya’da demokrasinin işlemediğini, ifade özgürlüğünün kalmadığını, buna seyirci kalamayacağını söylüyor. (buna bilim özgürlüğü demek daha iyi olur, çünkü gerçek bilime, tecrübelere ve kanıta dayalı bilime değer vermiyor politikacılar ve medya)

Almanya’da 18 kasımda enfeksiyon koruma yasasındaki değiişiklik parlamentoda onay alınca, hükümet artık tek başına yetkili, ve Olağanüstü hali uzatmada da ve örneğin aşı gibi birçok başka konuda.

Almanya’daki Corona ile ilgili daha doğrusu hastalıklar ile ilgili nasıl bir sistem olduğunu söyleyeyim önce. Merkel hükümeti, Robert Koch enstitüsünün, Charite Berlin’den başvirolog, başdanışman Prof. Christian Drosten, Leopoldina-Ulusal Bilim Akademisinin danışmanlığında, onların tavsiyelerine dayanarak tedbirler, önlemler ile ilgili karar veriliyor. Ve medyada, hükümetin basın toplantılarında da onlar yer alıyor. Sağlık bakanı Jens Spahn (eğitimi sağlık üzerine değil, bankacılık üzerinedir) , Robert Koch enstitüsü(RKI) zaten hükümete bağlı, ABD nin CDC si (centers for disease for control and prevention, Hastalık kontrol ve koruma merkezi) RKI yıllardır hastalıklarla, virüslerle hastanelerden, doktorlardan detaylı veriler de orada toplanıyor, raporlar yayınlanıyor). Paul Ehrlich enstitüsünün, STIKO’nun ise aşılar, ilaçlarla ilgili büyük sorumluluğu var. (STIKO Aşılama Daimi Komitesi, Almanya’nın Berlin kentindeki Robert Koch Enstitüsü’nde, bağımsız Alman devletleri tarafından kullanılan aşılama programları için resmi öneriler sağlayan 18 üyeden oluşan bilimsel bir komitedir).

Benim dikkatimi çeken ise her yıl binlerce grip ölümünün gerçekleştiği grip sezonunda (2017-2018 25.000 ölü), covid-19 un gündeme oturduğu 2019/2020 yılında sadece 411 gripten ölüm vakası var RKI ye göre. Oysa çoğu influenza olduğu düşünülen grip sezonu ekim-mart ayları arasında, corona virüsleri ise kasım ortası ile nisan arasında. Grip aşıları da bir yıl önceki ve/veya erken en ağır vakaların yaşandığı kış grip sezonuna göre grip hasta ve ölümlerinin olduğu güney yarımküredeki ülkelerdeki verilere göre influenza virüslerine göre hazırlanıyor.

Almanya’da R- Wert dediğimiz bulaştırma değeri tüm kapanmaların, sert tedbirlerin alındığı dönemde 1 e 1 e düşüyor, yani bir kişi bir kişiye bulaştırıyor, yani tedbirler alınmadan bulaşı düşüyor ve oran küçük oynamalarla sabit kalıyor. RKI’nin web sitesinde de bu oranları günü gününe takip edebilirsiniz. Ayrıca: https://www.sulesenol.com/post/corona-influenza-vakalar-say%C4%B1lar

Nasıl oluyor da , esas influenza gripleri bitmeye yakınken ama yine gribal semptomlara yol açan Corona virüslerinin azalmasına/bitmesine 1-1,5 ay kala her yıl binlerce grip ölümü gerçekleşen Almanya’da sadece 411 grip ölüm vakası görülüyor?

Diyelim lock-down, maske, mesafe, hijyen tedbirleri işe yaradı da, covid-19 ile mücadele ederken, influenza vakaları da bitti, ama ekim 2019 dan beri gripten ölümler niye bu kadar azdı? Bu yıl niye influenza vakaları, ölümleri göremiyoruz?

Semptomu olup da, PCR pozitif çıkanlarda, başka virüs, bakteri aranıyor mu? İnfluenza virüsleri nerede? Corona virüsleri geçmiş yıllarda arandı mı?

Ya da semptomu olmayan kişilere eskiden test yapılıyor muydu örneğin influenza testi? Hatta semptomları olan kaç kişiye influenza testi yapılmasına gerek gördü doktorlar?

Tüm tıp eğitiminde önce muayene, hastayı dinleme, sonra gerekirse tahliller yapılması öğrenilmedi mi. Ve doktorun tedavi tavsiyesi, reçete yazması, ama hastanın tedavi konusunda kendi karar vermesi gerekmez mi?

PCR testleri teşhis için kullanılabilir mi?

Semptomu olmayanların hastalığı bulaştırdığı varsayımı neye dayanıyor?

Sayıları sürekli artan PCR testleri ile vakalar tespit edilerek, oluşturulan pandemide 2020 yılı Alman cumhurbaşkanı tarafından bilim liyakat nişanı da alan virolog Prof. Drosten’ın aldığı rolü, sustuğu, söylemediği, söyledikleri ile yanılttığı bilgileri de bir dahaki yazımda ele alacağım. Corona-ausschuss’dan avukat Dr. Rainer Füllmich bir müvekkili adına açtığı davanın gerekçelerin de açıklayan Prof. Drosten’a gönderilen tercüme ettiğim yazımı da ekleyeceğim.

Ama önceliğim , dediğim gibi, fikirlerine, duruşlarına, çalışmalarına büyük saygı duyduğum, ve çok şey öğrendiğim bilim insanları, düşünürler, yazarlar, gazeteciler.. ve oluşturulan birlikler.

İlk olarak Prof. Sucharit Bhakdi’yi tanıtmak isterim. Birkaç kısa Türkçe link var tabii, ama maalesef bunlar youtube gibi kanallardan kaldırılıyor. İlk türkçe videolardan https://www.bitchute.com/video/XCajxaF4qTm4/rof

Bhakdi, Almanya’da çok defa alternatif medya kanallarına(özgür medya kanalları demek daha doğru) çıktı. Avusturya’da ise Servus TV de de yer aldı. Bhakdi ilk olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel’a yazdığı açık mektupla dikkati çekti. Prof. Bhakdi eşi Prof. Dr. Karina Reiss ile birlikte “Corona-Fehlalarm?? = Corona-yanlış alarm” kitabını yazdı, kitabın İngilizcesi de yayınlandı. https://www.youtube.com/watch?v=Pxyc3fTHi0I

Ben sadece bir arkadaşın gönderdiği birkaç sayfasını ve internetten indirdiğim başka sayfaları okudum, ama onlarca söyleşisini, konferansını izledim. Bence en önemlisi de, Macaristan’da doktorların çağrısı ile gittiği konferans, ve Bhakdi konferans sonucunda onların o zamana kadar virüs ve bulaşıcılığı ile ilgili algısının nasıl değiştiğini görmüş. Doktorların doğrudan Prof. Bhakdi gibi deneyimleri, tecrübeleri olanlardan öğrenecekleri çok şey var. Prof. Bhakdi Alman2009 H1N1 Domuz gribi zamanında (Almanya’da 255 kişi ölmüş) Dr. Wolfgang Wodarg ile birlikte hükümetlerin, Dünya sağlık örgütünün tutumunu, aşı politikalarını eleştiren eski SPD milletvekili, akciğer uzmanı, epidemiyolog, Avrupa Komisyonu sağlık komitesi nde ve ayrıca transparency görev yapmış halk sağlığı ve hijyen uzmanı . Zaten pandemi tanımı da 2009 da değiştirilmeseydi, bugün pandemi ilan edilemeyecekti. Pandemi ilan edilmesi için (Bu konu başlı başına detaylı ele alınması gerekir -Trust WHO ve Profiteure der Angst belgesellerinde de , Corona-Auschuss oturumlarında da detaylı ele alınıyor)

Ayrıca yine başka bir mikrobiyolog var ki, o da pandeminin başlangıcında yaptığı araştırmalara dayanarak covid-19un tehlikesinin ağır bir grip sezonundan daha fazla olmadığını belirtmişti. Stanford üniversitesinden Dr. John İoannidis. Dünyada, çalışmalarda en çok atıf yapılan bu bilim insanıymış kendisi , ve özellikle mevcut araştırmaları eleştirel değerlendirmeleri , düzeltmeleri ile ünlüymüş kendisi. Maalesef onun söylediklerini politikacılar değerlendirmedi. (Trump’ın son dönemde ABD de Dr. Scott Atlas onun çalışmalarının değerini ortaya koydu) https://www.youtube.com/watch?v=biC4nHPYtbA

2021 ocak ayında Stanford üniversitesinden mikrobiyolog ( aynı zamanda istatikçi) Prof. John İoannidis’in de içinde bulunduğu bir ekip, geniş kapsamlı bir çalışmada tüm kilitlenmelerin (lockdown) faydasının olmadığını ortaya koyuyor.

https://de.rt.com/international/111745-stanford-studie-belegt-unwirksamkeit-von-lockdown/

Bugün sadece 2 farklı ülkeden ayrı mikrobiyologdan çok kısa bahsettim. Ama onlarca tıp alanındaki bilim insanı, psikolog, filozof, yazar ve Corona-Ausschuss gibi oluşumlar tanıtılmayı bekliyor.

Sırada kimler var…Tabii ki Almanya’dan başta Dr. Wolfgang Wodarg, Prof. Hockertz, Dr. Bodo Schiffmann, Prof. Christian Schubert, Prof. Ulrike Kaemmerer, Prof. Hendrik Streeck, Prof. Klaus Püschel, Dr. Klaus Köhnlein, Dr. Margareta Griesz Brisson gibi isimler var. Ama aynı zamanda bir Türkçe isime de rastlıyoruz hem doktor hem homeopat, hem de beste yapıp şarkı söylüyor, Dr. Perin Dinekli

Avusturya’da: Dr. Raphaell Bonelli, biyolog Clemens Arvay

Düşünür, yazar, filozof: Peter Schreyer, Gunnar Kaiser, tarihçi Dr. Daniele Ganser

Ve en çok bilgi sahibi olduğum Corona Ausschuss (Corona komitesi) ve avukatları, ayrıca yine oturumlarda sıksık bağlanan Prof. Martin Schwab

Robert F. Kennedy’i, Yeni Zelandalı genç doktor Dr. Sam Bailey’i de, Pfizer’in eski başkan yardımcısı Michael Yeadon’u ise takip ediyorum,

Ayrıca tabii Great Barrington Declaration çok önemli. Almanya’da Aerzte für Aufklaerung, Anwaelte für Aufklaerung gibi oluşumlar da var.

ARKASI YARIN a

Sağlıkla, umutla kalın.

Şule Şenol 01.02.2021

Not: Benim değil, televizyona çıkan, sosyal medya hesaplarında binlerce takipcisi olan profesörlerin, bilim kurulunun, TTB nin de yukarıda verdiğim isim ve kurumları, son dönemdeki çalışmaları, tespitleri de bilmeleri halka da hükümete de sağlıklı bilgiler verebilmeleri için önemlidir.

ÖNEMLİ !! : Corona-Ausschuss-Prof. Drosten, PCR, asemptomatik yanlışları… Davalar

ÖNEMLİ !! : Corona-Ausschuss-Prof. Drosten, PCR, asemptomatik yanlışları… Davalar

Almanya’da Corona-Ausschuss (corona komitesi) temmuz 2020 de kurulmuştur. O zamandan beri oturumlar düzenlenmekte, canlı olarak yayınlanmakta. Oturumların çoğunu izledim, onun dışında oturumlardaki konuları, kişilerinin çoğunu mart ayından beri takip ediyorum.

Corona-Ausschuss hükümete danışmanlık yapan, Almanya’da PCR testlerini geliştiren ve yayan, virolog Prof.Drosten’ı alınan tüm yanlış politikalarda en büyük sorumlu olarak değerlendiriiyor. Ve bu bağlamda sadece Almanya’da değil başka ülkelerde de davalar açılıyor.

Aşağıda Corona-Ausschuss’da avukat Dr. Rainer Füllmich’in bir müvekkili adına Prof. Drosten’a henüz dava açmadan yazdığı (Abmahnung Prof. Drosten- diye bulabilirsiniz internette) mektubun dava gerekçelerinin kendi yaptığım tercümesini, notlarımla sunuyorum, bazı küçük hatalar,ifade bozuklukları olabilir tabii, ama mümkün olduğunca orijinal metne sadık kaldım)

Sizlerden çok önemli ricam, önce metni sonuna kadar okumanız, sonra kaynak da göstererek bu yazıyı paylaşmanız:

Saygıdeğer Prof. Drosten;

Müvekkilimiz, Green Mango Ltd. şti., Bülowstrasse 56 10783 Berlin adresindeki şirketin yöneticisi Nils Roth tarafından onun hak ve çıkarlarını temsil etmek üzere vekaletini almış bulunmaktayız. Müvekkilimiz COVID-19 pandemisini kontrol altına almak adına orantısız ve kanıta dayalı olmayan temel sonucunda oluşturulan tedbirlerden önemli ölçüde zarar gördü ve hala önemli ölçüde zarar görüyor.

Bu zarardan şahsen siz sorumlusunuz, çünkü, siyasetçilere önemli ve kararlı bir şekilde tavsiyede bulunan kişilerden biri olarak, bilerek, isteyerek (kasıtlı) yanlış gerçeklerin doğruluğunu ileri sürdünüz, yanlış iddialarda bulunmaktasınız ve – ayrıca kasıtlı olarak – önemli gerçekleri sakladınız ve saklamakta devam ediyorsunuz. Müvekkilimiz adına, sizden COVID-19 kriziyle bağlantılı olarak siyasilere danışmanlığınızdaki yaptığınız yanlış katkıyı düzeltmenizi ve daha önce meydana gelen hasarı müvekkilimize tazmin etmenizi isteyeceğiz.

Tek tek ele aldığımızda::
I. Corona Politikasının Temel Varsayımları:
Covid-19 pandemisiyle (bir pandemi ise)başa çıkmak için   önlemler aşağıdaki varsayımlara dayanmaktadır.
• SARS CoV-2 yepyeni bir patojendir. Hayvanlardan insanlara sıçrayan, insan organizmasının  tanımadığı, kimsenin bağışık olmadığı ve bu nedenle üssel (exponensiyal) olarak yayılabilen tamamen yeni bir patojendir. .
 • Bu patojen o kadar sinsidir ki hiçbir semptomu olmayan kişiler tarafından bile başkalarına taşınabilir.
. • Tek çıkış yolu, COVID-19 (fark edilmiş veya fark edilmemiş) hastalığını  bir PCR testi kullanarak teşhis etmektir.
  • Devlet tutarlı bir şekilde müdahale etmezse, aşırı ölüm riski ve yoğun bakım       kapasitelerinde dramatik bir aşırı yüklenme olur.. 
  • Enfeksiyon süreci, test kapasiteleri genişletilerek izlenebilir. Buna göre, 1   milyondan fazla insan şu anda her hafta PCR ile SARS CoV2 için test ediliyor. 
II.  Bu varsayımların altında yatan hatalar: Beş yanlış  Lockdown, iddiası:
Ancak bu varsayımlar, birbiri üzerine inşa edilen iç içe geçmiş birkaç yanlış olgu, boş bir temele dayanmaktadır.
1. İlk yanlış iddia: Temel Bağışıklık Yok 
Herhangi bir kanıt olmaksızın, virüsün Wuhan / Çin'de hayvanlardan insanlara sıçradığı varsayımına dair herhangi bir kanıt  bulunmamaktadır.. Böyle bir zoonozu kanıtlamak için, patojenin herhangi bir prevalansının  insanlar arasında olmadığının güvenilir bir şekilde dışlanması gerekir. Bunun burada yapıldığı görülmemektedir. . Buna göre zoonoz hipotezi hakkındaki şüpheler, tamamen yepyeni bir patojen olduğu teziyle ilgili şüpheleri de beslemektedir. Kimsenin virüse karşı bağışık olmadığı iddia edildiğinde , tam olarak bu tezin doğrulanması gerekirdi. Bunun aksine, NDR podcast'inizin birkaç bölümünde, 
SARS CoV-'nin 2003'teki eski SARS virüsüyle yakından ilişkili olduğunu belirttiniz (örneğin, 18 Mart 2020 podcastinde, Koronavirüs Güncellemesi No. 16, transkript s. 3). 
SARS CoV-2 gerçekten tamamen yeni bir patojen olsaydı, neden (ve özellikle kilitlenmemiş yani lockdown olmamış durumlarda) bu kadar çok insanın pandemiden sağ kurtulduğunu açıklamak mümkün olmazdı - bu, duruma  . Kimya Nobel ödüllü Michael Levitt ‘in etrafındaki üst düzey  bir yazar grubunun olduğu dikkat çekiyor (Udi Qimron / Uri Gavish / Eyal Shahar / Michael Levitt, 20 Temmuz 2020'de Haaretz'de,). https://www.dropbox.com/s/72hi9jfcqfct1n9/Haaretz-20Jul20_ENGLISH%2012082020%20v3.pdf?%20dl%20=%200
Ayrıca enfeksiyon ölüm oranının neden şimdi açıkça normal bir grip dalgası aralığında olduğunu açıklamak da mümkün olmayacaktır.
Bu, Ekim 2020'de WHO Bülteninde çevrimiçi olarak yayınlanan John Ioannidis tarafından yapılan meta çalışmayla açıklanmıştır. (https://www.who.int/bulletin/online_first/BLT.20.265892.pdf).  DSÖ bile artık dolaylı olarak ölüm oranının normal gripten daha yüksek olmadığını kabul ediyor. Orada (ilgili yorumun yapıldığı tarihte ) dünya nüfusunun% 10'unun, yani 780 milyon insanın COVID-19 ile enfekte olduğu ve yaklaşık 1.061.000 kişinin bu hastalıktan öldüğü tahmin ediliyorsa, tahmini enfeksiyon ölüm oranı% 0.14 olur.

Kit Knightly in Off Guardian vom 8.10.2020 https://off-guardian.org/2020/10/08/who-accidentally-confirms-covid-is-no-more-dangerous-than-flu/?__cf_chl_jschl_tk__=9f4e045500ae4e4062d41f84f1bf49d4f7b4929d1602442086-0-Aeu4umOETH4stqemIIA-Qk9uKfr8ZGG5JqPW6PjLNpjCvsHlCzjwiUuc3-%20gKjoBVnygh0e0qvTJPRu6QCsDyv5o_aYhCjJ-eYOhi4wa51lq2ECayebYGh-3gdGyanaPGtDkM9_IYjQbCWXB3RB4IgcECF2LjnFFQJkgPyAm0M0CfV0VXzwQEmsE6CpiqekbDZF11WXbq2qgvedXCJtFABx7kGDMBIb1rjNLc4ZpDdyzvk7SBkOQ7kt7CkjkSUEf_8vntWG-fmFAqmT2d5MEmEhwQ_h1_bmFb6WbCiiZEG3UrKWTAUF_CxLa-VEh7BP26zOmUHN7cI0IHQvdm9wAg8Z6lBCtYUPJ3Uk9GTsS2exftG-zLmifHafMvCRqnK5jw).

Son olarak, 14 güne varan uzun kuluçka süresi de insanın bağışıklık sisteminin patojen için zaten hazır olduğunu gösterir. Beda Stadler, Swiss Weltwoche'de (https://www.achgut.com/artikel/corona_aufarbeit_warum_alle_falsch_lagen
 adresindeki ikinci yayın) bir makalede buna dikkat çekmişti. 
Bahsedilen araştırmacı yazarlar Udi Qimron / Uri Gavish / Eyal Shahar / Michael Levitt, katkı sundukları yayında  (https://www.dropbox.com/s/72hi9jfcqfct1n9/Haaretz-20Jul20_ENGLISH%2012082020%20v3.pdf ? dl = 0),  halihazırda bir ön bağışıklık sistemi olduğuna dikkat çekmekte ve bu nedenle incelenen hiçbir ülkede nüfusun% 20'sinden fazlasının SARS CoV-2 ile enfekte olmadığına  dikkatinizi çekmektedirler.
Kimsenin bağışık olmadığı ve herkesin  enfekte olabileceğine dair  iddialar asılsızdır. 
Yanlış anlaşılmamak için: COVID-19'un ciddi ve ölümcül durumlar  olabileceği burada inkar edilemez. Ancak tehdidin niceliksel boyutu dramatik bir şekilde abartıldı. Bu nedenle yanıltıcı olan , üssel- exponentiel  artıştan (örneğin, 18 Mart 2020 tarihli NDR podcastinde, Coronavirus Update No. 16, transkript s. 2 ve 28 Mayıs 2020 tarihli NDR podcast, Coronavirus Update No. 44, transkript s. 5) veya üssel-exponentiel bir çoğalmadan (örneğin 19 Mart 2020 tarihli NDR podcast'inde, Coronavirus Update No. 17, transkript s. 6 ve 19 Mayıs 2020 tarihli NDR podcast'inde, Coronavirus Update No. 42, transkript s. 2) bahsetmeniz yanıltıcıdır..
Virüs, hasta bir kişinin yakınında bulunanları etkileyebilir. Ancak exponential üssel-bir artış, bu etkilediği insanların tamamının veya en azından çoğunun kendi hastalanacağı anlamına gelir. İşte, tam da böyle bir durum gerçekleşmemiştir.. Bağışıklık sistemi patojenle baş edebildiğinde , daha fazla yayılma sona erer. Bu nedenle, kapatılma halinde (lockdown) değilsek hastalığın katlanarak artabileceği doğru değildir (ancak 7 Nisan 2020'de NDR podcast'inde bunu söylediniz, Coronavirus Güncelleme No. 29, transkript s.4)
2.    İkinci yanlış iddia: Semptomsuz enfeksiyon riski 
Kanıtsız ve korkunç derecede zayıf çalışmalarla desteklenen bu  varsayım, bir kişinin COVID-19'u hiç fark etmeden kapabileceği ve virüsü, semptomsuz olduğu için olduğu gibi fark edilmeden diğer insanlara aktarabileceği yönündedir. 
Bu yanlış gerçek iddiası, New England Journal'daki bir vaka sunumuyla başladı.
5 Mart 2020 tarihli Tıp (NEJM 382; 10), Sizin ve diğerlerinin anlattığı, 
asemptomatik Çinli  iş kadınının Münih'teki iş gezisinde şirketin dört çalışanına  virüs bulaştırdığı, ve bunların daha sonra   sonra COVID-19 ile hastalağına yakaklandığı idi. . Wuhan'da bu Çinli kadının daha sonra SARS CoV-2 testinin  pozitif  olduğu belirtildi.  Dolayısıyla nihai kanıt olarak Asemptomatik insanların   bulaşıcı olduğu gösterildi.. Bu vaka raporu 30 Ocak 2020'de ön baskı (preprint) olarak yayınlandı. Bundan birkaç gün sonra, 3 Şubat'ta ise,  Çin'den Almanya’ya gelen bu kadının semptomları olduğunu ve
bunu sadece ilaç yardımı ile bastırdığı  ile ilgili bir yazı yayınlandı (Kai Kupferschmidt, 3.2.2020'de
https://www.sciencemag.org/news/2020/02/paper-non-symptomatic-patient-transmitting-coronavirus-wrong )
 
Bunlar, bu  Çinli kadınla yapılan konuşmaların sonuçlarıydı - siz de dahil olmak üzere vaka raporunun yazarlarının ihmal ettiği konuşmalar.
Bununla birlikte, vaka raporu 5 Mart 2020'de New England Journal of Medicine'de yayınlandı.
Bu vaka raporundaki hatanın geri çekilmemesi,  açık bir bilim sahtekarlığını temsil ediyor.
Bir takip çalışması olarak daha  sonra, yine işbirliğinizle, 15 Mayıs 2020'de The Lancet'te yayına girdi  (Lancet Infect Dis 2020; 20; 920-928) ve Münih’deki şirketteki "salgın kümesinin" epidemiyolojik olarak izlendiği, ardından Çin'den  Münih'e gelen kadının gitmeden kısa bir süre önce hala  COVID-19 hastası ebeveynleri ile temas halinde olduğuna dair açıklayıcı bilgileri gün ışığına çıkardı. 
5 Mart 2020 tarihli vaka raporunda alıkonulmuştu. The Lancet'teki çalışma
15 Mayıs 2020, hem kendi içinde,  hem de 3 şubat  vaka raporu ile ilgili olarak
başka bir yerde zaten işlenmiş olan vaka raporuyla ilgili çok sayıda tutarsızlık içermektedir. 
https://www.corodok.de/die-legende-uebertragung/
Robert Koch Enstitüsü bile , SARS CoV-2 tanımında (27 Kasım 2020 itibariyle) asemptomatik enfeksiyon riskinin yalnızca ikincil bir rol oynadığını belirtmektedir.
https://www.rki.de/DE/Content/InfAZ/N/Neuartiges_Coronavirus/Steckbrief.html;jsessionid=E17D33BAD7D55D3449CE3729AFCD4104.internet052#doc13776792bodyText2
Bu bağlamda, yüzlerce makaleyi değerlendirdikten sonra , bir meta çalışma,nihayetinde sağlam kanıtların ortaya çıkması gerektiğine dair  acil ihtiyaç gerektiğini belirtmiştir. (Oyungerel Byambasuren ve diğerleri, Kanada Tıbbi Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Resmi Gazetesinde- Oyungerel Byambasuren et al. in Official Journal of Medical Microbiology and Infectious Disease Canada https://jammi.utpjournals.press/doi/pdf/10.3138/jammi-2020-0030
Ek olarak, Robert Koch Enstitüsü, patojenin semptomların ortaya çıkmasından 1-2 gün önce bulaştırılabileceğini  düşünüyor, ancak yalnızca bir Çin çalışmasına ve Singapur'dan bir çalışmaya atıfta bulunur, ancak her ikisi de zayıf çalışma olmalarından muzdariptir, başka  yaygınlıklar -prevelans olabileceği dikkate alınmamıştır. Robert Koch Enstitüsü'nün söylemediği (gizlediği) presemptomatik bulaştırma  varsayımı, uzman literatüründe ciddi eleştirel saldırıya uğradı (Mark Slifka / Lina Gao, Nature Medicine,
https://www.nature.com/articles/s41591-020-0869-5
Bern Üniversitesi'nde fahri profesör olan immünolog Beda Stadler, İsviçre Dünya Haftası'nda (Schweizer Weltwoche) çokça dikkat çeken bir makalede, virüslerin insan vücudunda kontrolsüz bir şekilde yayılabileceği, kişi farkına varmadan çoğalmanın, immünolojik olarak düşünülemez, olduğuna dikkat çekti.  Enfeksiyon riskini yaratan tam da bu kontrolsüz artıştır (ikinci yayın
https://www.achgut.com/artikel/corona_aufarbeitung_warum_alle_falsch_lagen
Wuhan'daki korona salgını için SARS CoV-2'nin tek bir asemptomatik yayılımının tespit edilememesi şaşırtıcı değildir (Shiyi Gao ve ark.
(2020) 11: 5917 https://www.nature.com/articles/s41467-020-19802-w
Bir kişinin virüsü semptomsuz geçirebileceğine dair yanlış iddia,  haincedir,  çünkü toplumsal yaşamı yok edici : herkes sadece kendi çevresindeki insanları
son derece tehlikeli bir virüs bulaştırıcısı olarak görüyor, buna tiksinti, saldırganlık veya
ve hep korku ve panikle karşılık veriyor. Bundan etkilenen ebeveynlerden ve öğretmenlerden okul çocuklarına yansımalar da var. 
Bu yönde telkin edilen çocukların  büyük davranış ve gelişimsel bozuklukları olduğu şimdiden öngörülebilir. Bundan da siz sorumlu tutulacaksınız.
3. Üçüncü yanlış iddia:PCR tabanlı teşhis
Ve semptomsuz enfeksiyon riski yalanı olmasaydı, kimsenin aklına PCR testleriyle SARS COV-  teşhis   etmek gelmezdi.
Gerçekte, PCR tabanlı teşhisler o kadar çok hata kaynağıyla doludur ki
bunları semptomları olmayan insanlara uygulamak düpedüz sorumsuzluktur:
• Bir PCR testi, bir yandan enfeksiyondan kurtulan cansız virüs kalıntılarını tespit edebilir
 Çoğalabilen (reproduktionsfaehig)  virüsler ise ayırt edilemez.. 
Bu durumda toplu olarak  semptomsuz kişileri olarak test edilirse, bu ölümcül
sonuçlar doğurur : COVID-19 enfeksiyonlarının büyük çoğunluğunun hiçbir semptomatik sonucu olmadığından, çok sağlıklı ve çok sayıda insanı test edeceksiniz.
Bağışıklık sistemi patojenle başa çıkmış, ama sonra sadece bu
cansız parçacıklardan taşıyan. . Görülebileceği gibi bu bir hata kaynağıdır, önümüzdeki birkaç hafta ve aylarda çoğalacaktır. .Ve bu hata kaynağı, sizin
29 Eylül 2020 podcast'indeki iddia için de geçerli olmalı,
“cansız virüsler de de hala tespit edilebilir tam virüs genomuna sahip”iddiası.”.
• Hiçbir test% 100 doğru değildir. Prevalans düşükse, kullanılan test sisteminin özgüllüğündeki küçük eksiklikler, pozitif bir test sonucunun pozitif tahmin değerini fark edilir şekilde bulandırmak için yeterlidir.. Hatta Federal Sağlık Bakanı Jens Spahn, 14 Haziran 2020'deki ARD deki  röportajında ​​bizzat itiraf etti. Bununla birlikte, testler toplu olarak yapılmaya devam ediyor -COVID-19'un hala düşük prevalansına rağmen. . Tüm kullanılan test sistemleri eşit derecede spesifiktir olmamasına rağmen,  - böyle bir test sistemin sahip olması gereken minimum özgüllüğün -herhangi bir yerde belirtilmemesine rağmen kullanılmasına izin verilmesinden dolayı.
Örnek teşkil eden bir olay;
Augsburg’da , 60 kişilik bir gruptan 58'inin yanlış pozitif test ettiğinin farkına varıldı. Ve bu, kilitleme kararına çok yakın Başbakanlar (eyalet başbakanları) Konferansı zamanında.  Bu tür kararlar böyle bildirimlere  dayanmaktadır, yanlış belirlenmiş vaka sayılarının  bu nedenle geniş kapsamlı sonuçları vardır.
• Test sistemi yalnızca çok sayıda tekrarlama döngüsünden sonra çalışıyorsa,
viral yük o kadar düşük ki aktif bir enfeksiyon imkansız. Siz kendiniz
7 Mayıs 2020'deki NDR podcast'inde bir araştırmaya işaret ettiniz.
25 siklusun  (döngü) üzerindeki hastaların "daha az bulaşıcı" olarak kabul edildiğini belirttiniz. Nitekim Kanada'daki araştırmacı yazarların yaptığı bir araştırma, 24 döngüden fazla çoğalabilen virüs bulamadı, detaylı olarak (Jared Bullard et al. in Clinical Infectious Diseases, https://doi.org/10.1093/cid/ciaa638).
 
Buna rağmen, eğer bir kez daha yenisi Vaka sayıları üst üste toplanmakta , hiçbir yerde,
pozitif test durumu, hangi  kesme (cut-off) ye  hangi CT değerine  göre ayarlandı, kontrol edilmemektedir.(yani hangi döngü sayısında kesilmesi gerektiği)   PCR testinin sonucu bu nedenle manipülasyona son derece müsaittir - ve bu nedenle, PCR testleri topluma  çok sayıda vaka sayılarıyla korkutmaya yarayan "ihtiyaç duyulduğunda" siyasi etkiye açık bir araçtır.  Her durumda, bir PCR testi temelinde ortaya çıkan  değerler, kamusal hayatı tamamen kapatmak ve insanların özgürlük haklarına benzeri görülmemiş bir şekilde tecavüz etmek için yeterli bir dayanak değildir.
• Bir PCR testi, bir basit bir kontaminasyonu, enfeksiyondan ayıramaz.
Virüsler mukoza zarları üzerinde durduğu, hücreler vücuda girmediği sürece, kişi sadece kontamine olur, ancak enfekte olmaz. 
Bu durumda virüsler çoğalmaz ve bu nedenle herhangi bir bulaştırma riski oluşturmaz. Bununla birlikte, bir PCR testinin de bu kişilerde olumlu sonuçları vardır.
2014 yılında Wirtschaftswoche ile sizle yapılan bir röportajda bizzat kendiniz, bu soruna dikkat çekmiştiniz..
• Pozitif bir PCR testinin önemi, hangi primerin ve kaç primerin arandığına  bağlıdır
.Bu primer  SARS-COV2 de  spesivitesi ne kadar düşükse, bilgilendirici değeri  de o kadar azdır.
Sonuç: Pozitif bir PCR testi her zaman pozitif bir PCR testi değildir. Test yapılan labaratuarda ne olduğunu bilmiyoruz..
Şaşırmamalı ki, Mike Yeadon, İlaç şirketi Pfizer'in eski Baş Tıbbi Sorumlusu, daha yeni bir makalede COVID-19 teşhisi için PCR kullanımına şiddetle karşı çıkıyor .

(https://lockdownsceptics.org/lies-damned-lies-and-health-statistics-the-deadly-danger-of-false-positives/).

Buna rağmen , her pozitif PCR testi, Robert Koch Enstitüsünün istatistiklerinde 
 "yeni bir enfeksiyon" olarak görülmektedir. .Dolayısıyla bu  ölçülen değişkene bağlı olarak da siyasi kararlar verilmektedir. . Diğer bir karmaşık faktör de, bir kişi hızlı bir şekilde arka arkaya birkaç kez test edilirse, her pozitif test sonucunun "yeni bir enfeksiyon" olarak deklare edilmetesidir. 
Tam da bu nedenle, PCR testleri sadece bireysel teşhis için değil, aynı zamanda tarama için bile uygun değildir. Önemli olan şey esasında; nasıl birçok kişi hastalanıyor, kaç kişi hastaneye gitmek zorunda, kaç kişi yoğun bakım ünitesinde tedavi ediliyor ve kaçının entübe edilmesi gerekiyor, bunların bilinmesi. 
Bu tespitlerin yapılabilmesi için gerekli ve güvenilir araç Robert Koch Enstitüsü bünyesinde bulunmaktadır ve vakaların  güvenilir değerlendirmeleri yapılabilmektedir. 
Uzun zamandır,  grip sürveyansı alanında: Sentinel programı kullanılmaktadır. (bkz. §
13 para. 2 IfSG). Bunun,  neden COVID-19 için çok daha fazla kullanılmadığı, anlaşılır gibi değildir.. Aichach-Friedberg sağlık departmanı (bu arada başka yere transfer edilen (sürülen!)  başkanı Friedrich Pürner, kısa süre önce haklı olarak sentinel ağı araçlarının COVID-19 sürveyansı için de kullanılmasını istemişti.
4.Dördüncü yanlış iddia: sağlık sistemlerinin aşırı yük altında kalması
Model hesaplamaların içeriğine bakıldığında  yalnızca  Almanya'da milyonlarca yoğun bakım hastasının  ve yüzbinlerce ölüm olacağına dair  korku asla gerçeğe dönüşmedi.
Görünüşe göre politikacılar sağlık sektöründeki yaklaşan kıyamete  kendileri de inanmadılar. 23 Mart 2020'deki lock-down  kilitlenme başka nasıl açıklanmalı?
Kapatmalar yürürlüğe girdiğinde 24 Mart 2020'de,  sadece bir gün sonra Fransa ve İtalya'dan COVID-19 hastalarının kabul edildiği bildirildi (https://www.aerzteblatt.de/nachrichten/111286/Deutsche-Krankenhaeuser-haben-COVID-19-Patientenaus-Italien-und-Frankreich-auf
Esasında bizim sağlık sistemimizin aşırı yük altında kalacağından hiçbir zaman korkmamalıydık . Bunun dışında, Corona, yaz boyunca argümana dayalı  temellerinden giderek daha fazla uzaklaştı. Sağlık sisteminin aşırı yüklenmesine dair hiçbirşey hissedilmiyordu.. Aksine, klinikler tedbirler nedeniyle yetersiz kullanımdan muzdaripti, çünkü diğer hastalara temel tıbbi hizmetler sağlanmadı, çünkü COVID-19 hastalarının çoğalacağı çok yoğun tedavisine  ihtiyaç duyulacağı varsayımından hareket ediliyordu.. Doktorlar ve Hemşirelik personeli kısa süreli çalışmaya gönderildi.
DIVI  /Deutsche Interdisziplinäre Vereinigung für Intensiv- und Notfallmedizin e.V)= Alman interdisipliner yoğun bakım ve acil tıp birliği)  kaydına bakarsanız
21 Temmuz 2020 ve 21 Kasım 2020 günlük raporları karşılaştırırsanız,
 21 Temmuz 2020'de Almanya'da  – boş ve dolu toplam - hala 32.000'den fazla yoğun bakım kapasitesi olduğu, ama 
21 Kasım 2020'de ise  28.000 yoğun bakım yatağı olduğu görülmekte.. Nasıl olur sizin önemli tavsiyeler verdiğiniz bir hükümete güvenilir? 
Pandeminin ortasında tüm yoğun bakım kapasitelerinin sekizde birinden fazlasını azaltan hükümet, bizi bir salgından korumak istediğine hala inanıyor mu?
Klinikler aşırı yük alarmı verdikçe, bunun nedeni "yeni ve sinsi" bir virüs değil, klinik sistemimizin her yıl grip mevsimi bize gelir gelmez kapasite sınırlarına ulaşmasıdır:
BILD 12 Mart 2018'de manşetinde: +++ hastaneler aşırı kalabalık +++ tıp uzmanları bile enfekte +++ şimdiye kadar 39 ölü +++ grip GAU Leipzig kliniklerinde
Doktorlar: "Grip dalgası şimdiye kadar var olan tüm durumlardan çok daha kötü"
https://www.bild.de/regional/leipzig/grippe/grippe-gau-in-leipzigs-kliniken55075602.bild.html    (Ş.Ş notu: Bu sayfaya ulaşılamıyor)
19 Şubat 2013'te WELT zaten "Köln'de grip dalgası var
Okumak için https://www.welt.de/regionales/koeln/article113760346/Grippewelle-hat-Koeln-fest-im-Griff.html
“Köln hastanelerinde yatak sıkıntısı. Birçok grip hastası olduğu için
yoğun bakım üniteleri tamamen dolu. Zaman zaman hastaneler o kadar aşırı yüklenir ki artık yeni hasta kabul edemezler. Gergin durum nedeniyle operasyonların ertelenmesi gerekiyor. "
 Ve 11 Şubat 2020'de (sic!) "Pandemi" nin başlamasından kısa bir süre önce, Kuzey Almanya
Rundfunk (NDR), Bremen ve Aşağı Saksonya'daki yoğun bakım ünitelerinin felaket durumuna dikkat çekti. Önemli darboğazlar nedeniyle, hastaneler. Uzun süreler boyunca  yaşanılan sıkışıklık nedeniyle hastane girişleri kapatıldı ve   ve bu nedenle ambulanslarla bu hastanelere hasta götürülmemesi istendi. Durum 2018 ve 2019 arasında daha da kötüleşti.
“Darboğazların artmasının bir nedeni, elbette ki personel yetersizliği. Personel eksikliği varsa yataklar süresiz olarak kapatılır. . Panorama 3 araştırmasına göre,
bazı hastaneler mevcut yoğun bakım kapasitesinin üçte birine kadarını gerekli yoğun bakım personeli olmadığı için kullanılamıyor. Alman Hastaneler Birliği'ne göre yoğun bakımdaki yatakların dolmuş olması ülke çapında bir sorundur.
Görünüşe göre, Ocak 2019'dan mevcut  olan asgari personel seviyelerin düşük olmasında bazı kliniklerde görülen sorun daha da kötüleşti. Alman Hastaneler Derneği, açık  olan 17.000 pozisyonuna rağmen yeni sınırların olmasını "oldukça sorunlu" olarak değerlendiriyor. Alt sınırlar ile  "ek besleme kapasiteleri  iptal edildi ve tedarik darboğazları ortaya çıktı, "diyor Alman Hastaneler Birliği'nin (DKG) genel müdürü Georg Baum.
Aşağı Saksonya'dan bir hastane durumu şu şekilde tanımlıyor: "Yatakların dolumu  ortaya çıkabilir ve hastalar reddedilir. Ambulanslar, bu durumda hasta kabul eden hastanelere  uzun yolculuklar sonunda hastayı ulaştırmak zorunda bırakılır. 
Bu gergin durumun uzantısı olarak,   hastaneye uzun  transfer süreleri ve acil durumlar gündeme  geldiğinde ,  halihazırda planlanmış olan ameliyatların  iptal edilmesi, söz konusu olmaktadır."

https://www.ndr.de/nachrichten/niedersachsen/Immer-mehr-Intensivstationen-ueberlastet-,intensivpflege106.html

Kısaca: sağlık sistemimizin durumuna ilişkin bulgular bugüne kadar devam etti, 
hiçbirşey değişmedi. Daha da kötüsü: iddia edilen bir pandemiye rağmen, yoğun bakımda kemer sıkma kursu devam ettirildi ve karşı önlemler almak yerine, sizin gibi danışmanlardan duyuyoruz ki, sadece sosyal hayatın tamamen kapatılması her derde deva olmalıdır.
Şimdi yurtdışına bir göz atalım: Sağlık sistemlerine aşırı yüklendi ve aşırı ölümler sadece  her zaman zaten sorunlu olan bölgelerde meydana geldi.
Aynı sorunlarla ve yanlış siyasi kararlarla karşı karşıya kalınıldı ve ilaç kullanımındaki  ciddi hatalar krizin şiddetlenmesine katkıda bulundu.
Bu özellikle İtalya için geçerlidir. Televizyondaki korku görüntüleri bunu  sağladı.
Alman seyirci oradaki koşulların bir kesidini izledi.. Gerçekte, medyadaki korkutma taktikleri ve aceleci siyasi kararlar hastaların çekinerek, korkarak kliniklere  gitmemesi ve ayrıca 
kliniklerde ve bakımevlerinde bulunan personelinin korkup gitmesine sebebiyet verdi. . Ve bunların hepsi - şu anda orada bulunan savcılarınki gibi
Araştırmalar göstermiştir ki - Dünya Sağlık Örgütü'nün dünyanın geri kalanı için korku görüntüleri yaratmak amacıyla yaptığı hedefli bir müdahalenin sonucu (slogan: "Disiplinli Almanlar gibi verilen kurallara uymazsanız, nereye gittiğini görün”) verileri girmekten çekinmeyen bir WHO temsilcisi atayarak Pandemi planları oluşturmaktı. Bu durumları kısmen açıklayan DSÖ'den bir rapor, şu anlaşılır hale geldiği zaman geri çekildi:
2016 yılından olduğu iddia edilen pandemi planı 2006 yılından idi
ve tarih değiştirilmişti. https://www.dors.it/documentazione/testo/202005/COVID-19-Italy-response.pdf
5. Beşinci yanlış iddia: Çare olarak özgürlüğün kısıtlanması
Son olarak, bireysel veya toplu özgürlük kısıtlamalarının pandemiyle başa çıkmada herhangi bir olumlu etkiye sahip olduğu varsayımı hiçbir şekilde güvenilir değildir.
Aksine, durum bunun tersidir.
Bu, her şeyden önce, yaygın olarak dükkanların ve eğitim ve öğretim merkezlerinin, boş zaman geçirme, dinlence tesislerinin kapatılmasında  (Freizeiteinrichtungen) kapatılmasında  geçerlidir. Epidemiyolojik olarak ;Robert Koch Enstitüsü'nün R-değerinin (bulaştırma değeri)geliştirildiği 17/2020 numaralı bülteninine bakıldığında,  14. Sayfadaki 4. Resimde kapanmanın gerçekleştirildiği 
 23 Mart 2020'den önce bulaştırma oranının 1'in altına düştüğü açıkça gösteriliyor. Stefan Homburg buna erken ve haklı olarak işaret etti (örneğin bkz.28 Haziran 2020 tarihli tweet'i https://twitter.com/shomburg/status/1277197624186208257?lang=de
 ve 21 Nisan 2020'de WELT'deki konuk  yazar olarak  yazısı,
https://www.welt.de/wirtschaft/plus207392523/Uebersterblichkeit-sinkt-Fuer-denLockdown-iegen-der-Regierung-die-Argumente-aus.html)
Robert Koch Enstitüsü'nün bu gelişmeyi test kapasitelerinin genişletilmesi ile açıklama girişimi bir duman mumunda tükendi. Bu grafiği test sayılarıyla ilişkilendirirseniz netlik kazanırsınız (özellikle yaz aylarında gelişim için bakınız:
30 Eylül 2020 tarihli COVID-19 ile ilgili günlük durum raporu, s.10). 2020'nin başında çok az  test edildi ve çok az sonuç bulundu. Mart ayının ilk yarısında, gittikçe daha fazla test yapıldı ve daha çok sonuç bulundu. Bundan sonra, sürekli olarak yüksek bir seviyede test edildi  ve daima daha az bulundu.
Bu sadece şu anlama gelebilir: Mart ortasına kadar önemli sayıda bildirilmemiş vaka vardı. Virüs, biz fark etmeden Almanya'ya çoktan gelmişti. Ve biz fark ettiğimizde , hoşçakal demek üzereydi. Eylül ayına kadar 2020'de yapılan toplu testlerde, olağan hata oranı vardı. . İlkbaharda enfeksiyon sayısındaki düşüş, enfeksiyonların azalması, temasın azalmasından değil,    ilkbaharda tekrar daha sıcak havaların olmasından kaynaklanıyor.
Kilitleme önlemleri bir şey getirecekse, en sert kısıtlamaları  uygulayan ülkeler en büyük başarıları elde etmeliydi. Bir ülke karşılaştırmasında, ancak böyle bir korelasyon teyit edilemez. Aksine, şu anda sınırlama önlemlerinin etkisizliğini kanıtlayan çok sayıda çalışma var. Ve hatta DSÖ Ekim ayında 91 sayfalık bir taslak yayınladı ve bu taslakta bu tür önlemlerin (okulların kapanması, ilgili kişi karantinası, sosyal mesafe vb.) Griple influenza ile  mücadeleye ne kadar uygun olduğunu açıkladı. Ve bunların hepsi tam da   Corona için geçerli kurtuluş olamaz mı?
Haziran 2020'de Nature'da ortaya çıkan ve kilitlenmenin 3,1 milyona kadar hayat kurtardığı sonucuna varan Imperial College'ın çalışması (Seth Flaxman et
al in Nature 584: 257-261. doi: 10.1038 / s41586-020-2405-7), ilkel hatalardan muzdariptir,
Stefan Homburg ve Christof Kuhbandner Frontiers in Medicine'deki bir makalede
5 Kasım 2020 tarihli yayında bunu  açıkladılar:
(https://doi.org/10.3389/fmed.2020.580361
Nature –Studie   araştırması zaten subjektiftir, 
inanılması mümkün değildir,   çünkü o zaman ne olduğunu bulmak için açık ve şeffaf olarak deneylemlendiğinde,  korku tahminlerini doğrulayayım derken, varsayımlar, tezler kendini tüketiyor.
Ölüm oranının birçok ülkede, özellikle özgürlüğe toplu kısıtlamaların getirilmesinden hemen sonraki zaman pencerelerinde keskin bir şekilde arttığı dikkat çekicidir. Bunu
John Pospichal ayrıntılı olarak çalışmıştır (https://medium.com/@JohnPospichal/questions-for-lockdown-apologists-32a9bbf2e247
Bunun için COVID-19'u açıkça sorumlu tutmak için yeterli gerekçemiz yoksa,  odaklanma ikincil  hasaradır (Colleteralschaeden) ve özgürlüğün kısıtlamalarına yönelmeldir: demanslı insanlar bakımsızlıktan öldü. 
Doğrulanabilir şekilde daha az felç ve kalp krizi oldu.  Evine barikat kurmuş ve kelimenin tam anlamıyla kendi evlerinde çürüyen insanların çürümüş cesetleri bulundu. İntiharlarda önemli bir artış bildirildi. Büyük ölçekte yapılan testler ölümcül sonuçlara yl açıyor
Testlerden, Covid önlemlerinden  dolayı, diğer görevlerini aksatan sağlık hizmetleri çeşitli rahatsızlıkların oluşmasını sebebiyet verdi.  Böylece içme suyu kontrolü tamamen durdu; eskisinden daha fazla lejyonella (akciğer enfeksiyonuna yol açan bir bakteri)ölümü var.
Kamusal yaşamda kesintileri teşvik eden, bu tür kesintileri kararlaştıran ve uygulayan tüm ilgili kişiler, siz Prof. Drosten dahil olmak üzere binlerce canından vicdanen sorumlusunuz.
Ve yaklaşan kış gerçekten yoğun bakım tıbbıyla ilgili çok sayıda solunum yolu hastalığını gün ışığına çıkarırsa, bu COVID-19 tehlikesinden değil, . Corona politikası nedeniyle gerçekleşmektedir. Baharda da vaaz edilen sosyal mesafe, bağışıklık sistemimizi eğitmemizi engelliyor. Ve yurtiçi ve yurtdışından gelen panik raporlarının bombalanması geri kalanına katkıda bulundu:
Anksiyete, insan bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. İmmünsüpresyon, 
enfeksiyonla mücadele için hiçbir zaman uygun bir araç olmamıştır.
Bugünün bakış açısından, eğer bir kişiye kilitleme önlemleri empoze etmek istendiğinde, bu önlemlerin arkasındaki temel  mantığın (flatten de curve) bu arada oluşan gerçek gelişmelerle  tarafından geçersiz olduğu görülmektedir. Epidemiyolog Gérard Krause’nin belirttiği gibi: 
Virüs zaten her yerde (https://www.spiegel.de/consent-a-?targetUrl=https%3A%2F%2Fwww.spiegel.de%2F%3Ffrom%3D404&ref=https%3A%2F%2Fwww.spiegel.de%2Fgesundheit%2Fcorona-masshaben-wie-sinnvoll-ist-die-sperrstunde-a-7d5c63b1-05f4-4ab1-bbf6-%2520b820553ff3ba%3F%2520utm_source%2520%3D%2520pocket-newtab-global-de-DE
Sadece durdurulamaz.
6. Kasıtlı olarak asılsız tecrit iddialarının birbirine kenetlenmesi
Korona önlemlerinin ardındaki yalanların ne kadar bariz bir şekilde iç içe geçtiği ve birbirine bağlı olduğu dikkat çekicidir. Buna bir göz atmak önemlidir, çünkü bakıyoruz
Bu şekilde genel resimde tüm önlemlerin gerçek enfeksiyon süreci dikkate alınmadan sürdürülebilecek şekilde tasarlandığını kabul edin.
.
• Sırf çok bilmişlikten, bir kişinin başkalarına kendi hastalanmadan virüs taşıdığı, varsayıldığı için, SARS CoV-2'yi enfeksiyonunu arayan çok yüksek miktarda  testler  bu patojen üzerinde gerçekleştirildi:
Doktrine göre her birimiz,  ölümcül virüsün taşıyıcısı  olabilir.
• Şimdi, tüm solunum patojenlerinin tekrar aktif olduğu sonbahar ve kış aylarında
Hastalıklar arttığında, SARS CoV-2 çok sayıda insanı da etkileyecektir. Birçoğunda  
virüsler mukoza zarlarının üzerine oturur ve vücut hücrelerine bile nüfuz etmez. Diğerlerinde virüsler vücut hücrelerine nüfuz eder, ama bağışıklık sistemi tarafından öldürülür. Bu insan grupları net çoğunluğu oluşturacak. Hepsi için pozitif test sonuçları açıklanacak - ve uzantısız enfekte olanlar için,  üç ay sonra da test edilseler, bu  insanlar daha sonra pozitif test edildiğinde ,onlar "yeni enfeksiyonlar" olarak listelenecek. Soğuk mevsimlerde bağışıklık sisteminin virüsü öldürdüğü kişi sayısı artıyor. Bu nedenle, pozitif test sayısı da artacaktır 
sonuç olarak bazı sağlık bakım kaynaklarının kullanılmamasına rağmen
• "Yeni enfeksiyonların" eklenmesi artacak ve bu
politikacılar tarafından daha fazla kısıtlamayı  haklı çıkarmak için kullanılabilir. Çünkü, daha iyi bilgiye karşın, pozitif testler yeni enfeksiyonlarla eşittir,
Bu şekilde ilan edilen "yeni enfeksiyonların" sayısındaki artış, virüsün oldukça bulaşıcı olduğu ve kimsenin bağışık olmadığı yalanını besleyerek tehdit etmekte ve .
sağlık hizmetlerinde çöküş tehdidi oluşturduğu söylenmektedir.
Bulaşma sürecinin şu anda tasvir edilme şekli, kilitlemenin asla sona ermeyeceği şekilde kasıtlı olarak tasarlanmıştır. Bu tür bir veri işleme ve veri sunumu hızlı bir şekilde durdurulmazsa, hepimiz bir sonraki adıma geçip önümüzdeki İlkbahara kadar  kilitleneceğiz. . Bu ekonomik durum ile ilgili  için değil sadece , aynı zamanda için
nüfustaki yalnızca  yukarıdaki gibi kabataslak sayılan sağlıkla ilgili gelişmelerden  etkileniyor herkes,siz  bunun dışında kalamaz, ve düzeltemezsiniz..
III. Kişisel sorumluluğunuz
Yukarıda sıralanan yanlış bilgilerin önemli kısımlarını siz kendiniz kasıtlı olarak verdiniz.
1. Temel dokunulmazlık sorunu üzerine
NDR podcast'lerindeki ifadelerinizde, SARS CoV-2 ile eski SARS virüsü arasındaki genetik ilişkiye kendiniz işaret ettiniz. Bunun dışında  
Nüfustaki bağışıklığın ne kadar büyük olduğu sorusu, .insan organizmasının patojeni ne kadar tanıdığına bağlıdır..
Ancak 18 Mart 2020 tarihli NDR podcast'inizde Almanya'nın 
üstel büyümenin yükselen kanadında  bulunduğunu iddia etmektesiniz.(koronavirüs
Güncelleme No. 16, transkript s. 2) ve diğer podcastlerdeki karşılaştırılabilir formülasyonlar
kullanmışsınız (yukarıya bakın), o zaman bu belirsiz bir iddiadır. 
Siz mutlaka biliyorsunuz,  virüsün yeni olması iddiası ile   ilgili  ve iddia edilen bağışıklık eksikliği için yüksek düzeyde kanıt sağlanması gereklidir. (yani, üstel bir yayılma için bir ön koşul). Hukuki  bir bakış açısına göre, karanlıktaki iddialar koşullu niyetin gerekliliğini karşılar.
Sizin temel bağışıklığın  bilinip yayılması için halkın  - sağlam temelli – umuduna  dayalı hiçbirşeyi araştırmamış olmanız. dikkat çekicidir..Bu her şeyden önce sürü bağışıklığı için geçerlidir (örneğin bkz.
24 Haziran 2020 tarihli NDR podcast'i, Coronavirus Güncelleme No. 49, transkript s.9: Bize
Sürü bağışıklığı hala çok uzakta; 5 Mayıs 2020 tarihli NDR podcast, Koronavirüs Güncelleme No. 38, transkript s. 2 :  Halkın:% 70'inin sürü bağışıklığına ulaşmak için bağışık olması gerekir,ve o zaman bile enfeksiyonlar durmaz, bu sadece zirveydi, ancak - sonuçta kabul edilir ki  - diğer faktörlere de bağlı olarak % 70'in altında elde edilebilir; 20 Nisan 2020 tarihli NDR podcasti, Coronavirus Güncelleme No. 33: sürü bağışıklığına  hiç de yakın yaklaşmadık). ama aynı zamanda T-hücre bağışıklığı için: Burada farklı araştırma sonuçlarına atıfta bulunuyorsunuz, ancak bir T-hücresi bağışıklığının % 30'luk bir
diğer insan korona virüsleriyle önceki karşılaşmalardan oluştuğu görüşünü doğru bir sav olmadığını söylüyorsunuz  (Ş.Ş. notu: Prof. Drosten başka konukların da nisan ayındaki o başka bir televizyon programında, Çocuklarda bulaştırmanın az olduğunu, bunun nedeninin de belki daha önce geçirmiş oldukları Corona virüsünden dolayı olabileceğini belirtmişti
(13 Ekim 2020 tarihli NDR Podcast, Coronavirus Güncelleme No. 60, transkript s.7). Aynı noktada (ibid. Transkript s. 2) immünolojik olarak virüse karşı korumalı olmadığımızı iddia ediyorsunuz.
Sizin savunduğunuz bulgular dışındakini göz ardı edip, temel bağışıklığın uzun zamandır var olduğunu görmezden geliyorsunuz.
Semptomsuz bulaştırma tehlikesi
Bu noktada, özellikle ciddi ve önemli bir suistimale dayalı bir yanlış davranış  yükü altındasınız . Açıkça söylemek gerekirse: Çin kaynaklı semptomsuz olduğu iddia edilen enfeksiyon kaynağının aslında çok semptomatik olduğunu kendiniz anladıktan sonra,
sadece siz ve ortak yazarlarınız için bunu açıklayarak verilen reaksiyon yeterli olurdu, ve bahsedilen örnek olay incelemesini hemen geri çekmiş olmalıydınız. . Bu çalışma New England Journal of Medicine'de Editöre mektup olarak gitmeyip, yayınlanmamalıydı. 
Çalışma şu anda 1000'den fazla kez alıntılanmıştır. Yani bu şekilde gerçek kanıtlara dayalı olmayan  bilgilerin yayılmasına yardımcı oldunuz. 
Görünüşe göre, insanların SARS CoV.-2 ile semptomsuz birbirlerine bulaşabilecekleri şeklindeki kasıtlı yanlış iddianıza veda etmemişsiniz. 
1 Kasım 2020'de ZDF'ye (https://www.zdf.de/nachrichten/panorama/coronavirus-drosten-ostern-100.html
 herkesin diğerine böyle bakması gerektiğini söylediniz;
“kişi kendisi enfekte olmuş gibi davranır ve başkalarını kendisinden korumak ister; aynı zamanda diğerinin enfekte olduğunu ve kendinizi ondan koruduğunuzu varsaymalıdır.” Bu şekilde, toplumda giderek artan bir şekilde saldırganlığa ve vahşete yol açan bir zihin tavrına sahip olunmasını körüklediniz: herkes herkesi yalnızca virüs taşıyıcısı olarak görür. Ve açıkça bunun doğru  olduğunu düşünüyorsunuz.
3.PCR testine dair
Yakın zamana kadar, bir PCR testi kullanarak COVID19 teşhisi konusundaki mevcut uygulamayı savunuyordunuz. Laboratuvar tıbbına çok aşinasınız, bu zaman zarfında
PCR testinin. Çoğalabilen virüsler ve cansız virüs parçaları,  ve bulaşma ile enfeksiyon arasında ayrım yapamayacağını bilmeniz gerekirdi. NDR podcast'inde gerçi  CT değeri ile bağlantılı olarak
1 Eylül 2020 tarihli (Koronavirüs Güncelleme No. 54, transkript s. 15),
Test sonucunun önemi viral yüke bağlı olduğunu belirttiniz.. Bununla birlikte, test reaktiflerinin ve makinelerin kalitesinde farklılıklar olduğundan, üst limit olarak Ct = 30'un ayarlanmasına karşı çıktınız. Siz de böylelikle Kabul ediyorsunuz bir 
pozitif test sonucu başka  pozitif test sonucuyla aynı değildir. Bu sonuca göre; 
Böyle bir testin sonucuna göre  teşhis konulamaz. . 
Ama sizin  o zaman  peki eylüldeki ifadeleriniz  ne olacak?
2020'den 7 Mayıs 2020'ye (Koronavirüs Güncelleme No. 39, transkript s. 3)
Ct = 25'i “sihirli sınır” olarak savunan bir çalışmaya işaret etmemiş miydiniz?
Aşağıdaki düşünce biçimiyle de  yanlış pozitif orandan şüphe uyandırıyorsunuz
(bkz. 2 Eylül 2020 tarihli Berliner Morgenpost, https://www.morgenpost.de/webwissen/article230318584/Falsch-positive-Erresult-bei-ausgeweiteten-CoronaTests.html
Çoğu zaman  ikinci bir test yapılır ve bu nedenle özgüllük 
% 99,99 olur , yanlış pozitif sonucu neredeyse imkansızdır, bu  şekilde siyaseti ve halkı kasıtlı olarak yanlış yönlendiriliyorsunuz. Çünkü ikinci testin yapılmasının sebebi  tam olarak yanlış pozitif sonucu elemek istediğiniz içindir. Bunun anlamı:
İkinci test negatifse, test sonucu da negatiftir veya  anlamlı değildir, ancak hiçbir şekilde  pozitif değildir. Ancak bundan kaçınılmaz olarak şu  ortaya  çıkar: İkinci test
yanlış pozitifse, tüm test yanlış pozitiftir. Ve aynı zamanda; birinci test yanlış ise 
 ve ikincisi gerçek pozitifi gösteriyorsa aynı durum sözkonusudur.  Bunun için her iki testin de pozitif olması gerekir ki tüm test sonucu pozitif olsun. . İşte bu yüzden her iki testin de gerçekten pozitif olması gerekiyor ki, böylece tüm test sonucu gerçekten olumlu olarak kabul edilebilir.
4.Kilitleme(lockdown) önerileriniz
Zaten 18 Mart 2020'de podcastde (Coronavirus Güncelleme No. 16, transkript s. 2) 
siz şiddetli ve keskin bir müdahale olmasını talep ettiniz. (ki bu sadece politik bir müdahale olacak)
SARS CoV-2'nin iddia edilen üstel yayılma oranın durdurımak için bunun gerekli olduğunu belirttiniz.   Ve 28 Ekim 2020'de ikinci kilitlemeye karar verilmeden kısa bir süre önce,
27 Ekim 2020 tarihli NDR podcast'inizde  (Koronavirüs Güncelleme No. 62):
vaka sayısı göz önüne alındığında politikacılara geçici bir tecrit önlemi alınmasını önerdiniz
(ibid. transkript s. 5); bu sadece belirli sayıdaki vakada  uygulanır, dediniz.
(ibid. transkript s. 6). Bunu yaparken, bugünün ilkbahardaki lockdownlarla  düşük insidans rakamlarına  dikkat çektiniz, Robert Koch Enstitüsü'nün figür ve grafiklerinin bile bu analizi desteklemediğini çok iyi bilmenize rağmen, 
Bu "vaka sayıları ", teşhis amaçlı uygulanan PCR testleri sonucundan başka bir şey değildir, değeri yoktur  ve önemli bir kısmı gittikçe daha fazla test edilmesinden dolayı ortaya çıkmaktadır.. 
Son birkaç haftada pozitif test sonuçlarının  test sonuçlarının  yükselmesi , manipülasyona yatkın Ct değeri açısından hiçbir şey açıklamıyor.  7 Mayıs 2020 deki Podcast'te kendi sunumunuzda, gerekli döngü sayısı arttıkça bir PCR testinin anlamlılığının ne kadar azaldığını tam olarak bildiğiniz, görülmektedir. Yine de   vlaaka sayılarının ne şekilde oluştuğunu sorgulamadan ikinci bir kapanmayı önerdiniz.
Yani siz  çok iyi biliyorsunuz ki,  işletmelerin varoluş tehdidi oluşturan kapanması, saf hava rezervasyonlarına göre??(tercümeyi beceremedim) -yani sayılar temelinde,-- hiçbir şekilde (tamamen bilim dışı olarak görülmelidir) bariz hata kaynaklarından arındırılamaz. Aynısı 
 özgürlük üzerindeki diğer kısıtlamalar - sokağa çıkma yasağı getirilmesi ve . 
"Corona alarm seviyesi " kırmızıya döndüğünde, daha sıkı maske gereksinimi için de geçerlidir. Ve bu istenmeyen gelişmeleri durdurmaya çalışmadınız , aksine cesaretlendiriniz.
Ayrıca. 6 Ekim 2020'de ZEIT ile yaptığınız bir röportajda,   anlamsız bir şekilde vaka sayısının üst üste  eklenmesini ve tamamen keyfi 7 günlük insidans değerlerinin politik olarak belirlenmesini savundunuz, çünkü  "yeni enfeksiyonlar" un gelişimini  erken bir aşamada fark edilebileceğinizi savundunuz (https: // www.zeit.de/wissen/2020-10/christiandrosten-corona-masshaben-neuinfektiven-herbst-winter-covid-19/komplettansicht

Zaten siz bilerek yanlış bir şekilde pozitif bir testi yeni bir enfeksiyonla eşitlediğiniz için, bu ifade yalnızca sizin düşüncenize göre, böyle bir denklemi tercih ettiğinizdendir.  
 Ama  bu şekilde "yeni enfeksiyonlar" - yani pozitif test sonuçlarının sayısındaki artışın tüm  enfeksiyon süreci ile ilgisi yoktur.
Genel olarak, gerçek oldukça farklı: Virüs değil, yalnızca hava rezervasyonları katlanarak yayılıyor. Virüsün kendisi tüm alana yayılamaz - tam olarak çünkü yayılma uzun süredir ilerledi ve temel bağışıklık popülasyonda uzun süredir mevcuttur.
Korona önlemlerinin ikincil hasarı mutlaka biliyorsunuz..Bununla birlikte, önlemlerin insan yaşamına yönelik diğer tehditlere karşı tartışmaları önemsemeden, 27 Ekim 2020'de yeni bir kilitlenme önerdiniz  ve  kişisel olarak Corona önlemlerinin neden olduğu tüm hasarlardan müştereken sorumlusunuz.
 14 Mayıs 2020 tarihli NDR podcast'inde (Koronavirüs Güncelleme No. 41, transkript s. 4) o kadar alaycı bir değerlendirme ile  ifade ettiniz ki, onu burada tam olarak aynı metni yeniden yayınlıyoruz. 
"Bu birkaç on binlerce kişinin ölümü , şiddetli bir grip mevsimi gibi bir şey olurdu.
.Ancak bunun, diğer yıllara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek bir ölüm oranıyla karşılaştırılacağına inanıyorum. Bu, sağlığa olan ikincil zarar, çünkü insanlar hastalıktan dolayı hastaneye gitmiyor. Bu, tüm senaryolarda mevsimsel griple bir karşılaştırma yapamayacağımız anlamına gelir, ancak bunlar doğrudan virüsün neden olduğu saf vakalardır. Ve bu aşırı ölüm oranıyla yaptığımız şey değil, gribe oranla önemli ölçüde daha yüksek bir ölüm oranına sahip oluruz. " (“yani mevsimcel influenzadan çok daha tehlikelidir” demiş Drosten. daha önce de influenza tanındığı, hafife alındığı için, bu virüsüun de influenza gibi görülmesinin tehlikeli olabileceğinin, bundan dolayı insanların teste, hastaneye gitmekten çekineceğini belirtmiştir.Corona Ausschuss’un oturumlarında Dr. Wolfgang Wodarg’ın ve diğer uzmanların da belirttiği gibi. Kış grip vakalarının büyük bir kısmı influenzadandır, ama aynı zamanda corona virüsleri de üst solunum yolu hastalıklarına yol açmada yoğundur. (%7-17 çocuklarda- Glasgoz’daki istatistiklere göre. Aynı zamanda virüslerin eşzamanlı olarak vücutta var olduğu. Yani influenza ve corona virüsleri eşzamanlı olabilir.  
Şimdiye kadar genelde corona virüslerinin fazla tehlikeli olabileceği düşünülmediğinden- genelde göğüse inmiyormuş, boğaz, gırtlaktan aşağı inip çoğalmıyormuş. –Corona-Ausschuss’ds Tayland’da hekimlik yapan Dr. Ly’in söylediklerini de ayrıca tercüme edeceğim)
Basit  bir dille: Sadece ikincil hasar olduğunu bilmiyorsunuz, ona sahip oluyorsunuz
Ayrıca korona önlemleri nedeniyle ölenlere corona ölümleri olarak nitelendirilmesi  cüretinde bulunuyorsunuz. 
8 Aralık 2020 tarihli Leopoldina (hükümete danışmanlık yapan bilim eğitim  kurumudur; ) https://www.leopoldina.org/leopoldina-home/   kurumunun bildirisinin  imzacıları arasındasınız.
Bildiriye göre Noel'den sonra sıkı bir kilitlenme önerilir. İddia edilen eylem ihtiyacının açıklaması bile, tüm ortak imzacılar gibi, kendinizi kanıta dayalı bilimin ilkelerinden tamamen uzaklaştırdığınızı gösteriyor:
"Son 7 günde koronavirüs yol trafik kazalarıyla  nedeniyle 2019'a kıyasla daha fazla insan öldü
.
Belirleyici faktör "ile" edadıdır "An" = den, dan  .  edatı kullanılmaz.
corona ile  öldü, corona’dan öldü ayrımının yapılması baştan beri istenmektedir, Hamburg’da Robert Koch enstitüsü önermemesine rağmen otopsiler gerçekleştiren Prof. Püschel, da bunu sıkça dile getirmiştir. “Corona, Fehlalarm” kitabının yazarı mikrobiyolog, enfeksiyon empidemiyoloğu Prof. Sucharit Bhakdi de mart ayında  Başbakan Angela Merkel’a yazdığı açık mektupta bunu dile getirmiştir.Bununla birlikte, makalenin yazarları ölümler hakkında konuşurken SARS CoV-2'nin nedenselliğinin kanıtlanmamış olduğunu söylüyorlar. Metnin geri kalanıyla bağlantılı olarak .Bu paragrafta - klinikler kapasiteleri sınırında, sağlık otoriteleri aşırı yüklenmiş vb. – gibi bir çerçeveleme ile , sorunun kliniklerde COVID-19 ile ilgili olduğu algısı da oluşturuluyor.  bir şeyler yapmak. Durumun böyle olmadığına daha önce değinilmişti, mektubun 4'ü bölümünde değinilmişti.  Böyle bir yaklaşım, uzman siyasi tavsiye gerekliliğinden ışık yılı uzakta. Makalede Almanya ve İrlanda arasındaki "yeni enfeksiyonlar" karşılaştırılmakta ve , bu yine pozitif PCR testlerine dayanmaktadır ve test sonuçlarını yorumlamak için yeterli veri olmadan hiçbir ifade etmemektedir,  ayrıca enfeksiyon süreci hakkında hiçbir şey söylemiyor.
Podcast'te geçici bir mini lockdown sözde faydalarını öne çıkardınız. 
27 Ekim 2020 (Coronavirus Güncelleme No. 62, transkript s. 5 f.): 
Böyle bir önlem, topraklama yapmak için bir devre kesici olduğunu kanıtlayabilir
virüse kaybetti. O zaman bile herkes için net olmalıydı
orada kalmazdı - tam da çünkü kitle testlerinden eklenen vaka sayısı her zaman gerçeğe karşılık gelmeye bile başlamayan bir enfeksiyon sürecini simüle edecektir. Şimdi, Leopoldina makalenize göre, 10 Ocak 2021'e kadar sıkı bir tecrit, kurtuluşu getirecektir. Şimdi bunu kimin yapması gerekiyor?
Yapay olarak oluşturulan enfeksiyon sayılarının 11 Ocak 2020'den itibaren  tekrar düşeceğine 
İnanılacak mı? Robert Koch Enstitüsü, 45/2020 Sayılı Epidemiyolojik Bülten'de yayınladı.
(orada s. 20) haftalarca ve artan bir eğilimle, değerlendirilmemiş smear örneklerinin laboratuarlarda biriktiğini kabul etti - ki bu, semptomsuz insanların anlamsız toplu testleri göz önüne alındığında pek de şaşırtıcı değil. Bu testlerin sonuçları istenilen herhangi bir zamanda pozitif test sonuçları üretmeye devam etmek için da kullanılacak, ve bundan yola çıkarak 
 nüfusu ve Alman ekonomisini zora sokan nihai yıkım sürüklenilecek.
8 Aralık 2020 tarihli Leopoldina belgesini birlikte imzaladınız. Siz de  
içerikten tamamen sorumlusunuz . Kilitleme önerileri şöyleydi:
Gerçek olsun, haftalarca süren yoksunluktan sonra insanlara kurtuluş sözü vermeyi asla amaçlamadı. (Bu belge, tüm tedbirler için temel teşkil etmektedir. Leopoldina’nın bu tutumunu protesto ederek Tübingenli Prof. Thomas Aigner Leopolda’daki görevinden istifa etmiştir.Leopoldina’nın hükümet içindeki uzantıları da Corona-Ausschuss’da dile getirilmiştir)
Sizler hepimizi  çıkmaza sürüklüyorsunuz - dünya çapında, sadece Almanya'da değil -
Kasıtlı olarak ahlaka aykırı zarar anlamında kasıtlı olarak yanlış tavsiyelerinizle , kalıcı olarak kilitlenme hedefleniyor ve bu nedenle ceza ve medeni hukuk kapsamında tazminat  talep edilecektir.
 
Sayfa 16/18
5. Nedensellik ve isnat
Bu tür bir hasar için kişisel sorumluluğunuzu kabul etmemeniz, mümkün değil. .
 Siz değil, ama seçilmiş politikacılar ve buna uygun olarak resmi   yetkililer, tüm bu mahkumiyet tedbirlerine karar verdiler, diyebilirsiniz. .
Ama daha çok bu  hasar tutarlı bir şekilde işiniz olarak size atfedilmeli. Tavsiyelerinizin siyasi karar vericiler üzerinde belirleyici bir etkiye sahip ve bu karar vericilerin sizi
bu nedenle, SARS'ın riskini kendileri göremeyecekleri için sizi danışman olarak seçtiler ki, 
CoV-2'yi doğru şekilde değerlendirilsin.  Kesin, doğru  bilgi  vermek, her siyasi danışmanın görevi.
Korona durumuyla ilgili yanlış iddialarınızın etkisini gösteriyor.
özellikle mahkemeler  söz konusu olduğunda: ağzınızdan çıkanlar incelenmeden kabul edilmiş. 28 Temmuz'da, SARS CoV-2'nin gerçekten önemli bir yaygınlığının olmadığı bir zamanda, OVG Münster Oberverwaltungsgericht Münster (13 B 675 / 20NE) hala bize tamamen ölçülmeden, sağlık sistemlerinin aşırı yüklenmesini önlemek önemlidir, sonucuna vardı. 
 4.Aralık 2020, OVG Bremen (1 B 385/20) bizi, semptomsuz olarak enfekte kişilerin özellikle tehlikeli olduğuna bir kez daha inandırmak istedi. Bu iki örnek iç karartıcı bir bulguyu göstermektedir:
Hiç kimse - şimdiye kadar - genel nüfusu ve özellikle kilitleme politikasının altında yatan yanlış bilgilendirmeden korumadı.
Ve bu yanlış bilgilerden, yöneticilerin tavsiyelerden sorumlu olan sizsiniz.
Hem cezai hem de medeni olan en çok, kişisel olarak en çok  sorumlu  olan sizsiniz. .
Yukarıda açıklanan hasara ilişkin kişisel sorumluluğunuz vardır,  bu yargısal delil toplama sırasında - politik karar vericilerin korona krizini hedefli bir şekilde kötüye kullanıp enfeksiyondan korunma kisvesi altında bir gündemi Agenda uyguladığı ortaya çıksa bile, ki bunun  (iddia edilen) bir pandeminin kontrol altına alınmasıyla hiçbir ilgisi yoktur ve bu karar vericiler, mesleki uzmanlıklarını yalnızca gerçek niyetlerini gizlemek için yaptıkları işi görünürde meşrulaştırmak için kullanırlar. Çünkü bu durumda yukarıda belirtilen  asılsız iddialarda bulunarak 
§ 830 Abs. 2 BGB, § 27 Abs. 1 StGB'den çok sayıda kişinin zarara
İnsanlara - ve ayrıca müşterimizin hakkaniyetsiz   zararına – katkıda bulundunuz . Bu katkının,  olanlar üzerinde büyük etkisi oldu.
Çünkü
İnsanlar yalnızca hükümetlere ve yetkililere güvendi çünkü
risk değerlendirmesinin bilimsel olarak sağlam olduğuna inanıyorlardı. Ve bu
İnanan  insanlar tam olarak bu  yüzden bu güvene yatırım yaptı (tam doğru kelimeleri bulamadım)  .
Nihayetinde, sağlık yetkililerinin kitle testlerinin yapılıp, sonuçların ortaya çıkması ve temas takibine artık ayak uyduramayınca  ve böylece federal hükümete kaldıraç aracılığıyla bir bahane sunulması sizin  tavsiyeniz nedeniyle Temel Yasanın 35. maddesinin Bundeswehr'i (askeriye) temasları takip etmede kullanmak ve böylece ek olarak halkı korkutmak yoluna gidiliyor. Bundeswehr'in klasik müdahale yönetimi alanındaki bu konuşlandırılmasının hiçbir şekilde Temel Yasaya bağlı olmaması gerçeğinin yanı sıra, önerileriniz çok büyük bir senaryoyu destekledi, büyük endişeye nedenoldu. Federal hükümet, Bundeswehr'in konuşlandırılmasıyla ne kadarileri gidecek?  Bugün insanları takip eden aynı askerlerin (yani enfekte olduğu iddia edilen kişilerle iletişim kurduğu iddia edilen kişiler), federal hükümetin kışkırtmasıyla yarın insanlara daha da kötü saldırılar gerçekleştireceği niyetinden  endişelenmeli miyiz?
IV. Hukuki Sonuçlar
Şimdi el yazısı ile ve ayrıntılı olduğunu iddia etmeden öğrendiğimize göre, tavsiyenize göre, ilaç dışı müdahalelerin neden olduğu zararı listeledik.
Politikaya Corona krizi neden oldu, şimdi müvekkilimizin durumuna bir bakalım
Politikacılara kasıtlı olarak bilimsel temelsiz önerilerde bulunarak veya etkili bir konumdan bu tür önlemler için kampanya yaparak kasıtlı olarak ahlaka aykırı sittenwidrig  bir zarara neden oldunuz ve bu nedenle müşterimize 
§ 826 BGB, zaten meydana gelen zarardan sorumlusunuz.. Ayrıca siz 
kişisel olarak dünyaya verdiğiniz yanlış bilgileri düzeltmek ve bu şekilde müvekkilimizin daha fazla zarar görmesini önlemek için.
Zaten meydana gelen hasar birkaç yüz bin avroyu buluyor. Ve üzerinde
müşterimizin karaoke barının açılmasına izin verilmeyen her gün
hasar bu devam ediyor. Müşterimiz adına 
50.000 € tutarında kısmi bir meblağ talep ediyoruz. Müvekkilimizin bu tutarı elimize ödemesi için antetli kağıtta belirtilen banka hesabı müvekkilimize, yetki alma yetkisi bir avukat tarafından sigortalanmaktadır. Tarihine kadar ödemenizi bekliyoruz
22.12.2020
Müvekkilimiz, bunun ötesine geçen iddialarda bulunma hakkını saklı tutar
başlangıçta talep edilen miktarı aşabilir.
Siyasetten sorumlu kişilere ve kamuoyuna yapılan aşağıdaki ifadeleri de düzeltmenizi rica ediyoruz:
• SARS CoV-2'nin bunu yapabileceğine inanmak için hiçbir neden olmadığını netleştirin.
kontrol edilemeyen sayıda ölüme ve yoğun bakım hastalarına neden olur!
New England Journal of Medicine, Jan.
Dahil olduğunuz ve asemptomatik bir enfeksiyon riskini kanıtlaması beklenen Mart 2020, yanlış veri tabanına dayanmaktadır ve bu nedenle
çoktan geri çekilmeliydi!
• Pozitif bir PCR testinin aktif enfeksiyonu tespit etmediğini açıkça belirtin
ve bu nedenle tek başına bir COVID-19 teşhisi koymak için uygun değildir!
• Toplu özgürlük kısıtlamalarının, yayılmanın yayılmasını kontrol altına almak için herhangi bir şey yapacaklarını garanti etmediğini açıkça belirtin.
bariz bir şekilde büyük ikincil hasara neden olur!
Ayrıca gelecekte sizden aksi yönde herhangi bir beyanda bulunmaktan kaçınmanızı rica ediyoruz. Siyasetçilere artık bilimsel olarak yetersiz bilgi verilmemelidir. Ve halk artık bu tür bilgilerden dolayı rahatsız edilmemelidir.
22.12.2020
Bu mektuba ekli sona erme ve vazgeçme beyanını ve yükümlülük beyanını sunun.
COVID-19'un kasıtlı olarak yanlış risk değerlendirmesini sürdürdüğünüz her gün, işleri yalnızca daha da kötüleştirdiğinizi anlayın -
Bu ülkedeki sayısız insan için, ama aynı zamanda kendiniz için. Çünkü biz bu olacağız
Mektubu müşterileri temsil etmek isteyen tüm meslektaşlara ulaştırmak,
Corona önlemleri sonucunda zarar gören Yukarıda yapılan talebimize uymazsanız, yasal bir anlaşmazlık kaçınılmaz olacaktır. Bu anlaşmazlığın bir parçası olarak, tecrit ile ilgili tüm gerçekler, adli delillerin konusu olacak.
Daha fazla soru için hazırız.
Saygılarımla. 

Dr.Rainer Füllmich

Not; Bu durumla ilgili Prof. Drosten avukatları kanalıyla harekete geçmiştir.

https://2020news.de/drosten-stellt-sich-dem-kampf/

Prof. Drosten’ın PCR testlerini ortaklaşa birlikte geliştirdiği firma TIB-Molbiol un sahibi Olfert Landt pozitif test sonucu olanların muhtemelen yarısının enfekte olmadığını belirtmiştir. https://2020news.de/drosten-partner-landt-viele-infizierte-nicht-infektioes/

Ayrıca Prof. Drosten’ın hazırladığı PCR testleri, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tavsiye edilmiş, Almanya dışında başka ülkelerde de bu testler kullanılmış. Bu testlerin 45 döngüye göre ayarlandığı, ve özellikle 30 döngüden sonra yanlış pozitif sonuç verdiği ortaya çıkmıştır.

Prof. Drosten’ın ayrıca PCR testleri kitlerine de temel teşkil eden yayın kurulunda olduğu bilim dergisinde yayınlanan araştırma raporuna göre, 22 bilim insanı bu çalışmada birçok hata olduğunu bulmuşlardır.

Kısa bir zamandan beri Corona-Ausschuss’un bir yayın organı şeklinde hareket eden 2020newsda dava ile ilgili yazı: https://2020news.de/die-drosten-bombe-und-ihre-folgen/

Ayrıca bilindiği gibi bu yıl Alman Cumhurbaşkanı tarafından Prof. Drosten’a bilim liyakat nişanı verilmiştir.

Prof. Drosten ile ilgili rubicon-news’ın da desteğiyle “meine Pandemie mit Professor Drosten” diye bir kitap yayınlanmıştır. KenFM’deki yazar ile röportajın linki: https://kenfm.de/meine-pandemie-mit-professor-drosten-rubikon/

Bonn Üniversitesinden Prof. Drosten’ın Charite Berlin’e atanmasıyla boşalan yere Prof. Hendrik Streeck geçmiştir ,Heinsberg araştırmasını yapmıştır(yüzeylerden virüsün bulaşmadığını ve ölüm oranının Johns Hopkins’in bildirdiğinden çok daha düşük olduğunu, sadece virologların değil, yoğun bakım uzmanlarının, sosyologların, birçok uzmanın birlikte çalışması gerektiğini, monotematik yaklaşılmaması gereğini dile getirmiştir.

Prof. Drosten ise, Prof. Streeck araştırmanın ara sonuçlarını basına açıkladığı için eleştiride bulunmuştur. Robert Koch Enstitüsü ve Prof. Drosten, gerek Prof. Püschel’in gerekse Prof. Streeck’in araştırmalarına konulan tavır ile adeta araştırmaların önünü kapamıştır.

Ayrıca Almanya’da çok iyi işleyen sentinel sisteminden de yararlanılmamıştır. Corona ile ilgili (Corona’dan, Corona ile gibi, ya da hastalık nasıl geçiriliyor) bilgilerin datalarının tutulması gereğini, ve bunu mevcut yapıyla kolay yapılabileceğini savununan sağlık müdürü görevden alınıp başka bir göreve gönderildi)

Son blok yazılarımda bu konular, çeşitli grafiklerle ele alınmıştır.Faydalınılacak linkler de bulunmaktadır.. https://www.sulesenol.com/egitim

Corona-Ausschuss’dan birkaç avukatın da Dr. Rainer Füllmich’in de bulunduğu, “die Basis” adında bir parti kurulmuştur. Ayrıca küçük küçük partiler kurulması hedeflenmektedir, bu alanda “team Freiheit” partisi örnektir.

Weimar mahkemesinden Corona tedbirlerinin ORANTISIZ, ZARAR VERİCİ, İNSAN ONURUNU zedeleyici olduğuna dair detaylı gerekçeli karar vardır .Fakat bu tek bir hakimin verdiği karar olduğu için muhtemelen emsal karar teşkil etmesi olasılığı düşüktür. Maalesef Almanya’da birçok anayasal hak askıya alınmıştır.

Hukukçular çeşitli şekilde bir araya gelip, Almanya’da tedbirlere itiraz etmekte, kamuoyunu aydınlatmaktadır. Aerzte für Aufklaerung avukatların birararaya gelmesi ile oluşmuştur. Şimdilik 150 avukat aktiftir.

Ayıca sadece Almanya’da değil, ABD ve Kanada’da, Avusturalya’da da davalar açılmaktadır. Kaliforniya’da da avukatlık yapan Dr. Rainer Füllmich ABD’de Robert F.Kennedy jr. un kurduğu Childrens Health Defance ile birlikte çalışmaktadır.

Corona-Ausschuss’da konuşulanları, raporları, haber ve makale şeklinde de yayınlayan, bazı haberlerin birçok dile çevrildiği sayfayıkurulduğu günden beri takip ediyorum. Şimdi de türkçe tercüme desteği vermek için yazdım.İlgilenenler Türkçeye çeviri desteği için başvurabilirler. https://2020news.de/

Bunun dışında bence önemli bir sayfa da, Paul Schreyer’in kurduğu multi-polar magazin. https://multipolar-magazin.de/

Ve en önemli kaynak: https://corona-ausschuss.de/

Şule Şenol 4.2.2021

Not: Dr. Rainer Füllmich’in Prof. Drosten’a yazısının tarihi 15.12.2020 dir. Tercümeyi ben gönüllü olarak bir araştırmacıya yaptım, yeni davalar için temel teşkil etmesi için benden istedi. Fakat başta bu konuyla ilgili çalışan doktorlar, bilim kurulu, hukukçular olmak üzere, Almanya, Avusturya, İsviçre gibi ülkelerde olan bitenden, araştırma, rapor ve davalardan haberdar olması lazım, ilgilenenlerle öğrendiğim diğer bilgileri de seve seve paylaşırım. Birçok bilgi de zaten bloğumda var.

Coronaloji.com ve coronagercegi.com gibi siteler de önemli paylaşımlarda bulunuyor, ama çok daha fazla bilginin, kaynakları ile birlikte gerekli yerlere ulaşması için çaba sarf etmeliyiz. Bu da bizim sorumluluğumuz.

Şule Şenol

https://www.sulesenol.com/post/%C3%B6nemli-corona-ausschuss-prof-drosten-pcr-asemptomatik-davalar

.

Corona gündemi  “Arkası yarın” yazı dizisi -1

Corona gündemi “Arkası yarın” yazı dizisi -1


Önce bir özür ile başlayayım. Bir erteleme özrü. Edindiğim bilgileri yazılarımı okuyanlarla paylaşmaya dair bir erteleme, çünkü kanımca bu bilgiler önemli bir ihtiyaç. Yine bir ihtiyaç olan Oyun, oyuncaktan başlayarak , eğitimle ilgili bildiklerimi, dert ettiklerimi paylaşmakta da hep geciktim, ya da doğru bir yöntemle paylaşamadım. Hatta T-istasyonunu da anlatan interaktif sesli kitabı bir türlü yayınlatamadım, seslendiremedim . Aradan 8 yıl geçmesine rağmen, sürekli ertelendi.

Ama şu durumda gündemim, herkesin gündemi ile aynı. Corona ile birlikte yaşamda değişenler, değişecekler, kaygılar, acılar…Ve onun için her ne kadar bloğumdaki eylül sonundaki bir yazımda “oyuna, oyuncaklara, insana iyi gelenlere geri dönüyorum “ desem de, bu ortak MESELE mize öğrendiklerimle katkıda bulunmaya tekrar hız vereceğim, zaten gece gündüz benim beynimi meşgul edenleri paylaşmazsam rahat edemeyeceğim.

Corona ile ilgili bu blogda mayıs ayından beri yazıyorum, esasında günü birlik veya haftalık öğrendiklerimi paylaşsaydım, herhalde bu kadar çok birikmezdi, çok daha da faydalı olurdu. Karşımda birileriyle, bir araştırmacı gazeteci gibi paylaşımda bulunmak istedim, ama o birii, birileri pek de karşıma çıkmadı.

Youtube gibi bir video kanalından paylaşımı niyetlendiysem de, hem de biraz ekranda tek başıma konuşmak çok zor geldiğinden, ve youtube’un eleştirel birçok videoyu sansürlemesinden, kaldırmasından dolayı onu da erteledim.(Benim de nisan ayı başında “bir izleyicinin ses kaydı diye Corona gerçeğinde yayınlanan ses kaydım silindi) (1)

“Pandemi döneminde eğitim” ile ilgili arkadaşım Doç.Dr. Senem Göl Beşer ile katılımcıların da değerli katkılarının olduğu bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu zoom söyleşisinin ses kaydını yeni açmış olduğum bitchute kanalına ekledim. Özellikle eğitimcilerin, anne-babaların, psikolog-pedagogların dinlemesini isterim tabii. (2)

Bunun dışında ” Coronaloji-maskesiz bllim “diye bir sayfa açıldı, sosyal medya hesapları da var, orada da sevgili Asena Devlet ile bir podcastimiz oldu. Lütfen dinleyin. Esasında tüm tedbirlerin, yasakların temelini oluşturan PCR testlerini de irdeliyoruz (3)

Salgın ile ilgili bloğumdaki ilk yazımı ise mayıs ayı başında Corona tedbirlerine karşı ilk büyük protestonun ardından yazmıştım. Ardından da birkaç yazı paylaştım. (4)

Yazarken de konuşurken de, şöyle bir zayıf noktam var: Karşımdakiler sanki benim de edindiğim birçok ön bilgiye sahipmiş varsayımından hareket ediyorum. Onun için bahsettiğim kişiler, kurumlar, medya kanalları ve oradaki düşünce yapısı, hatta benim düşünce yapım da tabii uzak geliyor insanlara

Sizlere hep oyunda da eğitimde de savunduğum, T-istasyonu adını verdiğim çalışmama da temel teşkil eden , düstur edindiğim birkaç cümlemi aktarmak istiyorum.

K larla anlatıyorum örneğin;

Kendi Başıma Keşfetmeme Yardım Et” Keşfetmem, öğrenmem, yaşamıma katmam için KAYNAK göster, kaynaklara ulaşmama yardımcı ol.

Ama maalesef mart ayından beri kanımca tüm dünyada bilim, artık “KANITa dayalı bilim” den uzaklaştı. “KABULe dayalı bilim” revaçta, yanlış algoritmalar, monotematik düşünce kalıpları ve tedbirlerle, matematiksel modellemelerle, teknokratik bir düzene mahkum ediliyor, hak ve özgürlüklerimizden gönüllü olarak feragat ettiriliyoruz oluşturulan panikdemi ile.

Belirli kişiler (politikacılar, gazeteciler, son dönemde ünlüleştirilen doktorlar) ve kurumlar KAYNAK bile göstermeden, kaynakları ortaya koymadan, kanıtlı, kaynaklı, katkı sunmaya çalışan karşı görüşleri dinlenmiyor, tartışmadan reddediliyor. Uzmanların dediğine göre başlayan cümlelerle KABULe dayalı arkasında hiçbir somut gerekçe olmayan ORANTISIZ TEDBİR lere maruz kalıyoruz. Kayıda, belgeye, kanıta dayalı bilimin kayda geçmemesi için adeta özel bir çaba gösteriliyor.

Sözde bilim insanlarının popülerleştirildiği, ön plana çıkartıldığı, politikacıların, medyanın tecrübeye, somut gerçeklere, kanıta dayalı bilime yer vermediği, bilimsel gerçekleri dile getirenlerin ise ancak özgür medya kanallarında yer bulduğu, ama bunların da youtube, facebook, twitter gibi tekellerin kanallarında videoların, yazıların kaldırıldığı bir dünyadayız artık.

İkinci düsturumu ise uzun yıllardır takip ettiğim sanırım Almanya’nın en ünlü neurobiyoloğu (sinirbilimci, beyin araştırmacısı) Prof. Dr. Gerald Hüther’den aldım.

“Bizim davet eden, esinlendiren, cesaret veren ve harekete geçen, geçiren topluluklara ihtiyacımız var”

diyor Prof. Hüther.

Kişilerin nesneleştirilmediği, (baskılara, dayatmalara, ödül ve cezalarla, yarıştırmalarla maruz kalmadığı, dış kaynaklı ölçme ve değerlendirmelerle etiketlenmediği) özne olduğumuz, birbirimizin potansiyelini keşfettiğimiz, ortak potansiyele dönüştürdüğümüz topluluklara ihtiyaç var. IQ değil weQ yani. Birbirimizi de kendimizi de, anlamaya çalışmamız lazım.

Pekiyi bunun için hükümetler, siyasiler, yerel yönetimler neler yapmalı?

Canları ve canlılığı, güzelliği, hareketliliği korumalı, geçmiş yıllardan, yüzyıllardan beri edinilen yaşam kültürünü, tecrübesini bir kenara atmamalı, eskiyi söküp atmak değil “mevcudu özenle iyileştirmek” olmalı temel çaba, (yani örneğin sağlık sistemini, huzurevleri hizlmetlerini güçlendirmek)

Tarihte ilk defa ortak bir sorunumuz var. Corona pandemisi?? ortak meselemiz.

İşte o zaman dünyada konuya vakıf, araştırmalar yapan, katkı sunmak isteyenlerin söylediklerini , eleştirilerini dinlemek, yazılarını okumak, verdikleri kaynakları incelemek gerekmez mi?. Şayet bazen mesleki kariyerlerini riske atma pahasına katkı sunmaya çalışan doktorlar, gazeteciler, hukukçular, varsa, bunları bilmek, tanımak, onlara kulak vermeyi neden ihmal ederiz, neden hep aynı kaynaklardan bilgi edinmekten vazgeçemeyiz?

Ben de yazılarımla size işte bu 2020 ye damgasını vuran bu kişileri, duruşlarını, ne gibi çalışmalar yapmış olduklarını, tecrübelerini, tereddütlerini, dert ettikleri esas TEHLİKE yi kısaca anlatmaya çalışacağım, Davetim ise kendi başınıza keşfetmeye yönelik, Keşfetmek “üç maymunu oynama” modundan çıkmak gerek. Umut veren çalışmalara, gelişmelere öncelik tanıyacağım.

Pandemi ilanından kısa bir süre önce Almanya’da yaşayan bir arkadaşım “ahşap oyuncaklar bulaşıcı olmalı” demişti. Evet, iyi, güzel şeyler, bulaşıcı olmalı ; yapımı, oynanması, paylaşımı.

Bulaşıcılığı ne yazık ki bu sefer başka bir bağlamda ele alacağım. Ama UMUT vereceğim yine de. Harfleri konuşturmuştum,onları oynatmıştım; birbirimizi dinlemeyi, değer vermeyi, BİRLİKTE hareket etmeyi, umutlarımızın gerçekleşmesi için en önemli adımlar olduğunu anlatmııştım bundan 3 yıl önce. (5) Bir gün oyun, oyuncak ve eğitimi anlatırken gösterdiğim gibi hastalık üzerine takip edeceğiniz, faydalanacağınız kaynakları göstereceğim hiç aklıma gelmezdi.

———-

Önümüzdeki yazı- yazılarımda faydalanılacak kaynakları detaylı olarak size tanıtacağım.

Ajandamda kendi gerçeklerimin, tecrübelerimin anlatımı da var. Lütfen takipte kalın. Ve daha önceki blog yazılarımı da okuyun (sadece Corona ile ilgili değil)önemli gördüğünüz bölümlerini paylaşın, yorum yapın. Unutmayın, herkesin farklı bir katkısı olabilir, insanlık ailesinin en önemli ortak MESELE sinin farkındalık ve zihniyet değişikliği ile iyiye, güzele evrilmesinde herkes işin ucundan tutabilir.

Bir ön hazırlık olsun diye de özellikle Almanca ve İngilizce bilenlere 2 önemli belgeseli öneriyorum. Defalarca izlediğim, bugüne nasıl geldiğimizi de anlatan ilaç, aşı sektörü, Dünya Sağlık Örgütü yapılanmasının enine boyuna ele alındığı belgeseller:

  • Biri 2009 ARTE (Alman-Fransız televizyonu) yapımı “Profiteure der Angst= Korkudan kazananlar, yani nemalananlar” (Bir bölümü Corona gerçeği sitesinde de yayınlanmıştır ), (6)
  • Diğer belgesel ise “Trust WHO?=Dünya Sağlık Örgütüne güvenebilir miyiz?” Oval media 2017 yapımı bir belgesel. Nisan ayında vimeo kanalında izlemiştim, ama vimeo yayından kaldırdı. Bundan sonraki yazılarımda da sıklıkla değineceğim, yüzlerce saatlik Corona Ausschuss’un (Almanya ‘da hukukçular tarafından kurulan Korona komitesi) oturumlarının çekimlerini yapıyor, röportajlar yayınlıyor aynı zamanda Oval Media. Trust WHO filminin tamamını birçok sansürlenen, kaldırılan video da olduğu gibi youtubeda bulamıyorsunuz. Bitchute linki ise https://www.bitchute.com/video/kEn3iVa

Şimdilik bu kadar. Devamı ARKASI YARIN larda

Şule Şenol 30.01.2021

Not: Arkası YARIN dedim, ki en azından günlük paylaşımlara artık başlayabileyim. Bu paylaşımlar kimi zaman sesli olacak. Tekrar erteleme durumumda, beni uyarırsanız sevinirim, ayrıca özellikle teknolojik yardıma ihtiyacım olduğunu belirteyim, bir de yazıların edit edilmesine.

————————————————————————————————————————–

(1) Corona Gerçeği nin sayfasından youtube tarafından kaldırılan video https://www.bitchute.com/video/amF57X2Ok4Ku/

(2) Pandemi ve korkularımız, çocukları, eğitimi ele aldığımız Zoom toplantısının ses kaydı. https://www.bitchute.com/video/1VlgQ1CGTj0E/

(3) Coronaloji, maskesiz bilim deki benim blog yazım olan T lerle Tanı, Teşhisi ve PCR testleri ni ilişkilendirerek ele aldığımız podcastimiz . Düzeltme: PCR testini bulan Karry Mullis’in için sehven Aralık 2019da tarafımdan 47 yaşında öldü denmiştir, doğrusu 74 yaşında öldüğüdür. https://coronaloji.com/podcast/

(4) K lı bir anlatım..Kelimeler, kahramanlar, pedagoji, ve Corona döneminde medya https://www.sulesenol.com/post/k%C3%B6pr%C3%BClerle-korona

(5) https://www.sulesenol.com/post/t-ler-ve-m-ler-html

(6) Profiteure der Angst’dan bir bölüm. https://www.bitchute.com/video/869gNjk0z9EK/

PCR testi, genetik iz sürme testi ise…

PCR testi, genetik iz sürme testi ise…

Kaynak Yeniçağ:
 PCR testi, genetik iz sürme testi ise… – Arslan BULUT

Mucidi tarafından “virüse bağlı hastalıklarda teşhis için kullanılmaz” denilen PCR testi konusunda yeteri kadar bilgiye sahip misiniz?
Opr. Dr. Okan Özdemir, konuyu araştırdı ve kamuoyu ile paylaştı:
* “Resmî TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2019 yılında 435 bin 941 kişi öldü. Ölenlerin yüzde 36,8 i yani 160 bin 426’sı kalp ve damar hastalıklarından, yüzde 18,4’ü yani 80 bin 213’ü iyi ve kötü huylu tümörlerden, yüzde 12,9’u yani 56 bin 236’sı solunum sistemi hastalıklarından kaybedildi.
* Bu en yüksek ölüm nedenlerinin, 2020 yılındaki genel ölüm sebepleri ile örtüştüğü görülmektedir ve geçen yıl bu vatandaşlarımızın tamamı için ‘eceliyle öldü’ tabiri kullanılmıştı. Yanlış mı?
PCR testi ise bir genetik iz sürme testidir, genel amacı babalık ve akrabalık tayinlerinde, kriminal olaylarda genetik delil bulmaktır. Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) testinin mucidi olan ABD’li biyokimyacı Karry Mullis bu değerli buluşundan dolayı 1993 Nobel Kimya Ödülüne layık görülmüştür.
* Ancak Mullis, bu testin özellikle HIV ve diğer virüslerde hastalık tayini için kullanılmasının yanlış olduğunu, yanlış sonuçlar vereceğini ve kullanılmaması gerektiğini beyan etmiştir.
* Ayrıca PCR yöntemi ile testin büyütme özelliğini kullanarak insanda hemen hemen istenilen her şeyi kolaylıkla bulabilme özelliğinin var olduğunu söylemiştir.
* Yani Türkiye’de bir yıldaki ölümlerin yarısından fazlası, basit bir testin yardımı ile herhangi bir virüsten kaynaklanıyormuş gibi gösterilmeye uygundur.
***
*İşte bu test yardımı ile daha önce korona virüsle karşılaşmış, ama klinik belirti oluşturmamış bir şahıs bir süre sonra başka bir hastalıktan hastaneye düşerse, içeriye giren her kişiye olağan bir şekilde uygulanan PCR testi pozitif çıkınca ‘hastalık veya ölüm nedeni, Covid’19 dur!’ denilmektedir.
* Oysa ölüme götüren sürecin ne olduğu ancak ve ancak otopsi yapılarak tespit edilir, etkilenen organlardan elde edilecek örneklerde Covid 19 virüsünün izole edilmesiyle veya edilememesiyle saptanabilir, test ile değil…
* İçinde bulunduğumuz kaotik durum ise günceli takip eden her hekimin, her öğretim üyesinin bilebileceği ancak birçoğunun da oluşturulan ezici algı nedeniyle hakkında gerçek verilerle konuşamaması ve meydanın klasik ve sosyal medyanın ezici çoğunluğuna sahip olan oyun kuruculara ve destekledikleri politikacılarla bilim adamlarına kalmış olmasından kaynaklanmaktadır. 
***
* Geçen yıllarda olağan şekilde on binlerce vatandaşımızı hayattan koparan influenza virüsünün bu sezon görülmediği, bu yıl görülen mevsimsel gribin artık Covid 19 olduğu da resmî olarak beyan edilmiştir!
* Kaldı ki bugünlerdeki olağanüstü durumun sorumlusu olarak gösterilen virüs, genel olarak hastalığa yakalananların yüzde 99,96 sının sağ kaldığı belirlenmiş olan bir etkendir.
* Bu etkene karşı acil aşılama programları oluşturulup oldubittiye getirilen aşı zorunluluk yaptırımları da bu bilgilerin ışığında kastını aşan şüpheli girişimlerdir.
* Bugüne kadar oluşturulan algı ile her coğrafyada insanlar, her türlü idari, siyasi, ekonomik düzenlemeye, tedbire ve tıbbi uygulamaya razı olmalarına yarayan bir korku iklimi içinde tutulmaktadır.”
***
PCR testi yaptıranların genetik kodlarının, HES kodu yardımıyla küresel düzeyde kayıt altına alınabileceğini de bu bilgilere eklemek gerekir. Bu verilerle yani genetik kodlarınızla neler yapılabilir hiç düşündünüz mü? Bu bir milli güvenlik sorunu değil midir? 

Arslan Bulut | Yeniçağ Gazetesi

Kaynak Yeniçağ: 

PCR testi, genetik iz sürme testi ise… – Arslan BULUT